ATATÜRK’Ü ANMAK, ANLAMAK, ANLATMAK

14.11.2021 12:08

Atatürk’ün ölümünün 83. Yılında yine büyük bir özlemle, minnetle andık, anmaya da devam edeceğiz.

Atatürk’ü her anmada yeni bir fotoğraf, heyecan ve duygu yüklü bir görsele de tanık olunur. Dolmabahçe Sarayı bahçesinde sırada bekleyen bir genç saat 09:05’te siren sesiyle birlikte saygı duruşunda gözlerinden yaşlar döküldü… Tarlada, bağda, bahçede, caddede, sokakta, fabrikada her yerde tüm Türkiye’de 83 yıldır azalmadan artan bir sevgi, özlem ve minnet… İnsan fiziksel tanımadığı bir insana nasıl özlem duyabilir?

O insan Atatürk olunca ne özlemi biter ne de sevgisi.

Her insan Mustafa Kemal Atatürk’te mutlaka bir şey buluyordur: bir çocuktan, öğrenciye, öğretmene, işçiye, kadına, patrona hatta bir ülkeye kadar…

İşte bu yüzden Mustafa Kemal Atatürk çok tartışılmalı, çok konuşulmalı ki; Atatürk hakkında kafa karışıklıkları yaratılmasına, istismar edilmesine, düşüncesinin dogmatikleştirilmesine-doktrinleştirilmesine izin verilmesin. Bu tehlikeye karşı da uyarıda bulunmuş Atatürk.

Daha dün bu tür Atatürk sömürücülerine karşı isyan edip, Ben Atatürkçü değilim’’ diye kitabını da yazan değerli yazar Nadir Nadi’nin çığlığınıda tekrar duymuş olalım.

Atatürk anıldıkça, anlaşılıyor, anlaşıldıkça anlatılıyor. Bir türlü silmeye, unutturmaya güçleri yetmiyor gericilerin, sömürgeci işbirlikçilerin.

Nerden geliyor Atatürk’ün bu gücü?

Kemalist ideolojiye dönüşmesinden alır bu gücü. Ahmet Taner Kışlalı, ideolojiyi toplumsal gereksinmeleri karşılayan, o gereksinmeleri duyan kesimlerce benimsenmiş, kendi içlerinde tutarlı inanç sistemleri diye tanımlar ve ekler: Özleri aynı kalmakla birlikte, değişen koşullara koşut olarak yenilenebilen, yenilenmeye açık olan ideolojiler ölmezler.

Atatürk’ün ölmez ideolojisi bu tanımda yatıyor ve ideoloji Kemalizm’dir.

Kemalist ideoloji ileriye akıp giden aydınlanmanın adıdır ve yaşamaya devam ediyor olmasının temelinde bu yatıyor.

İdeolojiler dogmatizme dönüşme tehlikesi yaşarlar, bu tehlikeyi en çok yaşayanda soldur.

Ve bu bağlamda Türkiye’de sol Kemalist düşünceden koptuğu sürece de halktan da koparlar, ilerlemenin öncüsü olamazlar.

Kendini Kemalist sayan birçok aydın aynı zamanda sol saymasının bir yanıtı vardır: Kemalizm, solun tarihsel ve diyalektik materyalist düşüncenin pratisyenidir de aynı zamanda ve sol düşüncenin gelişimine örnek olur.

Sağcı ideolojiler ise dinle sentezlenirler ve bir yere varamazlar. Din zaten özü itibariyle dogmatiktir, siyasallaşıp toplumu kurtaramadıkları binlerce yıldır ortadadır.

Kemalizm’in toplumcu demokratik cumhuriyet anlayışı sosyalizme kapı aralar. Demokratik cumhuriyette bu gücünü laiklikten alır.

 

———————————————

 

Yazımı, toplumun kanayan önemli bir yarasını yazmadan bitiremeyeceğim: Kadın cinayetleri. Din toplumu yaratan AKP, bu düzeni sürdürdükçe kadın cinayetleri artar eksilmez. Toplumun en zayıf halkası olarak görülen kadınlar, ekonomik sıkıntı çekenlerin, cahil bırakılarak biat ettirilen kesimlerin, tarikatların tuzağına düşürülmüşlerin ilk ve değişmez hedefleri olmaya devam edecekler. En son cinayeti işleyen cani ne diyor: Karşılık vermeyecek, savunmasız birini…’’ hedeflediğini söylemiş. Bu bir bireysel olay değildir, toplumsal acı gerçektir. Düşüncesiz, ruhsal bunalıma sürüklenmiş bir kul, yaptığı eylemin sonucunu ne kadar düşünebilir, alacağı ağır cezayı, eylem öncesinde muhakeme edebilir mi? Laik eğitimi, laik toplumu ortadan kaldırıp, demokrasiyi yok edeceksiniz, otokratik tek adam rejimiyle baskı kurup, dinci toplum yaratacaksınız, sonra da bozulan ekonomiyi dua ile, kadın cinayetlerini daha çok dincilik yaparak durduracağınızı sanacaksınız. Kendinize güldürürsünüz anca.

Atatürk’ü anarken, Kemalizm’i anlamak ve anlatmak bir görevdir.

Zekeriye Uçar

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları