YEREL SEÇİMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

(DEMOKRASİ’NİN MAZBATASI)

Ülkenin siyasal, ekonomik ve toplumsal genleriyle oynamakla, Cumhuriyet’in laik-demokratik rejimini doğal gelişim sürecinden saptırıp, gerici, sonu uçuruma varan bir yola sokmak hayra alamet değil. Bu yüzden 31 MART 2019 yerel seçimleri de maksadını aşan bir boyutta başladı ve krize dönüştü.

Siyasal İslam’ın yaklaşık yirmi yıllık iktidarı, yerel seçimleri de rejim bunalımının aracı haline getirdi. AKP ve yandaşı MHP’nin seçim öncesi dillendirdikleri kendi Beka sorunlarını, seçim sonrası yaşamaya başladılar.

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada seçimlerin demokrasinin işlemesinde ki aracı rolü oldukça zayıfladı. Her ülke kendi toplumsal şartlarına göre yarattığı vatandaş profili ile geleceğini de belirlemiş oluyor. Türkiye’de vatandaş profilinin rol belirlemesinde belediyelerin önemi çok büyük. İktidarın bekasını sağlayan dinselleşmiş toplumu eğiten ve yönlendiren Cemaat ve Tarikatların en büyük destekçisi belediyeler. İstanbul’u da kaybederse iktidar (zaten kaybetti, teslim etmek istemiyor), asıl kendisi topal ördek durumuna düşmüş olacak, kaynak kurumaya başlayacak.

Yerel yönetimleri belirleyecek bir seçim dönemi yaşandı, AKP adına aday olanlar biat etmiş, izinsiz konuşamadılar. AKP adına seçilenler, belediyeleri nasıl öz iradeleriyle yönetecekler? Karar verici, BİR’’ yetiyor. Tepeden başlayan bir, AKP Zihniyeti’’ yerleştirdiler, herhangi bir konuda nasıl konuşacakları, konuşmadan anlaşılıyor.

Diğer taraftan 31 Mart seçimlerinin iktidar ve muhalefet için taşıdığı öneme gelince;

İktidar elde kalan demokrasinin son kırıntısı seçimlerde ki sonuçları sindirmeli; İstanbul’u İmamoğlu’na teslim etmek zorunda. Seçim yenilemeyi asla aklından geçirmemeli.

Başta Büyük Şehir Belediyeleri olmak üzere, muhalefetin kazandığı tüm belediyeler için can alıcı uygulamaların başında: a) Beldelerdeki cemaatleşmeler durdurulmalı, tarikatlar kapatılmalı. b) ATM Personelleri yok edilmeli. c) Çağdaş şehirleşme için doğaya uygun imarlaşma gerçekleştirmeli. (Yıllarca kentlerde gökdelen şeklindeki yapılaşmayı gelişim diye yutturdular, şehirlerin canına okudular.)

Otoriterleşen iktidarlar varoluşlarını sürdürmenin yolu olarak baskı uygulamayı tercih ederler; karşı tepki oluştukça baskı da artarak devam eder…Bir yere kadar!

Siyasal İslam’ı iktidara taşıyanların gaflet içinde bulunanlarını, ihanetçilerini, çıkarcılarını, emperyale satılanlarını ve dış destekçilerini çok iyi bellemeli, bellemeli ki topyekün kurulan tuzaklara bir daha düşülmemeli.

Müslüman ülkelerin bazılarında başlatılan uydurma bahar havaları ile rejimlere el değiştirip, oligarşik İslami rejimlere teslim ettirdiler. Cezayir’de, Sudan’da başlayan halk hareketleri daha olumlu, güdümsüz ve İslami gericilik taşımayan hareketler gibi görünüyor; Ümit edelim hareketler dinci örgütlere teslim olmaz. Türkiye’yi yönetenlerin ayaklarının yere basması ve ders çıkarmaları herkesin yararına olacak.

Demokrasi, mazbatasını, siz vermek istemeseniz de almasını bilir.

Zekeriye Uçar

YORUM EKLE
YORUMLAR
Salih Birtan Karain
Salih Birtan Karain - 2 hafta Önce

Türkiye'deki yerel seçimler ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili tespitlerindeki açıklık ve anlaşılırlık, ayrıca güzel ve iyi bir geleceğe yeni bir bahar olacak önerilerinle çok aydınlatıcı bir yazıyı kaleme almışsın Zekeriye Kardeşim. Çok çok okunması ve akılda tutulmasını tavsiye eder ve gelişmelere göre devamını ilgiyle beklerim. Selamlar.

Kamuran Öztürk
Kamuran Öztürk - 2 hafta Önce

“Demokrasi mazbatası”yada demokrasi dersi.”Dersini almışta ediyor ezber”bunların ezberide iyice bozulmuş.Trabzonlu delikanlı ezberlerini bozup demokrasi derslerini de verdi.Bolu beyi başka işler peşinde de olsa.Halk artık yemiyor.100 maçta oynansa yüzünüde kaybederler.Yoldaşım yüreğine sağlık tam bir mazbata gibi bir yazı oldu MATRABAZLARA karşı.Eline,yüreğine ve ışık dolu aklına bin selam olsun.

banner324

banner323

banner320

banner321