ANA HAKKI

23.05.2021 15:05

Kısa ve öz yazma ve konuşma bir sanattır. Uzun yazma esnasında, daha az zamana ihtiyaç vardır. Bir konuyu özetleme oldukça zaman alır.

Aşağıdaki Anneler Günü için konuşmam bir buçuk dakikayı geçmemeliydi. İlk defa video görüntü kaydında eşim yardım etti.

Merhaba, sevgili CHP Berlin Birliği üyeleri, yoldaşlarım.

Her yıl mayıs ayının ikinci Pazar Günü Anneler Günü kutluyoruz.

İlk defa 1914 yılında ABD’de kutlanmaya başlandı. Tarihi kaynağı, antik Yunan mitolojisine dayanıyor. Bu yıl, Korona virüs gölgesinde, dijital ortamda günün anlamını anlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz.

Bir kız bir oğlan iki yetişkin çocuk annesiyim, üç torunum var. Fakat öğretmen olarak öğrencilerimi bir anne gibi sevdim ve onları iyi yetiştirmek için çaba gösterdim.

Almanya’ya elli yıl önce geldiğimde çocuklarımdan ve anadilimden ayrılmak bana çok acı verdi.

Dilimizde ana kavramı çok önemlidir. Ana kelimesinden türetilmiş ifadeler, bütün bilim dallarında kullanılır.

Korona’dan sonra yeni normal hayatımızda, iyi şeyler olacağına inanıyorum. Dünya, Almanya ve Türkiye’de cereyan eden olaylar, iyi organize olmamız gerektiğini gösteriyor.

Bu nedenle CHP Berlin Birliği başkanımız Kenan Kolat ve kurullarda görev alan arkadaşlarıma candan teşekkür ediyorum.

Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım başta olmak üzere, vefat eden anneleri rahmetle anıyorum.

Hayatta olan annelerin gününü kutlarken, sağlıklı yıllar diliyorum.

Anaların hakkı, emeği ödenmez. Onlar da zaten karşılık beklemez. Ölümden sonra yetişkin insanların anası dimağında ve kalbinde yaşamaya devam eder.

Bir ülkeyi geleceğe iyi hazırlamak, anneleri bilgiyle donatmakla mümkün olur.

İyi bir anne olmanın reçetesi yoktur. Olduğu gibi görünmesi, çocuklara model olur. Ülkenin, ailenin ve çocuğun geleceği için bilinçli eğitim ve öğrenim ise, tahsil görmüş annelerle mümkündür. Bu nedenle her çocuğun, ama kız çocuklarının yetişmesi, eğitim ve öğretimi çok daha önemlidir.

Özel günlerde köşedaşlarım çok anlamlı ve etraflı makaleler yazıyorlar. Bu nedenle aynı günde aynı konuyu yazmıyorum. Özel günlerin ne önünden ne de arkasından koşmamaya gayret ediyorum. Zira özel günler hatırlatma amacı güder. Yılın diğer günlerinde de unutulmamalıdır.

Korona virüs korkusuyla geçirdiğimiz bir yılın sonunda, 2021 yılına biraz rahatlayarak girdik. Aşı bulunması ve ilk fikir anası olan Berlin Sağlık Senatörü Dilek Kalaycı sayesinde, yetmiş yaş üstü ilk aşıyı oldu. Çocuk ve torunların kökleri olan nine ve dedelerin ömürleri uzatılmış oldu. Benim nesle verilen bu yıllar Anneler Günü için verilmiş en kıymetli hediyedir. Hediyelerin en değerlisi de parayla satın alınmayan hediyelerdir.

Gençler sabırla sırasını bekledi, ama beklerken onlara da bir rahatlama geldi. Zira her çocuk annem babam ölürse, anneannem ve dedem var, diye düşünür. Bu korkuyu yenme bilinçaltı olur. Almanya’da şu anda yapılan tartışmayı anlamak oldukça zor. Nesiller arası bir bölünme, kıskançlık yaratmaz. Aşı olanlara kısıtlanan vatandaşlık hak ve hürriyetin geri iade dilmesiyle, gençler bir şey kaybetmiyorlar. Bu önlem ayrıcalık değildir.

Ana kavramından üretilmiş kelimelerin geçmediği bilim dalı yoktur, anaarı, anaç, Anadolu, anayol, ana hat, anadil, anadili, anaerki, anaerkil, ana fikir, anafor, anahtar, analiz, analoji, anamal, gibi liste uzatılabilir.

Birliğimiz yetmiş üstü hayatta olan annelere söz hakkı verdi. Üye olan her anne için Türkiye’de bir ağaç (480) diktirdi.

Şu anda anne olanlara önerim, çocuklarınıza hata yapma izni vermeleridir. Hatalardan ders çıkarmayı öğretme gerekir, yoksa ders alınmazsa, yaşananların anlamı kalmaz.

Tüm gezegenimizde hak ve adalet arayan annelere selâm olsun.

Almanya’da çok ihmal edilen ilk nesil için heykel yapılması düşünülüyor. Dernekler üstü bir komisyon kurarak, bu fikri desteklemelerini arzu ediyorum.

Yetmiş yıllarında yarım saat Devlet İkinci Televizyonu’nda (ZDF) Türkçe yayın yapılıyordu. Bugün tekrar ele alınması elzem olmuştur. Göçmenlerin görsel yayınlarda temsil edilmemesi konusu çok tartışıldı. Almanca yapılan yayınlarda da göçmen kökenli sanatçı ve moderatörler görülmelidir. Şu andaki sayı çok azdır. Neden iletişim aidatı ödediğimiz sorgulanmalıdır.

Türkiye bağlantılı vatandaşların, Türkçe yayın yapan televizyon kanalları izlediği tespit edilmiştir.

Yurtdışı Türklere orada da hiç yer verilmediği mutlaka hatırlatılmalıdır. Orada yazlığı olanlar da evin masrafını öderken iletişim katkı payı ödüyorlar.

Film ve dizi yayınlarda Avrupa’da yetişmiş çok oyuncu var. Bu konuda istatistik yapılmalı, Avrupa’nın kaybettiği, Türkiye’nin kazandığı zenginlik öne çıkarılmalıdır.

Korona’dan sonra emekli nesil için sosyal ve dijital medyayı kullanma kursları yapılmalıdır.

Analardır, insanı insan yapan, dünyada en zor sanat insan olabilmektir.

İnsan kalın!

 

 

 

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları