GEÇ KALMIŞ BİR ÖZÜR DİLEME YAZISI

28.02.2021 13:27

12.01.1995 tarihli Milliyet Gazetesi’nin Avrupa sayfalarındaki “Söz Sizin” köşesinde şunları yazmışım:

Almanya’nın haftalık dergilerinden Der Spiegel’in son sayısında Yaşar Kemal imzasıyla yayınlanan Yalan Seferi başlıklı yazıyı benim gibi siz de üzülerek okumuşsunuzdur sanıyorum. Üzülerek diyorum, çünkü; dünyadaki ününü Türkçe yazdığı yapıtlarıyla kazanan yazarımız bu yazısında ne denli şoven bir Kürt milliyetçisi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Solcu dünya görüşü nedeniyle Türkiye’de başına olmadık işler gelen insanlarımızdan bir olan, hatta 12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra bir süre ülkeyi terk etmek zorunda kalan Yaşar Kemal’in şoven milliyetçilik düşüncesinin bir zamanlar tüm dünyayı kana bulayan bir dünya savaşının temel nedeni olduğunu bilmediğini varsaymak çocukça bir değerlendirme olur.

Bir gerçeği düşünen tüm kafalar kabul edeceklerdir.

O da Türkiye’nin en önemli sorununun “demokrasi sorun” olduğudur. 

Türkiye bu sorununu çözmeden, yani demokrasiyi tüm kurum ve kurallarıyla yaşama geçirmeden hiçbir sorununu çözemez.

Bu sorunun içinde düşünceyi açıklama özgürlüğü;

bu sorunun içinde toplumun tüm katmanlarının çoğulcu demokratik sistemde yerlerini almaları;

bu sorunun içinde kamu çalışanlarının grev ve toplu sözleşme haklı sendikalar kurabilmeleri;

bu sorunun içinde uluslararası insan hakları gibi daha nice önemli sorunun olduğunu Yaşar Kemal’in bilmediğini varsaymak çocukça bir yaklaşım olur.

O; bunların hepsini biliyor. Biliyor da sorunu, bilinçli olarak, yalnız “Kürt Sorunu”na indirgiyor.

Bu tutumu da benim onu “Şovenist Kürt Milliyetçisi” olarak değerlendirmemin nedenidir.

Şunu herkesin, Yaşar Kemal’in de bilmesi gerekir.

Türkiye’nin” demokrasi sorunu” çözülmeden hiçbir sorunu çözülemez.

Türkiye’nin tüm aydınlarının gündeminde “demokrasi sorunu”nun çözümü için çaba harcamak 1. madde olmalıdır.

Ancak o zaman; yukarıda bir dökümünü yapmaya çalıştığımız sorunların tümüyle birlikte “Kürt Sorunu” da, “Terör Sorunu” da ortadan kalkar.

Yoksa; sorunların çözümü için yapılması gereken, Yaşar Kemal’in yaptığı gibi, Türkiye’yi, özellikle bu tek noktadan, “Kürt Sorunu”ndan hareketle yalnız bırakma gayreti içinde olanların ekmeklerine yağ sürmek değildir, olmamalıdır, olmaz...

Yaşar Kemal haklı, Türkiye’nin bir “Kürt Sorunu” vardır. Ama; Türkiye’nin son derece önemli bir de “Terör Sorunu” vardır. Türkiye’nin bir “PKK Sorunu” vardır.

Bu son derece önemli “Terör=PKK Sorunu” na neden hiç değinmemiş acaba Yaşar Kemal?

Neden her gün PKK’nin hunharca katlettiği savunmasız insanlara (ki; bunlar, eğer güvenlik görevlileri değilseler Kürtlerdir) ilişkin tek tümce yok bu yazıda?

Bu yazıyı niçin yazdın Yaşar Kemal?

Bu yazıyı sana kim yazdırdı?

Yakın dostların, arkadaşların Bay ve Bayan Mitterand’ın kulakları çınlasın!

Ben de onun doğup büyüdüğü toprağın insanıyım.

Anam Kürt, babam Zaza'dır benim.

Çukurova benim de kundağımdır. Kefen bezim de olacaktır.

Onun ne denli usta bir yazar olduğunu yazın sanatını izleyen tüm dünyalılar bilirler.

Benim özürüm şundandır:

Bu konuyu karşılıklı konuşabilseydik onunla acaba ona hak verir miydim ya da tam tersi olur da; o, beni haklı bulur muydu?

Bu sorularıma asla yanıt bulamayacağım.

Yıldızlara uğurladık çünkü onu, bundan 6 yıl önce!

Bindi bir beyez ata ve sürdü gitti o sonsuz sonsuzluğa...

Işıklar içindedir şimdi Göğceli, Hemiteli Güzel İnsan...

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları