BİZİM KADINLARIMIZ…

07.03.2022 14:28

Kimseye benzemez bizim kadınlarımız…

Öyle başını örttü, üç etek giydi, ayağında lastik ayakkabı vardı diye hor görmeyin. Yeri geldiğinde köyün ebesi, bebesinin anası, dananın bakıcısı, tarlanın ot yolucusu, değirmende mısır öğütücüsü, ormandan sırtında odun taşıyıcısı oluverir.

Düğünlerde beşibiryerdelerini, altın bileziklerini takıverir, şehirli kadınlara taş çıkartır oynarken…

Kör kuyudan su çıkaran, zeytini budayan, elmayı kurutan, üzümü şıra yapıp kışa pekmez kaynatan, ince ince açtığı yufkayı saçta pişirip kokusunu uçuran, kışa saklayan, buğdayı un bulgur edip çuvalında saklayandır.

Avrupa’da tarlada doğuran kadın, kağnısı ile cephedeki askerine kar kış demeden silah, ekmek taşıyan, kocasının silahını kapıp cepheye koşan kadın göremezsiniz. Bizde ne Aliye bacılar, Kara Fatmalar, kadın efeler vardır.

Bizim kadınlarımızı hor görmeyin.

Koca dozerin önüne dikilip zeytinine sarılanda onlardır, kocalarından önce toprağına sahip çıkanda onlardır.

Neymiş; Çalışan kadınlar günü imiş. Bizimkiler tembel mi sanırsınız? Köylük yerde oturuyorlar diye onları ot-ağaç kıymeti bilmez, erkeğine sahip çıkmaz, ekinini bahçesini savunmaz mı sanırsınız?

Çocuğunu hele, hele kızını okutmak için yaptıkları fedakarlıkları alem bilmez ama, kızı oğlu çok iyi bilir. Kocası kahvede gezse de o kendi kafasında bir hayalin peşinden koşar tüm ömrünce...

Çatlamış elleridir, güneşten ve rüzgârdan kırışmış yüzüdür, bükülmüş belidir emeklilik ikramiyesi… Su taşımaktan çökmüş omuzlarıdır göstergesi…

Bizimkiler çalışmaz, lavantan partilerde bir o yana, bir bu yana salınırlar mı sanırsınız?

Geçin canım bunları geçin… Gözü açıldı bizim kadınlarımızın. Bir kısmı cahil olsa da, hacıya hocaya muska yazdırmaya kalksa da, anasından atasından kalan adetleri, ananeleri, ev ilaçlarını, konserve yapma, kurutma ve kış için saklama usullerini bilirler.

Bir iki metre kar; kar değildir onlar için. Üç metreyi geçmişini de görmüşlerdir. Evlerine tünel açıp girdiklerini de bilirler.  Öyle 15 santim karda topukları kara gömülüp felaket senaryoları yazmazlar.

Okuttukları profesör olur, doktor olur, hâkim olur. Öğretmen olur. Sağlık saçan, adalet saçan, bilgi saçan insanlar olur.

Aşık olurlar, sevdiklerine türkü çığırırlar.  Gurbete gönderir yoluna bakarlar.  Sadık olurlar, gönüllerine başka sevda sokmazlar. Bekler de beklerler…

Güzelliklerine şarkılar bestelenir,  Şiirler söylenir. Romanlar yazılır, hikayeler okunur.

Namaza durur, iyiliğe niyaz eder, kötülüğü defeder, şerleri uzak eder.

“Aman oğul, sen öleceğine ben öleyim… Ben sana kurban olayım” der, analığın en yüce mertebesine çıkarlar.  Gerektiğinde kına yakıp gönderirler asker ocağına… Geri gelmeyeceğini bile, bile… Vatan sağ olsun derler.

Bir başkadır bizim kadınlarımız, analarımız, bacılarımız… Erkeğin düşünmediğini düşünür, erkeğin yemediğini yer, erkeğin yapmadığını yaparlar.

Yüz yıllardır bu toprakların bereketi, asıl sahibi, karar verenidir onlar.

Onlar için her gün çalışan kadınlar günüdür. Yüksünmezler.

Ellerinden öpülesi, düşünce kaldırılası,  sendeleyince koluna girilesi,  Avuç açınca utanmamız gerekenlerimizdir onlar.

Sevin onları, sıvazlayın sırtlarını. Öpün ellerini, kollayın onları, hayır dualarını alın.

Alın size en güzel kadınlar günü… Hatırlayın oenları…

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları