ZEMİN DE TAHTA DA ÇÜRÜK

Salt zemin değil çürük olan.

Tahta da çürük.

Mıh ne demektir bilir misiniz?

Mıh, büyükçe çivi, enser.
Mıh; çivinin daha büyüğüne verilen addır. Yer etmek, çakılı olmak manalarını taşır.

Demirci ocağında dövülerek yapılmış eski, büyük çividir mıh.

Anadolu'da genellikle çiviye mıh denildiğinden at nalı çakmakta kullanılan küçük çiviler de mıh olarak adlandırılırlar.

Bir de atasözümüz var. “Çürük tahta mıh tutmaz.” der.

Bu kifayetsizlerin ellerinde zemin de çürük, tahta da.

Zemini öyle bir çürüttüler ki uyguladıkları tarım politikalarıyla, çiftçi o çürük zemini ekmek için bir değil, bin kez düşünüyor.

Düşünüyor, düşünmek zorunda, çünkü; ektiği o çürük zemin için harcadığı parayı ürettiği ürün karşılamıyor.

Borç batağında çiftçi.

Toprağı çürütmekle de kalmadılar. Hayvancılık yapan çiftçiyi de anasından doğduğuna pişman ettiler.

İster eti, ister sütü, ister yumurtası için, ne için beslerse beslesin hayvanı harcadığı parayı bile alamıyor elde ettiklerinden.

Ülke salt eti değil, çok yakında sütü ve yumurtayı da dışarıdan alacak, ithal edecek yani.

Toprakla uğraşan çiftçinin de, hayvancılık yapan çiftçinin de bunlara güveni yerlerde.

Çiftçiyi küstürdüler.

Bu tarım politikasıyla çiftçinin güvenini yeniden kazanmaları, eşyanın doğasından, olanaksızdır.

Bu politikalarından vaz geçerek daha akılcı, ulusal çıkarların gerektirdiği bir tarım politikasını yaşama geçirirler mi bu kifayetsizler?

Hayır!

Ufukta böyle bir radikal değişiklik görünmüyor.

Neden mi?

İzledikleri politika işbirlikçi bir politika da ondan.

Kiminle bu işbirliği?

Tohum politikasını bunlara dayatan ve uygulatan uluslararası kişi ve kurumlarla.

Böyle bir politika ne yerlidir ne de millî!

Bakmayın siz Asrın Liderimizin meydanlarda “yerli ve millî” diye gek gek geğirmesine.

Bu sorun yalnızca toprakla ve hayvancılıkla uğraşan çiftçinin güvenini sağlamakla çözülmez.

Bu alanda yapılacak radikal değişikliklerin bir getirisi olacağına uluslararası yatırımcıları inandırmak ve onların güvenini kazanmak da son derece önemlidir.

Bu işe gerekli olan sermayeyi alabilmek, bulabilmek için güvenin kazanılması işin olmazsa olmaz koşuludur.

Ancak; yalanı gerçek gibi söyleyen tek adam tarafından yönetilen bir ülkenin bu güveni sağlamasına olanak yoktur.

Ülke; ne idüğü belirsiz bir ucube sistemle yönetildiği sürece Nobel ödüllü insanları da getirseniz işin başına bir işe yaramaz.

Hastalık da, sakatlık da bu ucube sistemdedir.

Zemini ve tahtayı çürüten bu ucube başkanlık sistemidir.

Çürük zemin ve tahtanın mıh tutmaması da bu nedenledir.

YORUM EKLE

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321