LVM Fikret Odağ

NARSİSİZM SORUNU

13.02.2021 14:25

Narsisizm kavramı antik Yunan mitolojik bir kişi olan Narsisse adından geliyor. Fransızcadan Türkçeye girmiş. Latinceye dayanan bütün dillerde kullanılır. Kendi kendine tutkunluk olarak görünen ruh sapıklığı, eşanlamı özseverlik.

Narsisizm kavramı antik Yunan mitolojik bir kişi olan Narsisse adından geliyor. Fransızcadan Türkçeye girmiş. Latinceye dayanan bütün dillerde kullanılır. Kendi kendine tutkunluk olarak görünen ruh sapıklığı, eşanlamı özseverlik.

Mitolojide Nehir Tanrısı Kephisos’un oğlu Narsisse, berrak suya bakınca, aynada kendini görür ve çok beğenir. Kendi kendine âşık olur. Buna kızan Afrodit cezalandırır, cezanın verdiği ezada boğulur ve onu yeraltı çiçeği anlamına gelen Nergis çiçeğine dönüştürür.

Korona krizinde insanın iyisi kötüsü gün ışığına çıktı. Topluma örnek olan birçok meslek gruplarında gönüllü gayret gösterenler var. İyilik yapanlar sayısız, can kurtaran, ilk yardım merkezlerinde çalışan sağlık elemanları gibi.

Fakat bu makalemin konusu aşırı, hastalık derecesinde bencil olanlar. Bu çeşit ruh hastaları, kendileri hasta olduklarını kabul etmezse, tedavi edilmeleri çok güç oluyor.

Sorunu anlamak için başa dönmek gerekir. Bebek doğduğu zaman arzusunu acıktığını, susadığını ağlayarak bildirir. Konuşarak anlatma gücü henüz gelişmemiştir. Bu yaşlarda arzusuna pozitif cevap verilmezse, ruh bozukluğuna adım atılmış demektir.

Sevgi görmeyen çocuk büyüdükçe başarısı, iyi davranışları görülmez, daima itilir ve eleştirilirse yalnız kendini sever. Sevme yeteneği tersine döner.

Gençlik çağında herkesten üstün olduğunu sanır. Oyunda kaybetmeyi öğrenemez, kaybederse kavga çıkarır. Davranışından dolayı sevilmez, yalnız kalınca iç dünyasında öfke ve kin birikir.

Yetişkin olunca eline güç ve fırsat geçerse, çevresindeki insanlara çok zarar verir. Ruhsal bozukluğu nefret duygularını besler. Bir devleti idare etme gücüyle çok insanın canını yakar.

Demokrasinin verdiği imkânları kullanır. Demokrasi seçim demektir. Seçim, seçim kampanyası anlamına gelir. Sürekli düşman üreterek taraftar bulabilir. Muhalifler, gösteri yapanlar gibi.

Okuduğum makalede, psikiyatrist Thomas Auchter örnek olarak eski Amerikan Başkanı Donald J. Trump vermiş. Seçimi bir türlü kaybetmeyi kabul etmemesi ülkeye çok zarar vermiştir. Dünya siyasetinde önder rolüyle dört yılda, gezegenimizde barışa engel olmuştur. Kendi ülkesinde ve dünyada yaptığı nefret politikasıyla çok sayıda insan canı yitirilmiştir.

Aynı ruhsal sorunu olanlar o liderin benliğinde, kendi duygularını besleyenler tarafından desteklenmektedir. Lider olarak inandıklarına koşulsuz itaat ederler. Bu nedenle Kapitol’a yürüyerek maddi zarar vermekle kalmadılar, altı insanın canına kıydılar.

Yeni seçilen göreve gelen Başkan Josef R. Biden, dört yılda yapılan hasarları tamir etmekle uğraşıyor.

Zamanımızda Avrupa’da da böyle ruh bozukluğu olanlar partilerin liderleri seçiliyorlar. Almanya’da AfD,

Fransa M.le Pen, Avusturya’da FPÖ, Macaristan’da Milliyetçiler

Viktor Orban, Hollanda’da Wilders. Polonya, Çek Cumhuriyeti, Belçika, İtalya, Yunanistan ve İngiltere’de nefret pandemisi yayılıyor. Avrupa medya ve basında Türkiye hemen hemen yok sayılıyor. İyi veya kötü hiçbir haber verilmiyor.

Popülist siyasetçilerin düşmanları aynı, sığınanlar göçmen kökenliler, koyu cilt rengi olanlar, Müslümanlar ve Yahudiler.

İngiltere’nin AB üyeliğinden ayrılması ticaret yapanları, üniversite öğrencileri ve diğer Avrupa ülkelerinde evlilik yapanları çok müşkül durumda bıraktı.

Kabahat seçim görevini yerine getirmeyenlerdir. Yanlış protest yapanlardır. Seçime gitmeyince karşıt partinin oy kazandığını anlamayanlardır.

Bu nedenle eski Federal Almanya Büyük Millet Meclisi Başkanı Rita Süssmuth, torunlarına yazdığı mektupta onlara; Dünyayı çılgınlara delileri bırakmayın, diyor.

Aziz Nesin de benzer sözler söylemiştir. “Siz politika yapmazsanız, sizin adınıza siyaset yaparlar.” Demokrasi bireyin katılımıyla yaşar. Hak adalet verilmez, alınır.

Ağlamayan bebeğe mama verilmez.

Araba kullanmak için ehliyet sınavını başarmak zorunluluğu var. Aslında çocuk sahibi olmak için de ehliyet sınavı gerekiyor. Çocuk sahibi olmak yetmiyor, sağlıklı eğitilmezse topluma zararlı vatandaş yetiştirilir. İnsanlığın özlemi barışa ulaşmak ütopi olarak kalır.

Ruh sağlığıyla kalın!

 

İlter Gözkaya-Holzhey

eMail: [email protected]

 

Bu konuda okuduğum kitap:

Rita Süssmuth, Überlasst die Welt nicht den Wahnsinnigen, ein Brief an die Enkel, Bene Verlag, s.16

ISBN 978-3-96340-136-7

Thomas Auchter, Hilfe, Warum streben die meisten Menschen eher nach mehr Macht als nach weniger? ZEIT Magazin Nr. 4, vom 21.1.2021, s. 46

 

 

 

 

 

 

 

 

#

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler