KAHİN’İN KEHANETİ….

23.08.2021 18:25

Kâhine sormuşlar:

-“Dünyanın geleceğini nasıl görüyorsun?”

-“Karanlık…”

-“Peki insanlığı?”

Kahin;

-“Aydınlık…” demiş.

Soru soranlar aralarında tartışmaya başlamışlar.

“İyi ama, insanlık aydınlandıkça dünya nasıl karanlık olabilir ki?” Soruyu kendi aralarında çözemeyince yeniden kâhine sormuşlar…

Kahin cevap olarak acı acı gülmüş, yürüyüp gitmiş.

***

Yazılmamış kitabın öyküsünde A.Palme şöyle bir tavsiyede bulunur:

“İnsanoğlu Doğa ile konuşmasını öğrenmediği sürece mutlu olamayacaktır. Çünkü yaşamın kendisi, yaşamın efendisi Doğa’nın kendisidir. Biz onu yok ettiğimizi, yendiğimizi, kontrol ettiğimizi düşündükçe o buna gülecek ve  elinden alınan her şeyi geri isteyecektir. Doğa’nın insan için değil, insan doğa için yaratılmıştır.”

İnsanlık binlerce yıldır aydınlanma savaşı veriyor. Gerçek aydınlığın Doğa’dan kaynaklandığının farkında bile değiliz. Yaptığımız koca, koca binalar,, yönünü değiştirdiğimiz akarsular, Kıyılarını işgal ettiğimiz uzun kumsallar,  bomba denemeleri, uzaya gönderilen araçlar, uydulardan yapılan lazer denemeleri, Dünya’ya bir şey olmaz dediğimiz her şey dünyamızın kararmasına ve rövanş gününün yaklaşmasına sebep oluyor.

Kendimize değil ama, çocuklarımızı etkileyecek, yaşamlarını zehir edecek, zorlaştıracak belki aç ve bir yumurtaya muhtaç bırakacak günleri kendi elimizle hazırlıyoruz.  kâhine göre dünya kuzey kutbundan başlayarak soğuyacak ve  ekvatora doğru daha da ısınacak. Doğal dengesi bozulduğu için yanardağlar yeniden faaliyete geçecek. Küller ve lav akıntıları insanlara zarar verecek. Tabii bu arada yaptığımız yüksek, yüksek binalar depremlerin etkisi ile yıkılacak. Denizler taşacak ve kıyı kesimlerinde yüksek tandanslı tusunamiler oluşacak. En büyük dostumuz güneş saklanmamız gereken düşmanımız olacak. Işınları değdiği yerleri yakacak, insanlarda onmaz yaralar açacak, tedavi edilemeyecek.

İnsanlığın büyük bir bölümü yok olacak ve ülkelerin, sınırların, pasaportların, nüfus kağıtlarının bir önemi kalmayacak. Ancak bir bölüm insan bir başka gezegene taşınırken, bir bölümü de fareler gibi yer altında yaşamaya çalışacak.

***

Çevre aktivistleri insanların aydınlanması ile daha büyük paralar ve güç için çabaladıklarını, insanlığa ne olursa olsun, ben kendimi kurtarırım anlayışına büründüklerini, dünya üzerinde her şeye karar veren çok az bir yönetici ailenin diğer insanlara aldırış etmediklerinin farkında…

Yönetim ve düşünsel beceriksizlikler olsa da, ülkemizde meydana gelen mevsim değişikliklerine, yangınlara, ürün azalmasına, sel ve depremlere bakarsak bizlerde felaketlerin uç noktasındayız.

Başımıza gelenlere bakınca hazırlıklı olup-olmadığımızı bile sorgulamaktan aciz olduğumuzu görüyoruz. Her şeye kader penceresinden bakmak tedbirsizlikten başka bir şey değildir.

İnsanoğlu kaderini daha çok kendisi yaratıyor.

Dünyayı korumak için hep birlikte hareket etmek zorundayız.

İlk işimiz de doğa ile konuşmayı öğrenmek olmalı…

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları