KÖY ENSTİTÜLÜNÜN ANDI

28.11.2022 23:23

 

Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde farklı mesleklere ilk adımını atan kişileri isteklendirmek için ant içilir. Bu ant, onlara hem mesleğinin ne denli gerekli olduğunu anlatır hem de yapacağı işin ilkelerinin güdülenmesine yardım eder. Asıl olarak da mesleğine olan inancını pekiştirir.

“4274 Sayılı Kanun’un 10. Maddesinin bana verdiği bütün vazifeleri hakkıyla, tam ve eksiksiz yapmaya, her zaman temiz ve düzenli olmaya, okulumu, çevremi temiz tutmaya, talebemi, köyü ve köylümü temizliğe alıştırmaya, çocukları ve komşuları her zaman sevmeye ve korumaya, onlara her zaman iyilik etmeye, köyümün topraklarını işleyip onu dünyanın en iyi vatanı haline getirmeye, köylülerimi yetiştirip onu cumhuriyete layık dünyanın en ileri insan derecesine yükseltmeye, milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmaya ant içiyorum, ant içiyorum, ant içiyorum. (Gülten Başol, Aydınlanmanın Neferleri, Köy Enstitülü Öğretmenlerim, Kaynak Yayınları, 1. Basım, 1 Nisan 2016, sf.117)”

Andın güzelliğine bakın! Öncelikle vurgulanan düşünce, göreve bağlılık. Her meslek çalışanında bulunması gereken birincil özellik. Görevini eksik yapmaya söz veriyor enstitülü genç öğretmen.

İkinci sırada, temizlik var. Önce kendisi temiz ve düzenli olacak. Böylece örnek oluşturacak okuluna ve çevresine. Salgınlarla kırılan köylülere temizlik alışkanlığı kazandırmayı görev sayıyor kendine genç ülkücü. Böylece sağlıklı olmanın, salgınları önlemenin de askeri olmakta.

Üçüncüsü; doğruluk, dürüstlük ve iyilik… Bunlar insanı, insan yapan nitelikler değil mi? Bu niteliklerle liberalizme, kapitalizmin kokuşmuşluğuna ve çürümüşlüğüne, feodal çıkarcılığa savaş açılmakta. Toplumun çıkarını önemseyip değerli saymanın biricik koşulu değil mi doğru, dürüst ve iyi insan olmak. Günümüzün bencillik kuyularında debelenen insanının anlayamayacağı bir şey bu.

Dördüncüsü ise çocukları ve komşuları sevip korumak… Sevginin mumla arandığı liberalizmin çökerttiği insanlık gömütünde ne denli önem kazanmakta bu ilke.  İnsana değer vermek, onu önkoşulsuz sevmek, onu korumak… Doğaldır ki bunu yapabilmek için de yüreklerin insan sevgisiyle dolup taşması gerek.

Beşincisi, köyünün topraklarını işleyip dünyanın en iyi vatanı haline getirmek… Demek ki işlenmeyen, üretimin olmadığı toprak vatan olmaz. Bir toprağa vatan demek için o toprağın işlenip yurttaşın hizmetine verilmesi gerek. Ne yazık ki ülkemize egemen olan kapitalizm, toprağı işleyeni zamanla aşağılamış ve gereksiz görmüş. Vatan toprakları emperyalist merkezlerden buyruk alan yöneticilerce çoraklaştırılmış. Toprağın sahibi köylü, yaşam kaynağından göçe zorlanmış. Toprak üzgün, vatan küskün, çiftçi yalnız bırakılmış. Enstitülerin kapılarına kilit vuranlar, bu vatana bilerek ihanet ettiler. Köylümüzün kara yazgısını sürdürmesini istediler. İnsanımızın özgür birey, bilinçli yurttaş olmasını engellemekti tüm çabaları.

Altıncısı, köylülerini yetiştirip onu cumhuriyete layık, dünyanın en ileri derecesine yükseltmek… Köylüleri yetiştirmenin, ülke topraklarında yüzyıllardır egemen olan Ortaçağ düşüncesini silip atmak değil mi? Cumhuriyete yaraşır insan yetiştirmek, onu sonsuza dek ayakta tutmanın biricik yolu. Dünyanın en ileri ülke olma amacı, yadsınamayacak bir ülkü. Amacı yerine getirmemize kimler engel oldu köy enstitülerini kapatarak?

Yedincisi, milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarma amacı. Bu, Cumhuriyet’imizin onuncu yılında Atatürk tarafından ulusumuzun önüne konmuş bir hedef. Bu amacı gerçekleştiremeyişimiz nedense emperyalistlerin tatlı vaatlerine kanan siyasilerce oldu. Ne yazık ki çağcıl uygarlık düzeyinin üstüne çıkma amacımız bazılarınca ertelenip geciktirilse de önümüzdeki yıllarda Ata’mızın bu öğüdünü gerçekleştireceğiz. Bu, ulusumuzun birincil görevi.

q    Bir konuda ant içmek, o işi yapacağına dair hem halka hem de kendi vicdanına söz vermektir. Söz de geleneklerimize göre namustur. Sözünü yerine getirmemek, büyük bir tutarsızlık. Bu nedenle ant içmişsen bir konuda, söz ağzından çıkmışsa bir kere bu işin geri dönüşü yok!

Köy enstitülü gencin okuldan ayrılışı sırasında içtiği ant, bugün için de geçerli. Bu ant, lise ve üniversitelerimizde mezuniyetlerde okunmalı. Uyduruk ve emperyalistlere özenilerek yapılan kep törenlerinin yerini bu ant, neden almasın?

Adil Hacıömeroğlu

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları