2 C
Berlin
02:02 - 14/12/2019
Almanya Haber – Berlin Haberler – Son Dakika Avrupa Haberleri

Adil Hacıömeroğlu

Adil Hacıömeroğlu arşivindeki tüm yazıları ha-ber.com'da.

Diğer Yazarlar

CEMAATİ TANIMAYAN(!) KILIÇDAROĞLU

16:22 - 10/09/2013

CHP Genel başkanı Kılıçdaroğlu, 31Ağustos 2013 günü Vatan Gazetesine konuşmuş.

Kılıçdaroğlu’na, Gülen cemaati ile hükümet arasındaki gerginlik soruluyor. O da yanıtlıyor: “Gerginliği dışarıdan izliyoruz gazeteciler gibi. Gerginliğin kaynağını da bilmiyoruz, neden böyle bir gerginliğe yol açıldı onu da bilmiyoruz. Birisi bir iktidar, birisi hizmet denilen bir taraf. Hizmet grubunun eğitim alanında, başka alanlarda ciddi bir yapılanması var. Türkiye’nin bildiği bir gerçek. Bu yapılanmadan hükümet rahatsız anlaşılan, dershaneleri kapatacağız, dediler. Neden rahatsızlar onu bilmiyoruz.” Bu sözleri duyunca Sayın Kılıçdaroğlu’nun uzaydan geldiğini düşündüm bir an. Türkiye’nin altını üstüne getiren bir cemaat hakkında böyle yuvarlak sözler etmek ya uzayda yaşayıp dünya gerçeklerini bilmemekle ya da cemaate özel bir yakınlık duymakla olur.

Bir siyasetçi, siyasal gelişmeleri, çatışmaları herkes gibi dışarıdan izlemez. Dışarıdan izleyeceksen neden siyasettesin? O, gelişmeleri yorumlar ve ona göre siyaset oluşturur. AKP ve cemaat, bütün Cumhuriyet kurumlarını birlikte çökerttiler. Hem de ABD desteğiyle. Şimdi iktidara sahip olma kavgası yapmaktalar. Cumhuriyeti kuran partinin genel başkanı cemaate sıcak iletiler göndermekte.

Kılıçdaroğlu, gerginliğin kaynağını bilmiyormuş. Gülen cemaatine “hizmet grubu” demekte. Bunlar neye hizmet etmekteler? Bunu da mı bilmiyor Sayın Genel Başkan? Silivri mahkemelerinin savcı ve yargıçlarını da mı bilmiyor? Cemaate ait ışık evlerinde, yurtlarda, dershanelerde yetişen bürokratlardan da haberi yok mu acaba? Ergenekon ve Balyoz gibi davaları sahte tanıklarla gündeme getirenlerin de kimler olduğunu anımsamıyor sanırım? Onların hangi cemaat okullarında yetiştiklerini de duymadı? Suçsuz insanları içeri atan mahkemelerin hangi siyasal akımın kontrolünde olduğunu da işitmedi her halde Sayın Kılıçdaroğlu?

“İlke olarak herkesin inancına saygılıyız. İnancını yerine getirirken de saygılıyız. Hassas nokta şu; inancın siyasi alana taşınmaması… Taşınmadığı sürece de sıkıntı, sorun yok zaten. Eğitim faaliyeti zaten devlet gözetiminde, dershaneler, kurslar çerçevesini bakanlık belirliyor, devlet denetiminde.” diye sürdürmekte konuşmasını Kılıçdaroğlu. Her hücresiyle siyasetin içinde olan bir cemaat söz konusu olan. Dinsel etkinliklerin dışında her alanda faaliyeti olan bir grup. Uluslararası siyasal işlere bulaşan sözde hizmet örgütü. Kılıçdaroğlu zahmet edip bir sorsa Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin yöneticilerine. Bu cemaati, neden ülkelerine sokmadıklarını?

Din ve eğitim… Masumiyet dolu iki alan. Bu alanları kullanarak devlet içinde devlet oluşturup kurumları ele geçirmek…

CHP, laikliği getiren partidir ve çağdaşlaşmanın öncüsüdür. Tarikat, cemaat gibi oluşumlarla yakınlığı olamaz. Dine saygılı olmakla tarikat ve cemaatlere yakın olmak aynı şey değil. Dine saygılı olmalı; ama din sömürüsü yapanları da teşhir etmeli. Emperyalizme dayanarak din sömürüsüyle yoksul halkı kandıranları iyi tanımalı. Al birini, vur öbürüne. Ne fark eder? Ha cemaat, ha AKP…

Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’lilerin inandığı ve yürüyeceği tek yol vardır, o da uygarlık tarikatıdır. Atatürk’ün yolundan giderek mi CHP’yi yöneteceksiniz, yoksa Vahdettin uzantısı parti ve cemaatleri kopya ederek mi siyaset yapacaksınız? Buna karar vermelisiniz. Bir şeyin kopyası, aslını güçlendirir. Bunu unutmayın. Altıokun biri devrimciliktir. O devrim de gericiliğe, bağnazlığa, gece silahlı gündüz külahlı gezenlere, dini siyasete alet edenlere karşı yapılmıştır.

zeteciler gibi. Gerginliğin kaynağını da bilmiyoruz, neden böyle bir gerginliğe yol açıldı onu da bilmiyoruz. Birisi bir iktidar, birisi hizmet denilen bir taraf. Hizmet grubunun eğitim alanında, başka alanlarda ciddi bir yapılanması var. Türkiye’nin bildiği bir gerçek. Bu yapılanmadan hükümet rahatsız anlaşılan, dershaneleri kapatacağız, dediler. Neden rahatsızlar onu bilmiyoruz.” Bu sözleri duyunca Sayın Kılıçdaroğlu’nun uzaydan geldiğini düşündüm bir an. Türkiye’nin altını üstüne getiren bir cemaat hakkında böyle yuvarlak sözler etmek ya uzayda yaşayıp dünya gerçeklerini bilmemekle ya da cemaate özel bir yakınlık duymakla olur.

Bir siyasetçi, siyasal gelişmeleri, çatışmaları herkes gibi dışarıdan izlemez. Dışarıdan izleyeceksen neden siyasettesin? O, gelişmeleri yorumlar ve ona göre siyaset oluşturur. AKP ve cemaat, bütün Cumhuriyet kurumlarını birlikte çökerttiler. Hem de ABD desteğiyle. Şimdi iktidara sahip olma kavgası yapmaktalar. Cumhuriyeti kuran partinin genel başkanı cemaate sıcak iletiler göndermekte.

Kılıçdaroğlu, gerginliğin kaynağını bilmiyormuş. Gülen cemaatine “hizmet grubu” demekte. Bunlar neye hizmet etmekteler? Bunu da mı bilmiyor Sayın Genel Başkan? Silivri mahkemelerinin savcı ve yargıçlarını da mı bilmiyor? Cemaate ait ışık evlerinde, yurtlarda, dershanelerde yetişen bürokratlardan da haberi yok mu acaba? Ergenekon ve Balyoz gibi davaları sahte tanıklarla gündeme getirenlerin de kimler olduğunu anımsamıyor sanırım? Onların hangi cemaat okullarında yetiştiklerini de duymadı? Suçsuz insanları içeri atan mahkemelerin hangi siyasal akımın kontrolünde olduğunu da işitmedi her halde Sayın Kılıçdaroğlu?

“İlke olarak herkesin inancına saygılıyız. İnancını yerine getirirken de saygılıyız. Hassas nokta şu; inancın siyasi alana taşınmaması… Taşınmadığı sürece de sıkıntı, sorun yok zaten. Eğitim faaliyeti zaten devlet gözetiminde, dershaneler, kurslar çerçevesini bakanlık belirliyor, devlet denetiminde.” diye sürdürmekte konuşmasını Kılıçdaroğlu. Her hücresiyle siyasetin içinde olan bir cemaat söz konusu olan. Dinsel etkinliklerin dışında her alanda faaliyeti olan bir grup. Uluslararası siyasal işlere bulaşan sözde hizmet örgütü. Kılıçdaroğlu zahmet edip bir sorsa Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin yöneticilerine. Bu cemaati, neden ülkelerine sokmadıklarını?

Din ve eğitim… Masumiyet dolu iki alan. Bu alanları kullanarak devlet içinde devlet oluşturup kurumları ele geçirmek…

CHP, laikliği getiren partidir ve çağdaşlaşmanın öncüsüdür. Tarikat, cemaat gibi oluşumlarla yakınlığı olamaz. Dine saygılı olmakla tarikat ve cemaatlere yakın olmak aynı şey değil. Dine saygılı olmalı; ama din sömürüsü yapanları da teşhir etmeli. Emperyalizme dayanarak din sömürüsüyle yoksul halkı kandıranları iyi tanımalı. Al birini, vur öbürüne. Ne fark eder? Ha cemaat, ha AKP…

Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’lilerin inandığı ve yürüyeceği tek yol vardır, o da uygarlık tarikatıdır. Atatürk’ün yolundan giderek mi CHP’yi yöneteceksiniz, yoksa Vahdettin uzantısı parti ve cemaatleri kopya ederek mi siyaset yapacaksınız? Buna karar vermelisiniz. Bir şeyin kopyası, aslını güçlendirir. Bunu unutmayın. Altıokun biri devrimciliktir. O devrim de gericiliğe, bağnazlığa, gece silahlı gündüz külahlı gezenlere, dini siyasete alet edenlere karşı yapılmıştır.

Adil Hacıömeroğlu

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları

Çerezler (cookie), ha-ber.com web sitesini daha etkin bir şekilde kullanmanızı sağlamaktadır. Anladım daha fazla