ENSTİTÜLÜ ÖĞRETMENİN EMİL AŞKI

24.11.2022 23:13

 

Ahmet Öztuna… 1929’da Romanya-Silistre-Şahinler köyünde 1929’da doğdu. 1934’te Türkiye’ye gelerek Eskişehir-İmişehir köyüne yerleşti ailesi. 1940’ta Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsünden mezun oldu. Kendi köyüne atanmış bozkırı aydınlatmak için.

Kolları sıvayıp okulunun bahçe duvarının yapımına girişir ülkücü öğretmen. Okul çevresini ve köyün gömütlüğünü ağaçlandırır. Okulun eksik olan bölümlerini tamalar. Köy yollarını, moloz taşlardan temizler. Geceleri ise köylülere okuma yazma öğretir. Saman yerine kömür yakmaya başlarlar. Okulun ve çevresinin, ayakyollarının temizliği ön plandadır. Öğretmen evinin temelini atar. Önce yardım etmeyen köylüler, kolları sıvamışlar öğretmenlerinin yanı başında.

Öğretmen Öztuna meyvecilik ve bağcılıkta öncü olmuş köylülere. Fidanları, Çifteler Köy Enstitüsünden kendi at arabasıyla getirir. Her aileye birer dönümden az olmamak koşuluyla meyve bahçeleri elbirliğiyle dikilir.

1945 Yılı 17 Temmuz günü Rousseau’nun Emil yahut Terbiyeye Dair kitabını satın alıp okumak ister. Çünkü bu kitabı okumalarını enstitüdeki öğretmenleri salık vermiştir öğrencilerine. O yıllarda üç ayda altmış lira aylıkları vardır. Para yetmiyor doğal olarak. Babasında para ister Emil’i almak için. İsteği olmayınca da gözyaşlarını tutamaz.

Genç öğretmenin üzüntüsünü gören babası: “Ağlama oğlum, sen kör eşeği hazırla! Ben sana bir koyun yapağı veririm; sabah ezanıyla eşeğe yükler. Eskişehir’e gider satarsın ve kitabını alır gelirsin.” der. Bu söz üzerine dünyalar onun olur. Şafak sökerken Eskişehir’in yolunu tutmuş ülkücü öğretmenimiz.

“Pazarda yapağıyı sattım. Dört lira beş kuruş etti. Dört lirası ile Emil’i aldım. Beş kuruşu ile bir de simit aldım. O tarihlerde Eskişehir-Ankara yolu çok tenhaydı. Eşek köye rahat rahat gidiyordu. Ben de eşeğin üzerinde bir elimde simit, bir elimde Emil’i okuyordum. Şimdiki Sultandere civarında iken, ‘Öztuna, Öztuna!’ diyen bir ses duydum. Başımı kaldırıp baktığımda, bizim Çifteler’in kömür kamyonu yanımda duruyordu. Çifteler’den öğretmenim Hamit Özmenek’ti bana seslenen, ‘Hayrola Öztuna! Ne bu halin?’ dedi.

‘Öğretmenim Eskişehir’den Emil’i aldım. Okuyarak köyüme dönüyorum.’ dedim.

Konuştuk; durumu anlattığımda hepsi çok duygulandı.

Onlar da Eskişehir’den köy enstitüsüne dönüyorlarmış. Kömür almaya gitmişler. Ancak kömür bulamayınca geri Çifteler’e boş dönüyorlarmış. Öğretmenim hemen kamyonun arkasındaki öğrencilere seslendi, ‘Çocuklar inin aşağı, açın kamyonun kapağını! Kaldırın kör eşeği, kamyona alın! Öztuna, sen de ön tarafa gel!’ deyip beni de şoför mahalline, yanlarına aldı.

Bizim köy meydanında beni ve bizim kör eşeği indirdikten sonra bana başarılar dileyerek kamyonun homurtusuyla gittiler.

Bizim kör eşek kamyona sucuk yapılmak üzere değil, köye ışık götürmek, köye kültür götürmek ve çağdaş toplumlardaki akran köylerin seviyesine yükselmek üzere kamyona bindiriliyordu. Aynı zamanda bu kamyon, J. J. Rousseau’yu ve cebinde sadece beş kuruşluk bir simidi olan ama köyü için her şeyi yapmaya hazır idealist bir öğretmeni taşıyordu. (Gülten Başol, Aydınlanmanın Neferleri Köy Enstitülü Öğretmenlerim, Kaynak Yayınları, 1. Basım, 1Nisan 2016, sf. 157 vd.)”

Atatürk’ün aydınlığında köy enstitülerine emek veren Hasan Ali Yücel’in, İsmail Hakkı Tonguç’un, Hamit Özmeneklerin ve Ahmet Öztuna öğretmenlerin ışığıyla ülkemizi, yurttaşlarımızı aydınlatan ülkücü öğretmenlerin Öğretmenler Günü kutlu olsun.

Adil Hacıömeroğlu

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları