HAYDAR HOCA’YI KAYBEDELİ BİR YIL OLDU

13.04.2021 22:15

Dünya telaşında bir yıl nedir ki? Geçip gidiverdi. Kimine zor, kimine kolay, kimine hızlı, kimine yavaş…

Benim için zor geçen bir yıl oldu. Ehlibeyt aşığı Haydar Hoca’yı kaybedeli tam bir yıl oldu.

28 Ocak günü bir yazı yazmıştım. Haydar Hoca’nın dünyaya geldiği tarih olduğunu öğrenince elim varıp gönderemedim.  1947 yılında Trabzon’da doğan, siyasete 1970 yılında Milli Selamet partisinde başlayan,  2001 Eylülünde Bağımsız Türkiye Partisini kuran ve ölene kadar Genel Başkan olarak görev yapan Haydar Baş’ı geçen yıl 14 Nisan’da yitirmiştik. Ölüm nedeni birbiri ile çelişen ve cenazesi kaçırılarak aileden habersizce gömülmeye kalkılan sevgili Haydar Hoca anılarımızda sanki hiç ölmemiş gibi yaşamaya devam ediyor.

İnsan ömrünün kısalığına rağmen o süreye çok şey sığdırmayı başaran insanlara hayranım. Mesele uzun yaşamak değil zaten. Önemli olan yaradanın size tanıdığı yaşam süresince başkalarına ne kadar yararlı olduğunuz ve geride ne gibi eserler bıraktığınız önemli.

2017 Anayasa değişikliği oylamasında parti tabanını serbest bırakması ve 2018 seçimlerine katılmaması Türk siyasetinde en önemli dik duruş oldu.

Bunun nedeni olarak 2018 yılında hakkında açılan davayı sebep olarak gösterenler oldu.  Buna kesinlikle hayır diyebilirim.

Asıl neden Türk siyasetinin içinde bulunduğu kaos ve haksızlık ortamı idi.   Davasından bir an için bile ödün vermediği için, onu izleyenler ve bazılarının bugün Haydarizm dedikleri gerçeklik oluştu. Onun takip ettiği yolu, ne demek istediğini, ne yazdığını anlamaya çalışanların sayısı yavaş ancak emin adımlar ile çoğaldı.

Seçimlerde kemikleşmiş, kendilerine rant kapılarını açmış muhalefet veya iktidar ile birlikte hareket etmenin halka ihanet etmek olduğunu; ülkenin  gerçekleri ile bağdaşmadığını, net bir tavır ile ifade etti ve öyle davrandı. İktidar olmanın değil, önce gerçekleri halka anlatmanın önemini biliyordu. Bugün pek çok parti onun izini sürüyor. Önce halka doğruları anlatmaya çalışıyorlar.

Bu tutumu ile doğru da yaptı.

Sağlığında 51 eserden oluşan bir kitaplık meydana getirdi.  Ehl-i  Beyt sevgisini eserlerinde öne çıkardı.  Haydar Hoca, insanoğluna; maddi ihtiyaçları ne kadar ön planda olursa olsun mana aleminde de gerçekçi yaklaşımlar ile seslendi. Bu ağır konuları büyük bir sadelikle okurların anlayabileceği biçimde söze dökmeye çalıştı.

***

Ben onu “Milli Ekonomi modeli”, “Milli Devlet” ve “Hoş geldin Atatürk” kitapları ile tanıdım. Düzenlenen toplantılarına katılmaya çalıştım. Sözleri ve konuşma tarzının bir politikacıdan çok insanlara yardım etmeye çalışan bir halk insanının sözleri olduğunu gördüm. Güçlü hitabeti ardından kitleleri sürüklemesinin tek nedeni takiye yapmaması, olduğu gibi görünmesi ve insanların gözlerinin içine bakarak konuşması idi.

Sevgili Haydar Hoca’nın söylemleri, Türkiye de ki hiçbir parti liderine benzemiyordu. Haktan ve Halktan yana koyduğu tavrı; ona İktidar yolunu açmadı ama, dinleyip anlayan insanların gönlünde taht kurmasına, sevgi kapılarını aralamasına neden oldu.  Şerri düzenden yana olmadığı için iktidara, Dünyevi düzenden yana olmadığı içinde muhalefete yakın olamadı.

Dava arkadaşları da kendisi gibi oldukları için bir makamın veya mevkinin sahibi olan kişilerden oluşmadı. Türk halkı; onun ardından yapılan dedikodular nedeni ile iki arada bir derede kaldı.

Bugün Haydar Hoca’nın görüşlerine dünden daha fazla ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Ülkenin fakirleşmesi bir yana, Milli olmaktan çıkarılması hiçbir bahane ile savsaklanacak bir durum değildir.

Ateşe uzaktan bakarsanız onun parlaklığını ve yalımlarının karanlıkta etrafı nasıl aydınlattığını  ve ne kadar önemli olduğunu fark edersiniz. görürsünüz. Yanında iseniz ışığı gözünüzü kamaştırır. Haydar Hoca’nın düşünceleri; o düşünceleri okuyan herkesi yakmaya; özünü yeniden keşfetmesine sebep olmaya devam edecektir.

Hele hele, onun yolunda yürüyen oğlu sevgili Hüseyin Baş’ın Partisini iktidar ortaklığına taşıyacağına dair büyük bir inancım var.

Yeter ki Sabretsin. Dostları desteğini esirgemesin.

Zaman; günümüz çıkarcıları gibi onu değiştirmediği sürece bu destek te hep sürecektir.

Parlak sözlere ve övgülere gerek yok. Mana aleminde bazen bir damla göz yaşı, hüzünlü bir bakış, uçup giden akıl, bir fatiha insana yeterde artar bile…

Yaradan yerinde dinlendirsin, düşünceleri ve yazdıkları yol gösterici olsun.

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları