MEMLEKET KOKUSU, MEMLEKET KORKUSU…

23.05.2021 15:07

Yorgun bir akşamüstü…

Gün batımı… Hüznün saati… İçindeki karanlığın dışarı taşması… Sürüklenip geldiğin gurbetin girdabında bir memleket türküsü… Uzun zamandır unuttuğun şeyleri hatırlatıverir… Koşturmacanın, hayatta kalmaya çalışmanın, hayatı kazanmaya çalışmanın çaresizliği içindeki çırpınışlar… Dalgalı bir denizde yüzmeye çalışmak gibidir.  Bazen bırakıvermek, her şeyden vazgeçmek ister insan… İnsanın insana ettiği ile, insanın insana biçtiği hayatta kalma sınırları anlamsız gelir…

Nereden çıkıp geldiği belli olmayan ince bir odun dumanı, sararmış samanların kokusu, kaynayan kışlık tarhananın kokusu, közde pişen kabuklu soğan, parpullanan biberin, patlıcanın burnunuzu sızlatan “Ah keşke…” dediğiniz anların duygusu… Bazen uzaklardaki kıyıları özlemek, bir yosun yığınının, çürümüş dalların, kıyıya vuran dalgaların çağrısı…

Badem çakılı kumsallarda gezinen dalgaların biteviye sesi… Köpüklü suların geri çekilirken hışırtısı, akşam melteminin yanmış bağrınıza dokunuşu… Yanık bir sesle radyodan yükselen hasret ve ayrılık türküleri…

Düşünmeye başlarsınız. Acaba memleketteki erikler açtı mı? Leylekler gel dimi tütmez olan bacaya tünedi mi? Bahçeyi çok mu ot basmıştır? Otlağın kirpisi sağ mıdır? Dolaşır mı baygın gözler ile bahçede? Güller açmış mıdır? Sarmış mıdır kamelyayı asma yaprakları… Çıkrığın ipi çürümüş müdür? Kim temizler şimdi kuyuyu? Kim aktarır damdaki kırık kiremit’i?

Yol geçecek diyorlardı evin kenarından… Acaba bahçeye zarar vermiş midir? Tarlanın sahibi yok diye geniş tutmasınlar sakın güvenlik şeritlerini… Üç kağıtçı muhtar bir kazık atmasın sakın. Yatmasın tarlanın üstüne? Akrabalar ile bir olup ekip biçiyoruz diye kendine ait gibi göstermesin kadastroculara…

Heyhat…

***

Ah be Hasan… Sevdiğin kızı kaçırdı diye neden kurşun yağdırırsın üç günlük damada? Hadi yağdırdın, ölmedi işte, niye kaçarsın jandarmadan? Gurbete geleceğine kalsaydın ya memlekette. Bak, Mustafa’da davacı olmamış işte senden… Burada amelelik yapacağına orada kendi toprağını sürer, bağının şırasını içerdin…

Kader deme bana… Kaderini insan kendi yaratır. Sevda adamı halden hallere koyar. Hiç düşünmedin mi? Madem seviyordu seni, şehirde evi var diye Mustafa’ya kaçacağına sana gelseydi ya? Hem Mustafa bilir miydi bakalım senin onu çok sevdiğini? Belli ki o da sevmiş senin sevdiğini… Sevenlerin arasına girdin be kardeşim.

Korkma memleketin kanunundan be Hasan…

Hakim amcada anlayacaktır senin neler çektiğini. Az bir ceza ile çıkarsın insan içine yine… Bütün köy özledi seni…

Çık gel. Çık gel eğer bir Helga bulmadıysan oralardan… Sahip çık evine, çiftine, çubuğuna… Sahip çık memleketinin toprağına… Kuyunun çıkrığına, halatına, ibriğine…

Çık gel. Memleket kokusunu özledi isen eğer. Memleket korkusu düşmesin gönlüne… Bu memleket bizim… Kaçmakla, uzaklardan bakmakla olmaz bu işler. Çözülmez kör düğümler. Kestirip atmak lazım.

Çık gel be aslan kardeşim. Yarın daha da geç olmadan, Ömür takvimimiz dolmadan…

Çık gel…

Bir dost yüzü öpmek için bile değer mahpusluğa..

Değer Memleket kokusunu yeniden ciğerlerine çekmeye…

Çık gel…

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları