ATATÜRK´E ZALİM DEMEK KİMSENİN HADDİNE DEĞİLDİR

31.05.2021 22:58

İstanbul’un fethi kutlamalarında Ayasofya camiinde kılınan namazda Ayasofya Camisi imamının Atatürk’e kâfir ve zalim diyerek hakaret etmesi fethin yıldönümüne gölge düşürdü.

Aslında bu saygısızlık yeni bir şey değil… Geçen yıl Ayasofya camiinin açılışında konuşan Diyanet İşleri Başkanı da üstü kapalı olarak Atatürk’e lanet okumuştu.

Önceki Ayasofya Camisi imamı Mehmet Boynukalın ise Ayasofya camisinin kedisinin bile ölümünü anarken 10 Kasım’da Atatürk’ü anmadı. Ayrıca bir tweetinde de laikliğin Anayasadan çıkarılması gerektiğini savundu.

Kısacası Ayasofya Camiisi açıldığı günden beri Atatürk’e hakaretin, utanmazlığın, ihanetin merkezi oldu.

Eline mikrofonu alan imam ‘’Ayasofya’yı kapatanlara lanet olsun’’ diye saydırıyor.

Böyle olacağı baştan belliydi. Çünkü Ayasofya camisinin açılışı Atatürk’ün kararnamesinin iptaliyle gerçekleşti.  Atatürk’e karşı bir karardı.

Kararın açıklandığı andan itibaren Atatürk düşmanı kesim bu kararı Atatürk’e ve laikliğe karşı kazanılmış bir zafer olarak kutladı.

Ben o günlerde muhalefeti uyarmıştım. Atatürk’e karşı alınmış bu kararı desteklemeyin, açılışa katılmayın dedim.

Ancak 3-5 yobazın din düşmanı demesinden korkan muhalefet her zaman olduğu gibi cesur davranamayarak açılışa katıldı.

Sonuç ne oldu?

Diyanet İşleri Başkanının Atatürk’e lanet okumasını sessiz sessiz dinlediler. Sonra da ‘’Atatürk’ümüze nasıl lanet okursun’’ diyerek yalandan tepki verdiler.

Bunu baştan düşüneceksiniz. Siyasal İslamcı bir iktidarın Ayasofya’yı hangi amaçla açacağını, nasıl siyasi malzeme olarak kullanacağını tahmin etmek için üstün zekâlı olmaya gerek yok.

Açılışında Atatürk’e lanet okudular. 1 yıl sonra fetih kutlamalarında kâfir ve zalim dediler.  Bakalım seneye ne diyecekler?

Bu iğrenç tablo artık her sene yaşanacak.  Her sene eline mikrofonu alan bir imam müsveddesi isim vermeden Atatürk’ü hedef alıp ‘’Ayasofya’yı müze yapanlar kâfirdir, zalimdir’’ diyecek.

Çünkü bunlar Allah rızası için namaz kıldıran imamlar değiller. Bunlar amirinin gözüne girmek için her türlü haysiyetsizliği, yalakalığı yapmaya hazır olan militan memurlar, Bunlar fesli delinin tedrisatından geçen, onun kitaplarıyla yetişen yobazlar.

Maalesef günümüzdeki Diyanetin Atatürk’ün kurduğu Diyanet ile alakası yok. Atatürk’ün kurduğu Diyanette Rıfat Börekçi, Şerafettin Yaltkaya gibi aydın din adamları vardı. Şimdi ise ‘’Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır’’ diyen İskilipli Atıf’ın manevi torunları var.

Bunların fesli üstatları da kurtuluş savaşı için ‘’Keşke Yunan kazansaydı’’ Dememiş miydi?

Atatürk’e zalim diyen bu sözde imamın geçmişine bakılsın. Dedeleri de kendisi gibi Atatürk’e kâfir demiştir. Kurtuluş savaşında Atatürk’e karşı savaşmıştır.

Çünkü Atatürk sevgisi nasıl anadan, babadan çocuğa geçiyorsa Atatürk düşmanlığı da anadan, babadan çocuğa geçer.

Atatürk düşmanlığı kuşaktan kuşağa geçen bir genetik hastalık gibidir. Bu hastalığın adı da kanı bozukluktur, soysuzluktur

Bu soysuzlar şunu çok iyi bilmelidir ki bugün sahip olduğunuz her şeyi küfrettiğiniz Atatürk’e borçlusunuz.

İstanbul’un fethi 13 Kasım 1918 tarihindeki İngiliz işgaliyle bitti. Biz İstanbul’u 1918 de İngilizlere kaybettik.  İstanbul 1918 yılında bir İngiliz şehri oldu.

İşte o gün tüm umutların tükendiği anda Mustafa Kemal çıkıp ‘’Geldikleri gibi giderler’’ dedi ve 6 Ekim 1923 tarihinde İstanbul’u İngiliz işgalinden kurtararak 2. Kez Türk şehri yaptı.

Yani şu an 1453 yılındaki fethi kutluyorsanız bunu 1923 yılındaki 2. Fethe borçlusunuz. İstanbul’un 2. Fatihi de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Herkes yerini, haddini bilecek. Askerden kaçmak için kırk takla atanlar, askerliğini patates soyarak geçirenler hayatı cephelerde geçmiş Atatürk’ün adını ağzına alırken önce besmele çekmelidirler.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları