DÖRDÜNCÜ KUVVET

04.11.2022 12:30

Demokrasi sistemi kuvvetler ayrılığı olmadan işlemez. Yasama, yürütme ve yargı tek elden idare edilirse denetleme mümkün olmaz.

Dördüncü kuvvet, televizyon, radyo ve çağımızda internet icat edilmeden önce, yalnız basın idi.

Gazetede, belli sürelerle yurt ve dünya haberleri verilir, bunlarla ilgili makaleler, fıkralar, eleştiriler ve buna benzer yazılar yayınlanır.

21 Ekim’de Türkiye’de Gazeteciler Günü kutlandı. Bugünle ilgili eleştirel makaleler ve günün anlamı ile ilgili makaleler yazıldı, görsel medyada söylendi.

Okuduğum makalelerde, Türkiye’de basın özgürlüğü 1950 yılı çok partili dönemde kısıtlanmaya başlamıştır, deniyor. Bugüne nasıl gelindi, analizi, tarihi ve en önemlisi çözüm yolları yazılmalı. Politikacıların şahsiyetleri öne çıkarılmadan, siyaset yapılmalıdır. Türkçe anadili, kolay anlatılacak bir dildir. En aşağıda görülen, elite tabakasına ait olmayanların da anlayacağı şekilde düzgün ifade edilebilir. Bu dil ustalığını Nazım Hikmet göstermiştir.

Almanya’da basın ve medya özgürdür. Kurallarla dünyada en saygılı ülke durumuna getirilmiştir. Göç yollarında olan insanların en önde gitmek istediği ülkedir.

Basın ve medya hiç kimseye hakaret, küfür ve aşağılamamak, halkı şiddete yönlendirmemek şartıyla, gazeteciler özgürce işlerini yürütürler.

Fakat son yıllarda pek iç açıcı görülmüyor. Gücü elinde tutan yayın organları büyük olayları, krizleri, savaş hakkında rapor verirken, haberleri dinleyicilere ve okurlara iletirken şaşılacak şekilde aynı ön değerlendirme yapıyorlar.

Dördüncü kuvvetin tarihini, bugüne nasıl gelindiğini bilmeyenler, sanki devlet tarafından etki altında sanıyor.

Halbuki tam tersine basına etki aşağıdan yukarıya yapılıyor. Etkiye en büyük katkıyı sosyal medya yapıyor.

SPRINGER yayınevi BİLD gazetesiyle ün yapmıştır. Haber yazmaz, öncü kanaat görevini üstlenir.

Yayın yönetmeni Mathias Döpfner şöyle diyor: “On dokuzuncu yüzyılda yayın yöneticileri şef, okuyucular okur ve düşünce sahibi olurdu. Yirminci yüzyılda okur ile yayın yönetmenleri eşit anlamdaydı Yirmi birinci yüzyılda ise şeflik görevi okurlara geçti.”(*)

Okurların arzu ve düşüncelerine göre yayın organları uymak zorunda kalıyor. Çoğunluğa hitap eden basın ve medya aynı dili konuşuyor, gösteriyor ve yazıyor.

Rusya-Ukrayna savaşında başka hiçbir düşünce kabul göremez. Ukrayna’ya silah dahil yardım edilirken, kendi vatandaşlarını ihmal etmek doğrudur. Rusya’yı mahvetmek, haritadan silmek gerekir. Ceza verirken, ekonomide yaptırımlar kendi ülkesine, halkına zarar vermesine rağmen devam etmelidir.

Savaş önlenebilir miydi, politikada BATI hata yaptı mı, sorusunu soran politikacılar kendi partisi içinde hemen susturuluyor.

Bu nedenle basın ve medya gücünü elinde tutanlar ne diyor ne yazıyor ona dikkatle bakılıyor. Basın mensupları karşıt fikir yürütmeye korkuyor.

Televizyon yayınlarında görülen siyasi tartışmalar düşünce üretmiyor, bilgi vermiyor. Konuşmacılar iki karşıt tezde olanlar davet ediliyor. Moderatörün beğenmediği tez olursa konuşmacı köşeye sıkıştırılıyor. Bakan, parti genel başkanı, milletvekili veya başka biri fark etmiyor.

Siyasi tartışma programlarını izlemiyorum artık, rahat uyuyorum. Bazı çirkin durumda konuşmacılar daveti neden reddetmiyorlar, diye düşünüyorum.

Bir siyasetçi, tanınmış kültür ve sanat insanı futbolcu bir hata yapmışsa, defalarca gösteriliyor. İstifa eder veya görevi bırakırsa kamu basın ve medyası bir müddet sakinleşiyor. Eski Federal Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’da olduğu gibi.

Kamu basın ve medyanın bugünkü duruma gelmesinde ekonomi çıkarları, reklâm gelirleri rol oynuyor. Okuyucunun ne istediği sosyal medyada verilen yorum ve ilgiye göre ayarlanıyor. Çok isabetli anket firmaların verdiği anket sonuçları, çoğunluğu benzer düşüncede birleştiriyor. Bu düşüncenin iyi ve pozitif olması şart değil.

Bu sorun nasıl çözülür, iktidarın verdiği özgürlük okuyuculardan geri nasıl alınır, sorularına cevap bulmaya çalışan iki yazar Die vierte Gewalt, Dördüncü Kuvvet adıyla bir kitap yayınladı.

Zamanımızda yaşayan, eserlerini çok beğenerek okuduğun Richard David Precht filozof, tanınmış aydın bir yazardır. Üniversitede profesör felsefe dersleri veriyor.

Harald Welzer sosyal psikolog, yazar ve eleştirel tartışmacı. Demokrasi ve kalıcı olması konusunda fikir üretiyor, o da üniversitede ders veriyor.

Demokrasi nesnel tartışma ve özgür dördüncü kuvvet olmadan yaşayamaz. En iyi ve doğru çözüm yollarını gösteriyorlar.

Kitap on bölümde yazılmış: Kamuda açık düşüncenin tarihi, basın ve medyaya güven sağlanması, öncü basın mensupların söylemediği konular, politika değil politikacıların şahsı ön plâna çıkarılıyor, çoğunluk düşüncesine uyma zorunluluğu, öncü ve idare eden basın ve medya bu duruma nasıl geldi, değeri güveni tekrar nasıl kazanılır ve çözüm önerileri ara başlıklarla analize ediliyor.

Demokrasi yukardan otoriter iktidarlar tarafından dikte edilerek yaşatılamaz. Aynı zamanda aşağıdan okuyucular tarafından idare edilmesine de izin verilmemelidir.

Birey araştırmacı soru sormalıdır. Her duyulana inanılmamalı. Doğru ve gerçek haber almak yaşamaktır, deyip kendisi düşüncesini olgunlaştırıp geliştirmelidir. Yalnız söyleyene değil, ne söylendiğine dikkat etmek gerekir.

Öncü medya ve basın sosyal medyanın pozitif yönlerini araştırmalıdır. Eleştirilecek birçok noktaları vardır. Ama sosyal medya iyi ve olumlu haber, haber değildir, demiyor.

Yalnız savaş, açlık ve göç haberleri gibi kötü haberler toplumu ruhsal hasta ediyor. Ayrıca çocuk ve gençlerin olumlu ve başarılı örneklere ihtiyacı vardır. Yalnız kötü ve negatif haberler tek bir ülkenin değil, tüm yerküre toplumunu karamsar yapıyor. Gençler yalnız Türkiye’de değil tüm dünyada geleceğinden endişe ediyor. Ama Türkiye’de demokrasiye, basın ve medya özgürlüğüne inanmış, Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda giden vatandaşlar çoğunlukta.

Almanya’da ise İkinci Paylaşım Savaşı’ndan ders almış, demokrasisi oturmuş, basın ve medya özgürlüğüne önem veren insanlar çoğunlukta.

Bu nedenle nefes aldığım müddetçe umut etmeye devam edeceğim, güneşli günler göreceğiz.

Umutla kalın!

İlter Gözkaya-Holzhey

eMail: [email protected]

Bu konuda okuduğum kaynak kitabı, bilhassa İletişim/Medya okuyan üniversite öğrencilerine mutlaka okumasını tavsiye ediyorum:

 

Richard David Precht, Harald Welzer, Die Vierte Gewalt,

Wie Mehrheitsmeinung gemacht wird, auch wenn sie keine ist,

Fischer Verlag, Frankfurt am Main, 2022, (*)sayfa 179

ISBN 978-3-10-397507-9

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları