6.2 C
Berlin
07:10 - 09/12/2019
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

İlter Gözkaya-Holzhey

İlter Gözkaya-Holzhey arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

ÇOCUKLARIN DİLİ

00:00 - 12/05/2013

 Bayramlar insan ilişkilerinde sevinci paylaşma, barışma, dostlukları pekiştirmeye hizmet etmeli. Çocuklara hitap eden bayramların en güzeli 23 Nisan Çocuk Bayramı. En güzeli, zira çocuğun benliğine hitap ediyor, senin için. Özgüven artırma, geliştirme bilinçlendirme bu fırsatta değerlendirmelidir.

Yetişkinler bilhassa Avrupa’da ayırımcı çağda çocuklardan çok güzel ders alabilir. Yuva, anaokulu, ilkokul küçük sınıflarda çocuklar arasında ayrımcılık rastlanmıyor. Hor, azınlık dilleri daha değersiz görme ileriki sınıflarda başlıyor. Çünkü öğrenciler yetişkinlerden uygulanan önyargının daha ileri basamağında yasakları önce öğretmeninden, sonra basın ve medyada duyup öğreniyor. Geçenlerde bir gün istasyonda tren beklerken biri sarışın, biri esmer görünümlü dört beş yaşlarında iki çocuğun birbirleriyle çok güzel oynadıklarını zevkle gözledim. Sarışın çocuğun annesi kızgın, esmer çocuğun babası ise benim gibi sevgiyle izliyordu. Çocuklar vücut diliyle konuşuyorlardı.
 
Az duyan çocuk bağırarak konuşur, hiç duymayan çocuk engelinden dolayı dilini, anadili olsa bile öğrenemez. O zaman beyin görevi vücuda yükler. İnsan sosyal varlık olarak ne yapar eder iletişime bir yol, bir araç bulur, alfabeden önce resim ve kabartmalar yaptı.
Durakta yaşadığım olayda egemen toplum diğerine baskı uyguluyor, sen daha az değerlisin, diyor. Sarışın anne hükmeden çoğunluğa ait, ama burası Almanya olduğu için, başka bir ülkede tersi olabilirdi. Annenin kafasında ben o öteki edilen babadan daha değerliyim, çocuğum o çocukla nasıl oynar düşüncesi hakim.
Zaman zaman sınıfta Türkçe konuşan öğrenciye ceza veren öğretmenler duyulurdu. Euro’ya geçilmeden 10 kuruş (Groschen) kumbaraya atılan para cezası vardı. Hatta bu yılın ilk Türkçe yasağı Ocak ayında Bavyera Eyaleti’nde bir okul müdüründen yazılı mektup ile velilere iletildi, yasağa uymayan öğrencinin okuldan uzaklaştırılacağı bildirildi. Belçika’da bir okulda Türkçe konuştuğu için bir öğrencinin ağzına bant yapıştırılmıştır.
O yasağın etkisi yalnız o okulda kalmayacağı şüphesiz. Tüm Türkçe konuşan insanların, bir azınlığın aşağılanması demektir. Dilin içinde barındırılan kültür, adet görenek kimlik öğelerini reddetmek anlamına gelir. Türkçe yasak edilen bir sınıfa veya okula giden öğrencilerin ruhlarında görülen hasarı önlemek, göğüslemek, tahammül etmeyi öğretmek, tedbir almak şarttır. Öğrenmek Güç Verir yayını çok güzel ve önemli. Türkçe yayın yapan özel televizyonlar reklâmla bıktırdıklarından dolayı izlenmiyor.
 
Kısacası bize Almanca Fransızca yayın yapan ARTE gibi iki dilde devlet televizyonu gerek. Bu yayına benzer başka bir yayında azınlık halkına okul psikologları bilinçlendirme, ayrımcılığa katlanma, göğüslenmeyi öğretmelidir. Öğretmenler burada Almanca konuşulur, diyorlarsa sebebini yalnız Türk çocuklarına değil, sınıfın önünde bıkmadan açıklaması gerek. Diğer diller daha az değerli değil, ders dili Almanca olduğu için, demeli. Ama kendisi de Türkçeyi değersiz buluyorsa nasıl açıklayacak.
Yasaklanan dile karşı çocuğun beyni geçici bir çözüm yolu bulur. Benliği çatışmaya girmesin diye kendi benliğini red eder. İleriki yaşlarda protest davranışları, kabul görmeyen çocukluğunu, gençliğine yapılan haksızlığa karşı ya içe dönük davranış, uyuşturucu gibi, ya da dışa dönük kiriminel olaylara çevrilir. Çoğunluğun baskı ve egemen olduğu uzun süren dil yasaklarında azınlığa ait olan çocukların ileride terörist olmaları da zor engellenir. Veya çok çalışarak, kendisine ispat ederek topluma faydalı olup başarıya imza atabilirler. Bütün çocukların bu denli güçlü olması beklenemez.
Bir otobüs şoförü diğer yolcuları geçirirken on iki yaşındaki Volkan’ı durdurup yolcu biletini dikkatle inceledikten sonra geç, der. Çocuk otobüsten iner inmez kendisine negatif ayrımcılık yapıldığını, şoförün onu dürüst olmamakla suçladığı şeklinde algısını anneannesiyle paylaşıyor. Anneannenin burada vereceği cevap çok önemlidir.
Yazarlar köşe yazılarıyla bir fikir ve düşünceyi iletiyor, ailelere yasak ve ayrımcılığa karşı nasıl davranacağı konusunda yol gösteriyor. Bu noktadan hareketle önce göçmen kökenli, sonra ilgilenen diğer politikacılara bu özümlenen problem ve çözüm önerileri götürülmelidir. Onlar kanun yapan, karar veren sorumluları bilgilendirip çıkarılan yasalarda konuyu ele alabilirler.
 ittergh-06-07-a.jpgPlaton’un devlet felsefesini yazmadan önce herhalde Dünya’daki dillerin sayılması imkânsızdı. Devlet baskısı ile ülke dili, Almanca `da “Landessprache” diyoruz, diğer azınlık dillerine hükmetmiyordu. Onun için azınlık dilleri kaybolmuyordu.
TRT-Türk televizyonda bir yayında Nemrut Dağı’nda yerkürede başka hiçbir yerde olmayan dağ çiçeği türleri gösterildi. İşte dil çeşitliliğine böyle bakmalı. Uyum kelimesi gibi söz ve davranışı uymayan eylem ve argümanların arkasına saklananlara fırsat verilmemelidir. Ayrımcılık artık sağlık gibi sektör oldu. Kazananlar silah ticaretinde zarar görmemek adına savaş kışkırtanlarla eş değerdedir. Onlar çoğunluk halkını öyle bir inandırıcı duruma getirir ki, çocuk kendi dilini kökenini kötü, öğrenmeye değerli bulmadığı için istek duymaz.
Kısacası 23 Nisan Çocuk Bayramı Derneği, başarılarını gelecek yılda ayrımcılığa katlanma, göğüslemeye güç verecek paneller, diğer toplantı çeşitleri ile desteklemelidir. Bu etkinlikler elbette tek bir güne sığdırılmamalı.
Çocuklarımızın ruh sağlığına önem verilmezse başarı beklenemez. Ancak mutlu, içi huzurlu, sırtını dayayabileceği güçlü bir aile, ait olduğu güçlü bir azınlık toplumu varsa öğrenir, başarır.
 
Sevgili okurlarım, bu yazıyı yazarken kaynak olarak kullandığım “Die Gaste” baskı gazetesinden bahsetmeden yazımı noktalamak olmaz.
Oldukça bilimsel yazılmış olan bu gazeteyi okuryazarlarımız kaçırmamalı. Dil ifadesinde Türkçesi çok iyi olan okurun anlayabileceği bir gazete. Kanaat öncüleri mutlaka okumalıdır. Bu gazete yukarıda önerdiğim konularda dil inisiyatiflerini panel organizelerinde destekliyor.
Yine bu gazetede okuduğum Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiiri dil öğrenimini çok güzel anlatıyor. En azından üç dil bileceksin, şiirini yazan arkadaşlar olduğu için tekrar yazmıyorum, aslında bu şiiri herkes ezberlemeli.
Bir dil bir insan, üç dil üç insan.
Hoşça kalın!
İlter Gözkaya – Holzhey 
Emekli Öğretmen 
Kaynak ve tavsiye:
“Die Gaste”, iki aylık çıkan baskı gazete, sayı 26, 16 sayfa.
www.diegaste.de

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla