LAİKLİK VE DİN

04.10.2021 10:41

Başlıktaki kavramlar toplumun biçimlenmesinde, sosyal davranışında, yaşamında çok önem taşır ve sürekli istismar edilirler. Laikliğin ve dinin çok önemli kendilerine özgü toplum düzenleri vardır; dine dayalı toplum düzeninde laiklik yaşayamaz, laik toplum düzeninde dinler varlığını sürdürür.

Yani din laikliği düşman sayar, oysa ki laikliğe inançları düşman sayma gibi bir tanım getirilemez, yoktur.

Nerden geliyor bu farklılık?

Din dogmatiktir laiklik akıldır, fark bu temele dayanır. Akla dayanan olgu hümanizm içerir, laiklik hümanizmdir ve laik ahlak bu açıdan toplumsal yaşamın vazgeçilmezidir. Laiklik olmadan da asla demokrasiden bahsedilemez.

Geçenlerde bir TV kanalında (sözde) Prof. ünvanlı (güya bilim insanı) zırtapoz, bilimin dinin yerini tutamayacağını, insanların ölüm sonrasında ne olacağının yanıtını bilimin veremeyeceğini hararetle ve kararlılıkla iddia ediyor ve arkasından da dinin de akla ve bilime yer verdiğini söyleyebiliyor. Sözdeki akılalmaz çelişkiyi görüyorsunuz; hem bilim şarlatanlığı hem din şarlatanlığı yapmış oluyor. Daha da vahimi şarlatanlık bir alevi kanalında vuku buluyor.

Batıda dinin toplum üzerindeki baskısından kurtuluşu yüzyıllar sürdü. Türkiye aydınlanma yolunun henüz çok başında, birinci yüzyılı yeni doldururken dinin daha güçlü konumda siyasallaşmış olması korkutmamalı. İnsanlık tarihi gösteriyor ki, er geç akıl kazanıyor.

Batı aydınlanmasının bir avantajı vardı, aydınlanma batı devletlerinin çoğulunda birden gerçekleşiyordu. İslam ülkelerinde henüz çok uluslu bir laikleşme ve dinin yönetimden uzaklaştırıldığı bir süreç yaşanamıyor. Bir kaç yıl önce estirilen ,,Arap Baharı’’ rüzgarının içinin boş olduğu, ülkelerin daha da dincileştiği bir süreç gelişti. İslam dünyasında Türkiye aydınlanmanın yalnızlığını yaşamaya devam ediyor. Mısır’dan İran’a ve Cezayir-Fas-Tunus gibi ülkelerde aydınlar bir Mustafa Kemal çıkaramamanın büyük eksikliğini söylüyorlar..

Batının sömürgeci zihniyetinin ve siyasal islamın çıkarları örtüştüğü için Türkiye’nin üzerinde oynanan oyunların bitmesi tüm dünya düzeninin değişimine neden olabilir.

Konuyu fazla dağıtmadan…

Türkiye 21.Yüzyıla siyasal islamın iktidarı altında girdi, 20 yıldır topluma dinci zihniyet yerleştiriliyor, AKP’nin yaptığı tahribat akılalmaz boyutlarda. Toplumbilimciler uyarıyor: Toplum yozlaşması nasıl engelenebilecek? Ekonominin AKP zihniyetiyle düzelmesi olanaksız. Devlet yönetiminde bir AKP hiyerarşisi yaşanıyor. AKP partisinin bir il, ilçe, belde yöneticisi veya doğrudan AKP bürokratı kendisini en üst düzeyde görüp, devletin polisini, öğretmenini aşağalıyabiliyor.

Laik devletin yaşayabilmesi için dini siyasallaştırmanın engellenmesi amacıyla ve hatta mezheplere eşit davranması gerektiği düşünülen Diyanet Şeyhülislam’a dönüştürüldü.

Son zamanlarda tehlikeli bir dini anlayış öne çıkmaya başladı: ,,Efendim, şunların, bunların dedikleri veya yaptıkları din doğru değildir, doğrusu şudur…’’ falan gibi.

Bir olgu dogmatik özellik taşıyorsa ki, dinler öyledir, onun dayanakları olan kutsal nesneleri genellikle yoruma açıktır, doğruluğu bilimsel bir yolla kanıtlanamaz, deneyle ispatlanamaz. Kimse çıkıp o doğru değildir, doğrusu şudur derse şarlatanlığa yol açabilir.

Dinlerin kurumsal kimlikleri oluşmuştur ve doğru yöntem laik devlet ve toplum düzeni içinde inançları kendi kurumsal yapısı içinde laik düzeni bozmayacak şekilde icra edilmesi sağlanırsa sorun kalmaz. Kapitalist, sömürü düzende böylece istismar edilen bir nesneyi kaybetmiş olur, bu da kesinlikle insanlık yararına gelişir

Toplumun bilerek yanlış yönlendirildiğinin vurgusunu yapmak, insanları uyarmak, uyandırmak her aydının sorumluluğudur diye düşünüyorum.

Din laik devlete ve toplum düzeni içinde yer alırsa sorun olmaktan çıkar.

 

Yorumlar

  • 4

Yıldız AKALIN dedi ki;

2021-10-06 11:06:12

Kalemine sağlık. Bilim gerçeği, din görünmezi, kanıtlanamazları dayatır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları