ERDOĞAN´IN İNADI TÜRKİYE`Yİ AB KONSEYİNDEN ATILMA AŞAMASINA GETİRDİ

05.12.2021 14:30

Türkiye Kurucularından Olduğu Avrupa Konseyi`nden Atılma Sürecine Getirildi!

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 2 Aralık 2021 tarihli kararıyla Türkiye`nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nin (AIHM) Osman Kavala Kararını uygulayıp uygulamadığının tespit edilmesini istedi.

Üye Ülkelerde İnsan Hakları, Demokrasi ve Hukukun Üstünlüğünü savunmak amacıyla kurulan Avrupa Konseyi, Türkiye`de son yılarda bu ilkelere uyulmadığını endişeyle izlemektedir. Gerçekten de AİHM’nin, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkında verdiği „derhal Serbest bırakılmalıdırlar kararlarına uyulmayarak”, siyası nedenlerden tutukluluklarının sürdüğümü belirtmektedir.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu kararı hakkında yapılan açıklamada ise, „ülkede devam eden yargı sürecine saygı duyulması “ve bu kararın „bağımsız ve tarafsız yargıya müdahale niteliği taşıdığı“ belirtilmektedir.

Gezi Parkı davasında, 18 Şubat 2020 tarihinde görülen altıncı ve son duruşmada, aralarında Osman Kavalan’ında bulunduğu tüm sanıkların beraatına ve tahliye edilmesine karar verildiği halde, 4 yılı aşan süredir cezaevinde bulunan Osman Kavallı’nın tutukluluğu sürmektedir. Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu da 5. yılına girmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın istemiyle ve yasal dayanağı olmayan gerekçelerle bu tutukluluklar sürdürülmektedir.

AIHM eski yargıcı ve konunun uzmanı Rıza Türmen, Cumhuriyet Gazetesi`nin kendisiyle yaptığı söyleşide (21.11.2021) konuyu çok iyi özetliyor. Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkında AIHM kararlarına uyulmamasının „Türkiye`nin Avrupa Konseyi´nden ihracına kadar gideceğini“ belirtiyor.

Bu, bir hukuk devleti sorunudur. Hukuk devletinde mahkeme kararları yerine getirilir. Bu bir kere, iki de bir söylendiği gibi bizim iç işlerimize falan karışmak değildir. Sözleşmeden doğan Türkiye’nin bir yükümlülüğü vardır; AİHM kararlarını uygulamak. AİHM, Demirtaş ve Kavala kararlarında ne diyor? ‘Derhal serbest bırakın’ diyor. Şimdi burada tabii önemli bir mesele var. AİHM gerek Demirtaş gerek Kavala kararlarında tutuklamanın meşru olmadığını, hukuka uygun olmadığını, tutuklamanın makul bir şüpheyi doğuracak nedenlere dayanmadığını, o yüzden tutuklamanın bir hak ihlali olduğunu söylüyor. Ama bununla kalmıyor. AİHM, her iki davada da 18. madde ihlali, yani tutuklamanın siyasi nedenlerle yapıldığını söylüyor. Şimdi, bu çok ağır bir ihlal. Tutuklama siyasi nedenlerle yapılıyorsa bu demektir ki yargı da bağımsız değil. Demek ki yargı da siyasi talimatla hareket ediyor. Bunun sonucu olur. Böyle olduğu için, 18. madde ihlali söz konusu olduğu için, Bakanlar Komitesi kararları uygulamakla sorumlu. (…)  Osman Kavala kararı tabii daha önce, Demirtaş kararı daha sonra kesinleşti. Ama şimdi Kavala için yapılanlar birkaç ay sonra da Demirtaş için gerçekleşecek. ‘Serbest bırakın, tahliye edin, sözleşmeden doğan yükümlülüklerinizi uygulayın, bunlara uyun’ diye 7 tane karar kabul etti. Bu 7 karara rağmen Türkiye, hala Osman Kavala’yı serbest bırakmamakta direniyor. Yani Osman Kavala davası artık Türkiye’nin batıyla olan ilişkilerinde odak noktası haline geldi. Bu kadar önem kazandı.

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları