LVM Fikret Odağ

HAYDAR HOCA İLE BARIŞMAK…

12.10.2020 12:40

Kullandığımız her şey eskiyor. Hatay alev alev yanıyor, derken yangın başka bir ile sıçrıyor.  Yanan sadece bir ağaç yığını değil. Canlı, dipdiri,…

Kullandığımız her şey eskiyor.

Hatay alev alev yanıyor, derken yangın başka bir ile sıçrıyor.  Yanan sadece bir ağaç yığını değil. Canlı, dipdiri, insanlara mutluluk aşılayan  huzur mekanları.

10 Ekim katliamının yıl dönümü… Diğerleri gibi bu da unutulacaklar sayfasına yazılmış…

Evler, arabalar, eşyalar…  Yansa ne olur? Yanan canlı bir organizma, modern dünyanın imrenerek baktığı yaban hayatımız… Önlenemiyorsa bir yerde yanlışlık var. Eskiden sıkı ise bir dal al bakalım arabana ormandan hatıra diye. Kaçak oduna girer, arabaya el koyarlardı.  Şimdi her şey değişti.  Kundakçılar yakalansa bile kundaklamadan yargılanıyorlar, orman hayvanlarını, bitkilerini öldürmekten değil.

Siyasetçilerin politikaları, vaatleri, vatandaşın ümidi, yönetenlere karşı sevgisi, beklentileri…Söylemleri… İşte bu yüzden eskidi.

***

Hızla değişen dünyada beklentilerimiz de değişmiş durumda…

Hele, hele pandemi illeti dünyayı kasıp-kavurmaya başlayınca her şeyi bir yana bırakıp insanlar yaşam şeklini değiştirdiler.

Yazlığı olanlar uzaktan eğitim komedisi de çıkınca “Bak, böyle de oluyormuş…” diyerek yerlerinden kıpırdamamaya veya daha fazla kalarak kendilerini tecrit etmeye karar verdiler.  Fakir fukara kadere boyun eğmiş, yarın ölecekmiş gibi yaşamayı tercih etmiş durumda… Bir kesim keyifli tecritte, bir kesim ise zorunlu tercihte…

Bir gurup umursamaz genç, AİDS çıktığı zaman yaptıkları gibi “Biz Türk’üz bize bir şey olmaz” modun da polisle bile kavga ediyor, virüsü küçümsüyorlar. Hastalığa karşı tedbiri maganda bir zihniyetle red ediyorlar. Farkında değiller ki ince bir ölüm-yaşam çizgisindeler.

Maske kullanımı ise komik. Hangisi yararlı, hangisi zararlı bilmiyoruz. Her gördüğünüz yerde cinsi ve menşei belli olmayan dezenfektanlar kullanıyoruz. Peki alerji faktörü düşünülüyor mu? Hayır. Yakında bununla ilgili vakalarda paylaşılmaya başlar.

***

Ve… Hayat eskidi… Türkiye eskidi… Politikalar eskidi, en önemlisi Ekonomi eskidi, yenisi üretilemiyor…

Sadece “O benden önce bulmuş, ben onun yöntemini kullanmam…” inadı ile ülkenin çözümü olacak Haydar Baş modeli bir kenarda bekliyor.

Haydar hoca zamansız ölümü ile ülkede onu seven ve anlayan kitleyi üzdü.  Kitlesine ümit ışığı olan, kitleleri sürükleyen, bohem bir yapıdan değil,  toplumun içinden gelen yapısı ile , halkın anlayacağı dille konuşan kişiliğini bir başkasında görmediğimiz, değeri anlaşılamamış bir alim olarak tarihteki yerini aldı. Onun   sözleri bütün canlılığı ile kulaklarımda çınlıyor.  Yaşarken işaret ettiği politikalar ile ne kadar doğru noktalara parmak bastığını şimdi daha iyi görüyorum…

İleriyi görmek ve ülkenin değerlerine reçete yazmak her kul’a nasip olmuyor. Bunun için saraylarda oturmaya, lüks arabalara binmeye, yüzlerce korumaya da ihtiyaç yok. Tarih; insanlığa hizmet eden ancak değerleri yaşarken anlaşılmayan, hatta öldürülen nice fikir adamları ile dolu. Her ne kadar sözleri ve değerleri birkaç yüz yıl sonra anlaşılmış olsa da isimleri yaşamaya devam ediyor. Onlara haksızlık edenlerin adları bile hatırlanmıyor.

***

Bu çağda, bu kısacık ömürde, biteviye kavga etmek, insanları üzmek, boş uğraşlarla zaman harcamak acaba ne kadar doğru?

İnsanları ötekileştirmek yerine oturup dinlemek, yazdıklarını okuyun değerlendirmek, bir kesimin değil, herkesin dostu, herkesin kardeşi, herkesin arkadaş olmak bu kadar mı zor?

Bence şimdi Haydar Hoca ile barışmak zamanıdır.

Milli devlet, Milli Ekonomi modeli ve Milli Para kavramlarının ilk seslendiricisi olan ve düşüncelerini kimseden korkmadan ifade eden böyle bir teorisyen ile bugün barışılmaz ise, gelecekte tarih önünde hesaplaşmak ve özür dilemek zorunda kalacağız.

Zaman çok hızlı geçiyor.

Kendisini yenileme, yeni bir vizyon oluşturma becerisini gösteremeyen iktidar ve muhalefet kadroları, kaderin pandemi oyunu ile iyice yıpranma ve gözden düşme aşamasına geldiler. Her ne kadar sosyal medya her gün abartılı haberler ile çalkalanıp, üniversite rektörlüğü, belediye başkanlığı, hastane başhekimliği gibi noktalarda bulunan kişilerin davranış bozukluklarını sergilese de pek bir şey değişmiyor.  Sadece olayları takip eden bir kitle hızla kararsız seçmen çizgisine doğru ilerliyor.

***

Bu böyle gider mi? Gitmez elbette… Birden fazla çözümü var.  Hoca Nasreddin ‘in fıkrasındaki gibi…

Ya eşek ölür, ya Hoca ölür, ya da Timur ölür… (Burada ki eşek tabii ki ben oluyorum) Ama, kimse ölmesin. Herkesi yaşatalım.  Devletin vatandaşın kapısına gidip para istemek, tuzak vergi ve trafik cezaları ile bütçeye kaynak sağlamak yerine, bütçeden vatandaşa ürettiğinin karşılığında para veren bir devlet olmak Haydar Hoca doktrinleri ile mümkün.

Ne olur, muhalefeti-iktidarı.

Gelin Haydar Hoca ile barışın artık… Güzel haberlere ve güzel günlere ihtiyacımız var… Hemde yarın öbür gün değil.  Yangınları söndürün, dünyamızı normal düzenine döndürün. Buna ihtiyacımız var.

Hemen şimdi…

Taner TÜMERDİRİM

[email protected]

#

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler