DEĞİŞİM YILI OLSUN

31.12.2021 01:32

Yılın son günleri...

Aslında hep bir tatlı telaş içinde, sevdiklerimizle yeni yılı karşılama heyecanı duyduğumuz güzel zamanlar...

Artık ne yazık ki öyle değil.

Dehşet bir yılı daha dünyaca geride bıraktık. Kıyasıya bir can pazarı.

Yaşlı dünyamız ve tüm insanlık çağının en ağır sınavını veriyor. Bu sınav beraberinde köklü değişimlerde getiriyor.

Bize bir belirsizlik süreci gibi görünse de, Dünya yaşamı değişim geçiriyor, yeniden dizayn ediliyor. Sonuçta, Covid denilen bela hayatımızın ortasına bomba gibi düştü ve düştüğü gibi kök saldı, yerleşti.

Artık gitmeyecek, bunu anladık, çünkü, tüm kollarını etkin biçimde gırtlağımıza dayadı... Sevdiklerimizi üçer, beşer alıyor, yetmiyor, hayatta kalanların arasına da duvarlar örmeye devam ediyor. Teknolojisi, zenginliği, saltanatı, uçsuz bucaksız medeniyeti birbirine düşürdü, önünde diz çöktürdü. Güzelliğine bir virüs yetti dünyanın. Bu yüzden yeni yılı kabuğumuzdan çıkmadan karşılayacağız yine.

Ruhumuz gölgeli değil, karanlık. Kaldı ki, bizde tek dert Covid belası da değil. Koskoca bir yılda yine bir sabaha gözümüzü açamadık ki, hayata sevinelim.

Börtümüz, böceğimizle cayır cayır yandık da çağı atlamış memlekette bir kova su taşıyacak söndürme uçağı bulamadık. Ve anladık ki aslında çağı atladık derken aslında yine çağı kaçırmışız. Dolayısıyla cayır cayır yandık...

Sellere bent olamadık, tam tersine suyun yuvasına yuvalar kurmaya kalktık, su yuvalarımızı yerle bir etti. Biz de rant mı, can mı tartışmasına bir kez daha daldık. Ve sadece konuşup, tartıştığımızla kaldık. İnanmazsanız ilk güçlü yağmur sonrasını bekleyin...

Kadınlarımız, çocuklarımız yine daha çok mağdur. Bu yıl yine, istinasız nerdeyse her gün kadın cinayeti işlendi. Biz gösteriler yaptık, kınadık, yazdık, çizdik, konuştuk, tartıştık, ama yine bir şeyleri düzeltemedik...

Çünkü, sayısı okul sayımızla yarışan cezaevlerimiz, Gazeteci, Siyasetçi, Sanatçı, Akademisyen, Yazar, Çizer, Hukukçu ve rütbeli Askerlerimizle dolu.

Katile, hırsıza, uyuşturucu tacirine, mafyaya yatak yok...Görünen o ki, sorgulayan, düşünen insan, bizim ülkemiz için en büyük tehlike. Teminatımız dediğimiz Gençler geleceği demokrasisi daha gelişkin Avrupa ülkelerinde aramaya başladı bile.

Eğitim hayatını gelişmiş ülkelerde, yapmak isteyen gençlerimiz, ya da yetişmiş kalifiye meslek sahibi insanlarımız artık kendi ülkemizi maalesef ki çok haklı nedenlerle yaşanacak yer olarak görmüyor.

Onlar Avrupa'ya göçerken, elin Suriyelisi, Afganlısı, Katarlısı onların yerlerini alıyor. Ülke sessiz sedasız sanki el değiştiriyor.

Ruhumuzu daraltan o kadar çok şey oluyor ki, takip edecek mecalimiz dahi kalmadı.

Ekmek fiyatı bile alım gücünün üstündeyken, şurada üç gün önce iktidar eliyle vatandaşa döviz kumpası kuruluverdi. İnanılmaz ama birileri birkaç saat içinde, dehşet servet kazanırken, halk daha da fakirleşti...

Aksine inanmamız mümkün değil, çünkü hukuk devleti bunu tartışır, parlamentosunda incelemeye alır.

Bizde öyle bir durum yok. Ülke de sadece bu hesapları sorguladığı için sürekli aşağılanan muhalefet, döviz vurgununun zenginlerini açıklayın der demez, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni ablukaya alma girişimi başlattılar.

Rant kapıları İstanbul'u kaybetmek zaten içlerinde kanayan bir yara, bilmeyen yok...

Kaybettikleri günden itibaren tüm güçleri ile Büyükşehir Belediyesine, dolayısıyla İstanbul halkına hayatı dar ettiler.

Bence İstanbullular buna sessiz kalmayacak. İlerleyen zamanda gelişmeleri hep beraber izleyeceğiz. Tam ortasından yukarıdakiler ve aşağıdakiler diye ikiye böldükleri koca ülkenin, en tepesinde ise               yanlışın en büyüğü var.

Tarafsızlık ve temsiliyet makamı olan ve bu yönde anayasal koruma altında bulunan yüce makam Cumhurbaşkanlığı makamında, taraflı, partili ve tüm yönetim erkini iki dudağının arasında tutan birinin oturması ve Anayasayı sadece kendine kalkan haline getirmesi.

İşte bu çarpıklık giderilemezse, dehşet yaşıyoruz, dediğimiz hiçbir derdimiz bitmeyecek. Çıkmayan candan ümit kesilmez misali, yeni yıla yine de umutla girelim.

Evet Karamsarız ama sağlık, adalet, barış ve refah mücadelemizde güç, kuvvet harcamaya bıkmadan devam edeceğimiz, ama bu kez "Değiştiğimiz" bir yıl olsun.

Çünkü biz aşagıdakiler, aslında çoğunluk olan tarafız, biz halkız ve biliriz ki, her bitiş, aynı zamanda yenilenmedir, yeniden başlayabilmektir.

Bu gerçeği unutmadan, umudumuzu ve birliğimizi yeşertelim ve DEĞİŞİM için kolları sıvayalım.  Yeni yılınız kutlu olsun.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları