BİR KUVAY-I MİLLİYE KAHRAMANI ŞAHYARLI MUSTAFA BEY: 2

08.08.2022 23:24

Geçen yazımızda, Şahyarlı Mustafa Bey’den söz etmiştik:

O’nun Alaşehir’de nasıl bir halk önderi olarak ortaya çıktığından ve etrafında topladığı sivil müfreze ile Alaşehir’de ulusal direnişi nasıl başlattığından…

Toplum, kendi içinden çıkmış bu kahramana gönülden destek veriyordu.

Şahyarlı; özellikle Ödemiş yöresi zeybekleriyle el ele, sırt sırta vermiş; Yunan ilerleyişini durdurmak için cephede savaşan o kahramanların yanında yer almıştı.

Ah ki, ah!

Birisi yükselsin de başka birileri çıkıp, o kişinin yükselişine karşı haset duyguları geliştirmesin ve ayağından tutup, aşağılara çekmesin ha!

Kendi düşmanımız, kendi içimizdeki bu şeytanca duygular değil mi?

İşte Şahyarlı Mustafa Bey toplum gözünde yükselmeye başlamıştı ki; derhal birileri bundan rahatsız oluverdi.

Yani kendi içimizdeki şeytan, kıpraşıverdi.

Yıkan biz, yıkılan biz olacaktık; buydu şeytanın kurduğu o çirkin oyun.

Şahyarlı’nın ününün yükselişine karşı fesatlananların başında kim vardı biliyor musunuz?

Dikkat edelim:

Çerkez Ethem…

Evet; Çerkez Ethem, Şahyarlı Mustafa Bey’in adı yüceldikçe, namı büyüdükçe ona karşı en büyük kıskançlık duyguları kabaran kişi oldu; ne yazık ki.

Korktuğu şey; Şahyarlı Mustafa Bey’in adının, kendi adının öne geçeceği, bölgedeki otoritesini zayıflatacağı; ününü geride bırakacağı korkusuydu.

Bu nedenle Şahyarlı Mustafa Bey için akıl almaz senaryolar kuruyor; sonra da bunları bölgede etkili olan kişiler üzerinde akıl almaz yollar kullanarak, propagandalar yapıyordu.

Bununla da kalmıyor; Şahyarlı’yı ürkütüp, tarih sahnesinden silip atmak için ona en yakın kişilere ulaşmaya çalışıyor, hatta azıcık kendisine direnecek olanlar varsa, onları ortadan kaldırmaktan bile çekinmiyordu.

Örneğin Alaşehirli Kel Komiseroğlu Yusuf Salihli’de Çerkez Ethem’in adamlarınca öldürüldü.

Çerkez Ethem, Alaşehir’in önde gelen kişilerine etki ederek, Mustafa Bey’i yalnızlaştıracak ataklar bile yapıyordu.

Öyle ki bu kişilerin bakışları önünde, öldürülme sırasının Şahyarlı’da olduğunu söylemekten bile geri kalmıyordu.

Kendi adamlarını değişik yollarla Alaşehir’e sızdırıyor, sonra da kışkırtıcılık yaptırıyordu.

Beklentisi bu kişiler aracılığıyla Mustafa Bey’i gözden düşürecek yanlışlar yapacak süreçleri tetiklemekti.

Bir gün Mustafa Bey’i Yunanlılar’a karşı Salihli Cephesi’nde çarpışmaya çağırdı.

Mustafa bey ise bu çağrının Çerkez Ethem’in kendisini ortadan kaldıracak bir tuzağı olduğunu gördü.

Bu çağrıya uymayarak; Bozdağ yöresine geçti ve cephenin sol tarafında çarpışmalara katıldı.

O’nun bu hareketini Ethem diline doladı:

Vay!

Artık herkese Mustafa Bey’i kötülemekten geri durmuyor, ona türlü suçlar yüklüyordu.

Örneğin Hacim Muhittin Bey’e (Çarıklı) yazdığı bir telgrafta, Alaşehir’in bu adam yüzünden bir fesat ve ayrılıkçılık ocağına döndüğünü söylüyordu.

Mustafa Bey ona göre bir alçak, nifakçı ve bölücü birisiydi.

Güya Alaşehir üzerinden cepheye gelen cephaneye bile el koymuş bir haindi.

Şahyarlı ne olursa olsun uyarılmalı, sonra da ıslah edilmeliydi.

Balıkesir Kuvayı Milliyesine ve belediye başkanlıklarına gönderdiği bir telgrafta ise Şahyarlı Mustafa Bey için gerekenin yapılmasını istiyordu.

Ona göre Mustafa Bey sefil  bir kişiydi; düşmana karşı savaşa katılmaktan uzak olduğu gibi, pek çok fesat yaratmış ve çok kişiyi vatan savunmasına katılmaktan alıkoymuştu.

Gel de inan; söze bakın, söze:

O güne kadar alçak işgal ordusuna karşı yapılan muharebelerin hiçbirine katılmamıştı.

Böylece ihanet etmekten geri durmamıştı.

Daha da ötesi işgale karşı çalışarak, ulusa kan ağlatan müttefiklerin ikinci partisini oluşturmaktaydı.

O ve taraftarları Poyraz Asi ve münafıkları gibi tepelenmeyi hak etmekteydi.

O tepelenirse; bu Allah’ın bir lütfu olacaktı.

Şahyarlı’yı ya ıslah edecek ya da tepeleyecek kişi ise kendisiydi.

Durmuyordu ki!

Kimi etkili kişiler bu iki toplum önderi arasındaki gerilimin hayırlı sonuçlar doğurmayacağını düşünerek, gerilimi ortadan kaldırmak amacıyla arabulucu olmak istediyse de zinhar Çerkez buna yanaşmadı.

Ve tuttu:

1919 yılı Ekim ayının başlarında bir gün aniden yaklaşık altı yüz atlı adamıyla Alaşehir’e bir baskın düzenledi.

Düşmanın gözleri önünde Alaşehir saatlerce Çerkez Ethem’in adamlarınca kurşun yağmuruna tutuldu.

Sonra da nokta nokta merkeze doğru ilerlenmeye başlandı.

Düşünebiliyor musunuz:

Vuran da Türk’tü, vurulan da…

Bir kardeş kavgasının tarafı olmak istemeyen Şahyarlı Mustafa Bey, bir süre bu baskına karşı direniş göstermedi.

Ancak, sabır da bir yere kadardır:

Sonunda Şahyarlı’nın da adamları da direnişe geçtiler.

Alaşehir tam bir ateş çemberi ortasında, on sekiz saat bu kardeş kavgasını yaşadı.

Çerkez Ethem’e karşı başarılı olamayacağını anlayan Mustafa Bey, bu çatışmalardan sonra bir süre bir akrabasının evinde saklandı.

Sonradan bir yolunu bularak, canını zor kurtarıp, altı yedi arkadaşıyla birlikte Afyon’a; oradan da İstanbul’a kaçabildi.

O kaçtığında Ethem’in Alaşehir baskını hala sürüyordu.

Sonra kente bütünüyle hâkim olan Çerkez Ethem, halka gözdağı vermek amacıyla hapishaneden getirttiği üç tutukluyu göstermelik biçimde sorguya çekip sonra da idam ettirdi.

Şahyarlı Mustafa Bey uzun süre izini kaybettirdi.

Yıllar sonra bir tanıdığı onu İzmir’de Kemeraltı’nda gördüğünde şaşırıp kalmıştı:

O yiğit, dev gibi adam; pençesine düştüğü bir hastalığın etkisiyle, bir deri bir kemik kalmıştı.

Ne acı değil mi?

Neresinden bakılırsa bakılsın insana hüzün veren, içini acıtan bir görüntü bu yaşananlar.

Ama en acısı;

Gereksiz kişisel tutkular, kıskançlıklar ve olumsuz öteki duygularla birbirimize düşüp, bu yoksul ülkenin umutlarını bu duygulara kurban edişimiz.

Gel de Kerimoğlu Türküsü’nü anımsama:

Olur mu böyle olur mu;

Kardeş kardeşi vurur mu?

Ah ki ne ah, ah ki ne ah!

(9 Ağustos 2022)

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları