2.4 C
Berlin
10:13 - 10/12/2019
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Adil Hacıömeroğlu

Adil Hacıömeroğlu arşivindeki tüm yazıları ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

HEY ON BEŞLİ, ON BEŞLİ

03:24 - 22/03/2013

”Hey on beşli, on beşli/ Tokat yolları taşlı/ On beşliler gidiyor/ Kızların gözü yaşlı/ Aslan yârim kız senin adın Hediye/ Ben dolandım sen de dolan gel beriye/ Fistan aldım endazesi on yediye
Gidiyom gidemiyom/ Az doldur içemiyom/ Sevdiğim pek gönüllü/ Koyup da gidemiyom (Kavuştak)
Giderim ilinizden/ Kurtulam dilinizden/ Yeşilbaş ördek olsam/ Su içmem gölünüzden (Kavuştak)” Çok bilinen bir Tokat türküsünün sözleri bu dizeler.

1915’te Çanakkale kara savaşları amansız bir biçimde sürmektedir. Cepheye asker yetiştirmekte güçlük çekilmektedir. Yalnızca Çanakkale değil, diğer cepheler de asker beklemekte. Askerlik çağında neredeyse erkek kalmamıştır kentlerde, kasabalarda ve köylerde. Yirmi yaş üstü erkekler cephelerde şehit olmaktalar bir bir. Sıra askerlik çağına gelmemiş çocuk diyebileceğimiz delikanlılara gelir.
Osmanlı Padişahı Sultan Reşat, 27 Mayıs 1915’te bir emir yayımlayarak Rumi takvimle 1315 (1897) doğumluları askere çağırır. Vatanın zor durumunu gören sakalı, bıyığı terlememiş gençler de gönüllü yazılırlar vatan hizmeti için. Koca bir ulus, seferberlik koşularında elinden geleni yapmaya çalışır.
Anadolu ve Rumeli’nin gencecik fidanları cepheye koşarken arkada yavuklularını bırakıyorlardı. O yavuklular da vatanını savunmak için koşan erkeklerinin arkasından türküler, ağıtlar, maniler yakmaktaydılar. İşte, yukarıdaki türkü de 1315 doğumlular askere giderken yakılmış. Üzücü ve acı dolu bir askerlik öyküsünün destanıdır bu dizeler. Savaşmaya giden Hüseyin’le arkasında bıraktığı nişanlısı Hediye’nin yürek yakan öyküsü dile gelir bu dizelerde. Vatan hizmeti için cepheden cepheye koşanlarla vatan hizmetini hiçe sayarak çetecilik yapıp halkı soyanların öyküsü de vardır bu sözlerde. Ersiz kalan köy ve kasabalarda halkın malına, namusuna göz diken; savaşı ganimet, fırsat sayan ihanet çetelerinin yaptıkları da anlatılır bu Tokat türküsünde.
Hüseyin’le Hediye’nin öyküsüne kısaca değinelim. Hüseyin, Tokat’ın Tahtoba köyündendir. Örtmeliönü’nden Hediye’ye sevdalanıp nişanlanır. Tam düğün dernek yapacakken 1315 doğumlu Hüseyin askere gider. Gider de yıllar geçer dönmez. Artık umutlar kesilmiştir sağ salim dönmesinden. Anadolu’da kızlar fazla bekletilmez baba evinde, laf söz olur diye. Babası yaşında zengin biriyle evlendirilir Hediye, lakin bir yıl geçmeden kocası ölünce dul kalır. Bir gün asker kaçağı çeteciler kapısına dayanır. Evini soyup kaçırırlar dağa Hediye’yi. Namusunu kirletir arsız, uğursuz eşkıyalar. Ahali yüzünü çevirir Hediye’den. Hediye de terk eder yaşadığı yeri. Nereye gittiğini kimseler bilmez.
Sekiz yıl sonra Hüseyin döner evine. Usunda Hediye’si vardır. Annesiyle kısa bir söyleşiden sonra Örtmeliönü’nün yolunu tutar sevinçle. Acı gerçeği öğrenir, o da bilinmez bir yolculuğa çıkar. (Öykünün ayrıntılı anlatımı için bakınız. Hulusi Üstün, Türkü Dostları)
Toplumlarda tarihsel bellek yitimi başladığında yozlaşma en üst noktaya çıkar. Değerler çöker, beyin düşünmez olur, yürek kararır, göz görmez, kulak işitmez… Acıyla mutluluk, felaketle utku, iyiyle kötü, dostla düşman ayırt edilemez olur. Halk olarak hangi zorlukları aşarak özgürlüğe kavuşulduğu unutulur.
Hazin bir öykünün anlatımı olan ”Hey On Beşli, On Beşli” türküsü günümüzde anlamına uygun dinleniyor mu acaba? Bu türküyü dinlerken kaç kişi tarihsel bir yolculuğa çıkmakta ve Hüseyin’le duygudaşlık yapmakta. Hüseyin’i bir simge kabul etmeli. Benzer öyküler yurdumuzun her köşesinde yaşandı, yaşanmakta. Sönen ocaklar, vatan için can veren yiğitlerin öykülerini ne tez unuttuk?
Bu Tokat türküsünü söyleyenlerin çoğu, göbek atarak sahnede endam etmekteler. Kimse ”Niye göbek atıyorsun bu acıklı öyküyü okurken?” demiyor. İzleyiciler de söyleyene katılıp ”Şıkıdım, şıkıdım!” oynuyor. Bu türküyü dinlerken kaç kişi Çanakkale’yi düşünüyor? Kaçımız Yemen ellerine yolculuk yapıyoruz hayal dünyamızda? Sarıkamış’ı, Galiçya’yı, Kanal’ı, Irak’, Filistin’i, Suriye’yi; İnönü’yü, Sakarya’yı, Dumlupınar’ı, 9 Eylül’ü ne tez unuttuk? Biz unutuyoruz, ama o cephelerde savaştıklarımız buraları hep anımsamaktalar. Unutan yenilir, unutmayansa yengilerin yolunu açar.

Adil Hacıömeroğlu

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla