23 NİSAN ÇOŞKUSUNU ANLAMAK…

23.04.2021 07:48

Biz; 23 Nisan çocuklarıyız…

Defne dalları ile süslü tak’ların altından, gönlümüzde Atatürk ve Yurt sevgisi, dilimizde vatan marşları, üstümüzde dalgalanan bayrakların eşliğinde, boru ve trampetlerin tempo tuttuğu sert adımlarla, Türk çocuğu olmaktan gurur duyarak geçtik.

Günlerce önceden sarardı yüreğimizi o büyük heyecan ve coşku…

Kırlarda açan papatyalar bizim için baharın değil, 23 Nisanın müjdecisiydi. İzci kıyafetlerimizi günlerce önceden ütüler, hazırlar, trampet ve borularımızı defalarca siler ve parlatırdık. Yağmur yağsa, gök kapalı olsa da; Güneş biz olurduk tören alanlarında…

Tüm evler, direkler, yollar Bayrağımızla donanır, her yer kırmızı beyaza bürünürdü.

Biz yürürken, ardımızda kalırdı yollar…

Biz yürürken, önümüzde dalgalanırdı bayraklar…

Dostlarımız övünür; düşmanlarımız korkardı varlığımızdan,

Marşlar dökülürdü var gücümüzle dudaklarımızdan…

Heyhat…

Nerede şimdi o coşku? Nerede şimdi o heyecan…

Galiba esir olduk, farkına varmadan…

Modernlik adı altında pek çok şeye…

Abartı oldu vatan sevgisi, Atatürk saygısı, Yurt kaygısı…

Önce T.C. ler gitti tabelalardan. Sonra satıldı Osmanlı dönemindeki gibi fabrikalar, binalar, koylar, köyler…

Yakıldı ormanlar otel yapıldı. Yıkıldı ağaçlar yabancılara peşkeş çekildi maden alanları…

Bu ülkeyi yurt edinenler bizler değiliz.

Bu ülkeyi yurt yapanlar ve bize armağan edenler, gün yüzü görmemiş, evladını bağrına basamamış, sevgilisine, anasına kavuşamamış, mesele vatansa gerisi teferruattır diyerek kara toprağa düşmüş, benim tetiğim basmıyor diyen ere; parmağın kopmuş kardeşim diyenlerdir.

23 Nisan sıradan bir gün değildir.

23 Nisan yok edilen koca bir Türk devletini yeniden ayağa kalkışının, şahlanışının, küllerinden doğuşunun öyküsüdür.

Bu vatanın üzerinde yaratılan tüm değerleri gelecek kuşaklara aktarmak ise, bu vatanın ekmeğini yiyenlerin, suyunu içenlerin, şehit kanı ile sulanmış topraklarına basanların görevidir.

23 Nisan bir siyaset malzemesi değildir. Çünkü o gün kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisinin varlık günü, birlik günü, kurtuluş günü, direniş günü, dik duruş günüdür.

Pandemi bahane edilerek bir imza ile coşkusu yasaklanan bir gün de değildir.

Hiçbir imza o coşkuyu yüreğinde hissedilenler için de değildir.

Sadece kutlamak istemeyenler için basit bir bahanedir.

23 Nisan, bir Özgürlük günüdür.

Bu coşkuyu duymayanların günü değildir, bu vatanda onların yeri değildir.

Bunu anlayamayanlara söylenecek tek söz vardır;

“Hadi size güle, güle…”

Coşkuyu duyanların Bayramı kutlu olsun…

 

Yorumlar

Cemal Çağlı dedi ki;

2021-04-23 12:06:07

Ne yazık ki artık onlar bize "Haydi size gülü güle" diyor. Peki, sormak gerekmez mi ;hangi tarihi yanılgılar ve siyasal yanlışlar bu toplumu bugüne getirdi? Saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları