BERLİN’DE TÜRKÇE

12.08.2022 10:27

Berlin’de Eğitim ve Öğretim programı, kural, yasa ve kanunları Eğitim ve Öğretim Senatörlüğü tarafından uygulanır.

1990 yılında iki Almanya’nın birleşmesine kadar Türkçe öğretimde, çok çeşitli modeller denendi. Almanca/Türkçe iki dilde birinci sınıfta okuma yazma, Türkçe Orta Öğretimde birinci veya ikinci yabancı dil olarak yürütüldü.

İki Almanya birleşmesiyle bütçede kısıtlamaların ilki Türkçe derslerinde yapıldı. Dil öğrenimde ağırlık AB üyeye katılan Doğu Avrupa ülke dillerine verildi.

Bugün yalnız Aziz Nesin Avrupa Okulu kaldı ve bu ilkokuldan sonra devam edilen orta öğrenim okulunda Türkçe dersleri veriliyor.

Konsolosluklar nezdinde verilen Türkçe dersleri, ben emekli olana kadar öğleden sonra veriliyordu. Öğrenciler yorgun olduğu için faydalı olmuyordu. Ders plânı içinde ders verilmesi arzu ve çabalarımız neticesiz kalmıştı.

Bu nedenle bu makalemde, Türkçe dilini Avrupa’da saygın diller arasında görmek ve gelecek nesillere bilinçli olarak aktarma konusunda, okul dışında neler yapılabilir sorusuna cevap aramaya karar verdim.

COSMO RADYO WDR Türkçe bölümü çok faydalı bilgiler veriyor. Türkçe adı olanları okulda, ev ve iş bulmada çektikleri zorlukları konu olarak ele almıştı, Ceyhun Kara ve ekibine teşekkür ediyorum.

Her şeyden önce bilinçli olmayı çocuklara öğretme önemli. Hata bu ayrımcılığı yapan Almanlarda, Türkçe’de bir hata yoktur. Türkçe zengin bir dildir. Duygular çok derin ifade edilebilir. Çocuğun yaşına göre anlatılmalıdır. Orta öğrenim yaşında olan bir gence izah etmek daha kolaydır. Örneğin gönül kelimesini Almanca’ya çeviremezsin, demek en güzel örnektir.

Biraz önce gezinti yaparken bir oyun parkında, genç bir babanın üç veya dört yaşında oğlu ile oynamasını izledim. Çok güzel Türkçe konuşuyordu, çok sevindim. Aslında genç nesiller biz ilk nesilden daha uyanık, bilgili ve bilinçli. Ama ben özetlemek, konuyu tartışmaya açmak istiyorum. Yazdığım bütün öneri ve tavsiyeler, Türkiye’de de ülke, resmi dil Türkçe dışında kalan diller için de geçerlidir.

Çocuk küçük yaşta iken yuvaya gidiyor olabilir. Aile fertlerinden hangisi Türkçe iyi biliyorsa çocuk onunla Türkçe, hangisinin Almancası iyi ise evde onunla Almanca konuşursa iki dilde yetişir.

Yetmiş, seksen yıllarında Türkçe dersleri Almanca’ya rakip görülüyordu. Öğrenci Türkçe öğrenirse Almanca öğrenmesine engel olur, düşüncesi hakimdi. Türkçe’yi yasak eden öğretmen ve okullar vardı. Fakat zamanla dil bilim insanları çok önemli neticelere vardı. Tıpta beynin çalışması hakkında bilgiler arttı. Çocuk ikiden fazla dil öğrenebiliyor. Bilgi sayar icadı beyin çalışması örnek alınarak yapılmıştır.

Berlinli bir kameramanın, dört dilde toplantı yaptığına şahit oldum. Anne öğretmen, baba doktor ailede beş dil konuşuluyor, yazılıyor.

Önemli olan ağaç yaş iken eğilsin. Ticaret, para ve reklâm gücünü kullanmalı. Ticaret amaçlı tek bir kelime dahi önemlidir, made in Türkey, yerine made in Türkiye olarak değişmesi çok olumludur.

Aldığım her şeyde, tekstil, ev eşyası ve ayakkabı boyasına kadar, kullanma kılavuzunda Türkçe yoksa, neden yok diye firmaya yazıyorum.

Bergama müzesinde veya sergilerde neden Türkçe broşür yok, diye soruyorum. Çoğu zaman isteyen yok, diyorlar. O halde yazmalı, istemeli.

Okulda, medya ve basında yanlış okunan, söylenen Türkçe adları bıkmadan düzeltmeli. Almanlar doğru telaffuz edemiyorlar düşüncesiyle, kendi adını yanlış söyleyen Türkleri uyarmalı.

Türkçe’nin zenginliği ı,İ,ğ,ç,ş,  harfleriyle sağlanıyor. Facebook’ta dikkat etmeyenlere cevap vermemeli, şahsen tanışılan arkadaşların sayfasında uyarmalıdır.

Sağlık Bakanlığı nezdinde, Korona pandemiden korunma bilgileri Dr. Cihan Kara tarafından sosyal medyada verilmesi çok olumluydu.

Mustafa Kemal Atatürk 1932 yılında Türk Dil Kurumunu kurdu. Dil reformu, Lâtin harfleriyle öğrenim görmeseydim,

Berlin’de mesleğimi yürütmem mümkün olmazdı. Almanca’yı da yetişkin olarak öğrenip, öğrencilerime öğretmem de çok zor olurdu. Bu nedenle T.C. Başöğretmenine teşekkürü bir borç biliyor ve bu satırlarımla borcumu ödeyerek, gelecek nesillere kırk yıl öğretmen olarak çalışmadan sonra da faydalı olmaya çalışıyorum.

“Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”                     M. K. Atatürk, 2 Eylül 1930

Ben de diyorum ki, atam biraz daha yaşasaydın, reformların yerleşmiş olurdu. Türk Milleti çalışmak için yurt dışına gitmek zorunda kalmazdı. Türkiye dışında Türkçe’yi korumak ve yaşatmak çok daha zor. Senin zamanında insanlar, gençler öğrenmek için Avrupa’ya geliyor, ama geri ülkesine dönüyordu. Göç edenlerin geri dönmesi de ayrı bir zorluk oluyor.

 

Süreç Soruyor,

Anneciğim, bana hep sen

Almanca öğren, diyorsun,

ama sen bilmiyorsun.

 

Yuvada yalnızca Almanca öğrendim,

okulda Almanca konuşacağım,

evde biraz Türkçe biraz Almanca.

 

Büyüdükçe büyüyecek dertlerim,

sonra onları sana, öğrenmeden dilini,

nasıl anlatacağım.

Batı Berlin 1986, Dr. Ertekin Özcan

 

 

Çocuk Beyni,

İşlenmemiş bir tarladır beyin,

genelinde doğarken çocuk,

ses alınmamış boş bir teyp kaseti,

işlenmemiş bir video kaseti.

Ne verirsen kayıt eder bilincin

ince bölümlerine, ne ekersen,

gül ekersen gül, ne ekersen,

o yeşerir genelinde,

dağılır beynin gözelerine.

Berlin/Kuşadası 26.07.1997ö Dr. Ertekin Özcan

 

Ayrılıkların en acısı anadilinden ayrılmaktır.

Dilinizle kalın!

 

Kaynaklar:

Ahmet Tevfik Ortaç, M.K.Atatürk’ten alıntı, Facebook

 

Bir şiir ve ikinci şiirden bir kıta alıntı:

Ertekin Özcan, Berlin’de Türkçe Şiir kitabı, sayfa 55, 58,

Concept Medienhaus GmbH, Berlin 2017,

ISBN: 978-3-942735-25-4

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları