2 C
Berlin
02:03 - 14/12/2019
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

İlter Gözkaya-Holzhey

İlter Gözkaya-Holzhey arşivindeki tüm yazılar ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

ÇOCUĞA DAİR

00:00 - 19/04/2010

 Yavru kuşun dilinden anası anlar. (Atasözü)

Çocuk üzerine düşünceler üretirken ilk aklıma gelen söz ehliyet oluyor. Araba sürerken ehliyet almak zorunda olduğumuz halde, çocuk sahibi olurken bir sınav olmaması tezat teşkil ediyor. Hâlbuki çocuklar bilinçli, sağlıklı ana babalardan dünyaya getirilse, insanlar yetişkin olunca çekecekleri birçok acı ve ızdıraplardan korunmuş olurlar.
Hiç değilse ana baba olunca halk okullarında kurslara katılma zorunluluğu getirilmelidir.
Annenin veya çocuğa bakacak olan ilk kişi ile olan ilişkiler yetişkin iken davranışlarımıza yön gösteriyor.
Her defasında annesini ağlayarak çağıran, dikkat çeken bir bebek ileride her isteğine ağlayarak ulaşmak ister. Etrafımızda bakanlar var, diye alışveriş merkezinde kasanın yanında duran tatlı yiyecekleri her zaman satın alan bir anne hata yapıyor. Zaman zaman çocuğun her isteğini yerine getirmemelidir. Aksi takdirde alışkanlık haline getirir.
Bir annenin küçük çocukla kurduğu ilişki ve gösterdiği tepkilerden ileride diğer insan ilişkilerinde tanımlamayı öğreniyor. Bu yaşlarda çocuğun karakteri oluşuyor.
Terk edildiğini kabul edemeyen bir genç o kadını öldürmeye kadar gidiyor. Eski eşi, nişanlısı veya sevgilisi tarafından öldürülmeye kadar giden davranışlar yalnız Türk toplumunda görülmez. Çoğunlukla erkeklerde görüldüğüne göre, oğul ana ilişkilerinde bebeklik çağına dikkatleri çekmek gerekir.
İntiharlar da aynı davranış biçimidir. Romeo ve Juliya’dan başlar Ferhat ile Şirin’de devam eder.
Çocuklara sınıf gezisinden daha önce, üç yaşından itibaren ana babasından ayrılmayı öğretmek gerekir. Büyük ana baba yanında gece yatısına kalarak başlanabilir.
Üç yaşındaki torunum bizde yattığı zaman ışığı tamamen söndürmeme izin vermiyor. O zaman annemi gelince göremem, diyor. Eğer çocuk üç yaşına kadar yuvaya gitmemişse bu ayrılık daha çok önem kazanıyor.
Çok duygusal bir anda, ayrılmışken hiç bir şey yokmuş gibi davranarak, soğuk ve duygusuz davrandığında da yine çocukla anne arasındaki kurulan bağda bir kopukluk var demektir.
Annesinin davranışlarından yola çıkan çocuk hayata karşı bir bakış açısı geliştiriyor. Hatta gelişim psikologları daha ileri giderek annesine güvenmeyi öğrenmeyen bir çocuğun yetişkin birey olunca dünyayı güvenli hissetmesini mümkün görmüyorlar. Diğer insanlara güvensiz oluyor.
Yuvaya, sonra okula gelen bir çocuk doğru eğitmen ve öğretmene düşmezse sorunlar büyüyor.
 
Durmadan neden, niçin diyen bir çocuk sorularına cevap bulamazsa, keşfetme ve öğrenme merakı durdurulmuş oluyor.
Çocuk beyni hızlı gelişmede olduğundan dolayı önce ağzı ile sonra eli ile dokunarak keşfetme ihtiyacı giderilmelidir. Yuva ve okullarda tekrar ederek, ezberleyerek ve egzersiz yaparak öğrenme desteklenmelidir. Aynı masalı, aynı hikâye ve aynı müziği dinleyen çocuk her defasında aynı haz ve heyecanı duyuyor. Yetişkinler tekrar etmekten bıkkınlık göstermemelidir.
Yıllarca yaptığım deneyim sonunda genç anne ve babalara klasik masalları biraz hafifleterek anlatmalarını tavsiye ediyorum. Zira bu masallar çocuğun iç dünyasında anlatamadıkları korkular oluşturuyor. Kötü rüyalar görmesine sebep oluyor. Oduncunun Çocukları masalında olduğu gibi, çocukların annesi ve babasının onları ormanda yapayalnız bırakması. Bunu daha çok üvey ana zorladığı için kadınlara karşı önyargı, düşmanlık duyguları geliştirebiliyor. Aynı durum Pamuk Prenses masalında da geçiyor. Çocuk tiyatro oyunlarında bu konu dikkate alınarak oynanıyor. O halde çocukları yalnız Çocuk Bayramı’nda değil, sık sık tiyatroya ve sinemaya götürmek gerekiyor.
Bilhassa Hıristiyan dinî bayramlarda televizyonda çok güzel masallar gösteriliyor. Ama bu klâsik filmlerin ne zaman çevrildiğine bakmadan çocuklara asla gösterilmemelidir.
Rejisörlerimize duyurulur. Türk televizyonlarında hiç bir masalı film olarak görmedim. Çocuklara yönelik yayınlar yok.
Ailede kavga kültürü ayrı ve önemli bir konudur. Okula gitmekten korkan bir çocuğun, korkma nedenini önce okulda arayan bir okul psikologu, sebebi evde buluyor. Kavga esnasında birbirini ayrılmakla tehdit eden bu ana baba çocuğun iç dünyasında neleri yıktıklarını farketmiyor. Çocuk çizdiği resimlerde göstererek ben okula gidersem, gelince onları evde bulamam, diye okula gitmek istemiyor. Bilinçaltında evde beklersem ayrılmalarına engel olurum, diye düşünüyor.
Sevgili okurlarım, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın öneminden sık sık bahsettiğim için, aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum.
Bu güzel bayramı kutlamayı Berlin’de, Almanya’da ve Avrupa’da gelenek haline gelmesinde emeği geçen herkese çocuklarımız adına çok teşekkür ediyorum.
Bu yazımda çocuk üzerinde düşünelim istedim. Çocuklarımızdan çok şeyler öğrenebiliriz. Yeter ki öğrenmeye her yaşta açık olalım. Babasının koyduğu disiplin fazla gelmiş olacak ki kızım ons ekiz yaşında iken babasına aşağıdaki Khalil Gibran’ın sözlerini yazmıştı. O günden beri bu değerli yazara sık sık sığınırım. Bilhassa kız çocuğu olan babalara faydalı olacağına inanıyorum.
 
ÇOCUĞA DAİR
 
Çocuklar üzerine…
Sonra yavrusunu göğsüne bastırmış bir kadın söz aldı ve bize çocuklardan söz et, dedi.
O şöyle yanıtladı:
“Sizin diye bildiğiniz evlatlar, gerçekte sizin değildirler.
Onlar kendini özleyen Hayat’ın oğulları ve kızlarıdır.
Sizin aracılığınızla dünyaya gelmişlerdir, ama sizlerin değildirler.
Sizlerin yanındadırlar, ama sizlerin malı değillerdir.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, ama düşüncelerinizi asla.
Çünkü onların kendi düşünceleri vardır.
Onların vücutlarına bir ev verebilirsiniz, ama can ve ruhlarına asla.
Çünkü onların canları, ruhları geleceğin sarayında oturur ve siz yetişkinler düşlerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz.
Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz, ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın.
Çünkü hayat, zaman ne geriye gider ne de bugünde durup kalır. Sizler, evlatların ok gibi fırlattıkları yaylarsınız. Yayı geren, sonsuza açılan yolda kendine bir hedef edinmiştir. Okları en uzağa eriştirebilmek için kendi gücüyle sizleri gerer. Yayı gerenin elinde seve seve bükülün. Çünkü oku atan o güç, uzaklaşan okları sevdiği kadar elinizdeki sağlam yayı da sever.”
Mutlu olmayan bir çocuktan, okulda ve gelecekte başarı beklemek, insanoğlu ve insankızının yapacağı en büyük hatadır.
Hoşça kalın!
 
İlter Gözkaya – Holzhey 
Emekli Öğretmen
 
 
Not:
Khalil Gibran hakkında daha fazla bilgi için bakınız:
Sevgiye Dair, Yazım arşiv www.ha-ber.com
 
Duyuru:
Ressam Bedri Baykam’ın sergisi 18 Temmuz 2010’a kadar görülebilir.
Adres: Pinacotheque de Paris
28, Place de la Madeleine
75008 Paris
www.pinacotheque.com

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla