13.2 C
Berlin
12:47 - 05/04/2020
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Prof. Dr. Levent Seçer

Prof. Dr. Levent Seçer arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

HAYAT DENİLEN BESTE

17:09 - 26/10/2009

Bu gün farklı bir yazı yazmak istedim, hayatın insanlara çizdiği kaderin yaşanmışlığını anlatmaya çalışmak zorsada,
şimdi ülkemizde hayat denilen bestenin nihavent makamında yazılışını seyrediyoruz aslında, bu şarkıyı yazanlar, sisteme hakim olanlar, dinleyenlerde sessizliğe ve uyumaya alıştırılmış toplum değil mi? İşte hayat denilen bestenin hikayesi.

Aslında hayat denilen bestede herkesin kendisini bulacağı bir çizgi var, insanların yaşamları boyunca kaderlerini nasıl çizdiklerini görmek için ”Hayat denilen bestede” ve yaşanan mekanda kendilerine bir köşe ayırmaları gerekir. Bu besteye adını veren hayatımızın yaşanmışlığını burada belkide birgün yaşlı şair gibi yaşamak solumak bir kader olacaktır.
Sadece duygusal acı çekenlerin birbirine destek verdiği anason kokulu mekana girdiğinde, yine bildik manzarayla karşılaşmıştı genç adam. Kapının eşiğinde kendilerine ayrılan bölümde notalı ağlatan fasıl grubu. Geniş salonun daha karanlık köşelerinde kırık kahkahalar atan kadınları ve yerini çoktan almış olan şair, eskisi yaşlı centilmeni seçmekle hiç zorlanmadı.

Şık bakımlı ve kibar olmaya çalışsa da, yoksulluğun hakim olduğu gözleriyle her şeyi itiraf eden garson,”Hoş geldiniz masanız hazır” diye karşıladı bonkör müşterisini.
Ağlatan notalarla sulandırılmış anason kokularının arasından geçerek oturduğu masası, mekanın en kuytu ve loş yerindeydi. Sadece geceyarısı sarhoşlarını hüzne boğan hüzünlendiren, mutlu aşık görüntülerinin yer aldığı duvar resimleri, henüz ilgisini dikkatini çekmiyordu, beynini kemiren düşüncelerini biran önce anasona meze yapıp onlardan kurtulmak istiyordu.
Masasındaki alemci dekorunun yanına, cebinden çıkardığı siğara pakedini, yanıbaşınaysa, beyninden hiç çıkarmadığı sorunlarını özenle yerleştirdi. Utanmasa şimdi garsonu çağırıp terazi isteyecek, sorunlarıyla 70 liği tartıp ağır gelene kadar boyun eğecekti. Utandı; anasonun dayanılmaz kokusu içindeki duyguları daha da alevlendiriyordu. ”Mutlu musun şimdi” diye sordu kendi kendine.
Beyninin kalbine yönelttiği bu soruya uzun süredir kaçamak cevaplar veriyordu. ”Birde şu suçluluk duygusu olmasa” dedi; yüksek sesle. Sadece duygusal ezilmiş acılanmış dertli çileli hüzünlü insanların birbirlerine sarıldığı acıların paylaşıldığı mekanda tüm diğer insanlar bu sesle irkildiler bir sessizlik kapladı salonu. Dans eden şarkı söyleyen sanatçı bile birden sustu konuşmadı, müziğin namelerine kendilerini kaptırmış herkes adeta donmuş kalmışlardı. Suçluluk yaşamadığı için, birden yaşanan bu mistik atmosferi bozan adam, bu yaşanan sessizliğin ardından dahada şaşkındı şimdi.

Az önce dinlediği mahur beste eşliğinde müjganla ağlaşan yoksul tükenmiş perişan hali yüzünden okunan şairin yanına geldiğini onu ağlamaklı seyrettiğini farketmemişti. ”Kendini suçlama” dedi kısık sesle. Ortamı bozduğu için af dilemeye çalışan yaşlı şair, salonda bulunan ne olup bittiğini anlamak için konuşmaya dikkat kesildi. Yalnız kalpler taşıyan mekan sakinlerinin ruhuna gıda veren notalara, bu sessizliğe eşlik etmek zorunda kaldılar. Daha yolun başındasın. İnsan yaşamın içinde bir sarılmış yumaktır dertlerle beraber, binlerce ilmik bir araya geldiğinde güzel bir kilim olur. Bu kilimde acı vardır göz yaşı vardır yoksulluğun acıların sıkıntıların dertlerin tüm yaşanamamış sevinçlerin sonunda işlenmiş bir hüzün vardır. Yinede dokunmuş bu kilim yaşanası hayatta bir hüzünlü şarkının adıdır. Ama asıl bunları yaşayan ve sonunda bu kilimi dokuyan göz yaşlarını ilmik ilmik akıtan bilir.

Hiçbir zaman değer vermediği tüm parasını hasta karısına şifa bulmak için harcayan tüketen, çocuklarının gözlerine çöken hüznü unutmak için anasona sığınan yoksul çaresiz tükenmiş ama yüreği hala sımsıcak sevgi dolu genç adam, yaşlı şairin sözlerini anlamamazlıktan geldi. Sorunlarını tamda anasona teslim ederken bu hesaplaşmanın hiçte sırası değil diye düşündü.

”Sana baktığımda kendimi görüyorum yaşadıklarımı yoksulluğumu acılarımı hatırlıyorum” dedi yaşlı şair. ”Bu kalbini yüreğini tıkayan sıkıntıdan kurtulmalısın hayatı nihavend makamında bir beste gibi gör. Hiç kimse sevdiği bir besteden sevdiği şarkıların notalarını çıkarılmasını, yada değiştirilmesini istemez. Yaşam dediğimiz şarkıyı besteyi, bütün notalarıyla sevmekten başka çaremiz var mı, çünkü yaşadığımız yada yaşayacağımız başka bir yazılmış şarkı var mı?

Her halinden yaşam konusundaki tecrübesi olduğu gözlenen yaşlı şairin en çok da, az önce sessizliğin koynuna yatan notaların hoşuna gitmişti. Yazılan her bestede tüm ailesini düşündü gözlerinin önünde canlandırdı yaşadıklarını, acıları çaresizlikleri yoksullukları tüm ailesiyle sevdiğiyle yaşadıkları acıları canlandırdı bir bir. Peki yaşam gerçekten bir beste, insanlarda birer notaysa insan neden besteden zevk almıyordu? Anason kokulu mekanda kaderine isyan edenler,neyin peşindeydi?

Sessizliği; yağmur damlacıklarının adeta notaların düşüncelerini onaylayan cama vuruş sesleri bozdu. Küçük damlacıklar olmalarına rağmen biraraya geldiklerinde, barajları doldurarak insana hayat veren bu damlacıklar. Genç adamda umudun yeniden canlanmasına yol açtı, ona yeniden yaşamanın tazeliğini hatırlattı.

Yaşlı şair haklıydı yaşam denilen besteden, küçük ama değerli notalardan zevk almak gerekirdi toparlandı. Zaten bütün bunları düşünürken, yaşlı şair masadaki anasonuna, mekanı dolduran tüm acılanmış duygu yüklü garibanlar, şarkıcının sesiyle notaların dansına çoktan kendilerini kaptırmışlardı. Yoksulluğun gözlerine hakim olduğu şık ve bakımlı garsona yüklüce bir bakşiş bıraktı. O sırada kırık kadın kahkahalarının dansettiği mekadan tam çıkarken bir an, yaşlı şairle göz göze geldiler… Yaşlı şair müjganıyla ağlaşmak için kadehini dolduruyordu dinlediği mahur bestenin verdiği hüzünle.

”İyi geceler”diyen garsonun sesini dahi duymayan genç adam beyninde, yaşlı şairin sözleri yankılanıyordu.

Hayat denilen besteden zevk al, unutma ki; suç kilimin desenini bozan ilmikte değil, kilimi işleyendedir.

Prof. Dr. Levent Seçer

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla