HEDEFE VARDI

09.10.2021 00:20

Hedefe vardım, ama neredeydim, diye soruyor, Bülent Ceylan. Kitabın Almanca başlığı Ankommen kavramı geniş anlamlı. Televizyon yayınlarından Bülent Ceylan’ın komedyen olduğunu bilen, kitabı okumaya başlamadan gülmeye başlıyor.

Kitabında sahnede dile getirmediği konuları anlatıyor. Bir televizyon yayınında tesadüfen kitabı hakkında bilgim oldu. Yoksa, öğrencilerimin yaşında genç bir sanatçının hayatını biyografisini yazmanın biraz erken olduğunu düşünürdüm.

Kitabı okuyup bitirince makale konusu olarak işlemeye, okunması ve duyurulması gerektiğine karar verdim.

Bülent adı Bülent Ecevit’e hitaben babası tarafından veriliyor. Babası Hasan Ceylan 1958 yılında yirmi yaşında siyasi nedenle bir polis tanıdığının uyarısı üzerine, bir gecede Türkiye’den ayrılmak zorunda kalıyor. Frankfurt a.M. istasyonunda babasından ayrılıyor ve bir daha göremiyor.

Bülent Ecevit’in çıkardığı af kanunu sayesinde on yedi yıl sonra anavatana gidebiliyor. Fakat artık anası babası hayatta değildir. Yani baba tarafı büyük ana ve büyükbabayla Bülent hiç tanışamıyor. Onların koyduğu adı taşıyor, büyükannesinin yastığı altında daima torunun resmi olduğu haberini alıyor.

Annesi Hilde Ceylan, ikinci Paylaşım Savaşı’nı üç yaşında iken yaşıyor. 1945 yılında Macar Alman’ı olarak Almanya’ya sığınma zorunda kalıyor.

İki sığınmacı biri Müslüman, diğeri Katolik inancında tanışıyor ve dışarı hayattaki yoksulluk, iş bulma ve sorunları samimi, sevgi dolu aile hayatı ile karşı koyabiliyorlar. Dini inançları ailede bir sorun olmuyor. Zira her ikisi de laik sistemi benimsemiş. İman bireyin özelidir.

Bülent ilkokul ve daha sonra öğrenci yıllarında giyim kuşamında sınıfta başka olduğu gibi, çekingen davranışlı sakin bir çocuk. Bu nedenle sık sık şiddete maruz kalıyor.

Adının Türkçe olması da buna etki etmiş olabilir.

Mannheim şivesiyle alt sınıf muamelesi görüyor. Ailesini üzmemek için vücudunda açık yarası görülmedikçe söylemiyor.

Bu kötü deneyimi 2017 yılında kurduğu vakıf tarafından, sosyal sorunlu ailelerin çocuklarına yardım ederek, olumlu işleve dönüştürüyor.

Yaşadığı kötü deneyimlere karşı, ailede gördüğü sevgi ve sıcak aile yaşamında direnç buluyor. 68 metre kare dairede dört kardeş, dayanışma ve yardımlaşma ortamında paylaşmayı uyguluyorlar. Sığınmacı geçmişi olan ana baba davranışlarıyla çocuklarına örnek oluyor. Aza kanaat getirme, tutumlu olmayı prensip ediyorlar.

Bülent Ceylan okulda gördüğü ayrımcılığa karşı hedefe varmak için, bütün gücünü gayretini gösteriyor. Kendisine kötülük yapanlara başarıyla karşılık veriyor. Evde ev ödevlerine yardım eden olmadığı halde başarıyor. Tahsili olduğu halde beton inşaat işlerinde çalışan baba, eve bitkin ve yorgun geliyor. Anne, savaş ve sonraki yıllarda tahsil yapma şansı olmuyor, ama terziliği iyi öğreniyor.

Bütün zorluk ve yoksulluğa rağmen bu, içten, samimi bir ifade ile anlatılan bu kitap sınıflarda okunup, tartışılmalıdır. Ana babalar da okumalı ve çocuklarına mutlaka okulda ne yaptıkları, sınıf arkadaş ve öğretmenlerin davranışları sorulmalı.

Bülent bu kitabı yazıma hazırlarken kendisine okulda şiddet uygulayan bazı sınıf arkadaşlarını buluyor. Konuşma neticesinde sorunlu aileden geldikleri anlaşılıyor.

Dışlandığını fark eden öğretmenleri sorunu ciddiye almıyorlar. Hayatta olanlarla görüşse iyi olurdu. Öğretmen tahsilinde, toplumun din, dil, renk, ırk ve sosyal sınıf çeşitliliğine göre öğrenim plân ve programı yapılmalıdır.

Fıkra anlatmaya, tanınmış insanların seslerini taklit etmeye çok erken yaşta başlıyor. Evde de gençliğini yaşayamayan babasını, çocuk yaşta sığınmacı olarak barındığı yerlerde çalışmak zorunda kalan annesini güldürmeyi başarıyor, seviyor.

Felsefe ve Siyasal Bilim okuduğu halde komedyen olmaya karar veriyor. Adım adım zorlukları yeniyor. İlk defa 2009 yılında büyük bir salonda 10.000 izleyiciyi güldürüyor. Bundan sonra artık hedefe vardım, amacıma ulaştım diyor.

Ailesi için aldığı evi babası inşaat halinde görüyor, ama vefat ettiği için maalesef oturamıyor. Kendine aldığı, eşi ile mutlu yaşadığı dairede, çocukluğunda altı kişinin oturduğu küçük daireyi hatırlıyor. İki çocuğunun mutlu yaşamı onu da mutlu kılıyor.

Güldürme sanatı görüldüğü gibi kolay bir meslek değil. Toplumun içinde yaşayan figürleri sahnede canlandırarak yeteneğini gösteriyor. İyi şarkı da söylediği fark edildiğinde, Korona virüs nedeniyle kısıtlama başlıyor. Tutumlu yaşamı sayesinde, ekibini işten çıkarma zorunda kalmıyor. Elbette, geç te olsa devlet yardımı alıyor, fakat birçok sanatçı gibi bir an önce tekrar sahneye çıkmayı arzu ediyor.

Bülent Ceylan adı Türkçe, ama dili iyi bilmiyor. Bu konuda zaman zaman sorun yaşıyor. Fakat özel yaşamında, kitabında ve meslek hayatında Türk kültürü yaşamın içinde. Adı ona baba tarafı aileden hatıra, değiştirmeyi düşünmemiş.

Kitabın Türkçe’ye çevrilip, kazandırılması ve Türkiye’de okunmasını öneriyorum. Önyargıya karşı, Almanya’da tek tip Türk kökenli insanlar olmadığını açıklamak, anlatmak bakımından önemli olduğunu düşünüyorum.

Bülent Ceylan’a başarıların devamını diliyorum. Bir an evvel kısıtlamalar kalksın, sahne turlarına başlamasını izleyicileri merakla bekliyorlar.

Kimlik, anavatan, toplumda çeşitlilik, ailenin değeri, dışlanmaya ve ırkçılığa karşı ve seçim sonuçları, koalisyon dramını dönen siyasi ortamı gülmece ile anlatmanın tam zamanı şimdi.

Gülerek kalın!

Bu kitap mutlaka okunmalı, hediye edilmeli ve Türkçe’ye çevrilmeli:

Bülent Ceylan, Ankommen, aber wo war ich eigentlich,

Fischer TB.-Verlag, Frankfurt a.M., 2021

ISBN: 978-3-596-70660-0

Vakıf hakkında bilgi almak ve arzu edilirse yardım etmek için adres:

Bülent Ceylan Stiftung für Kinder.

www.bc-stiftung.de

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları