banner269
YAŞAMIN SONU

Yaşamın sonu elbette ölümdür. Yaşlanma, hastalanma veya kazalar bu sonu yaklaştırır. Her ölüm erkendir yakınları, arkadaş ve dostları için. 

Bu ayrılığın benzeri yoktur, zira sonunda bir gün gelecek umudu yoktur. İntihar kelimesi dilimize Arapçadan giriyor, kendi canına kıyma, kendini öldürme anlamına geliyor.

Yaşamına isteyerek, bilerek son verenler umutlarını ölümden sonraya, geride bıraktığı sorunları çözmeyi başkalarına, aile fertlerine bırakıyor.

Öldük, ölümden bir şey umarak

Cahit Sıtkı Tarancı

Alkol ve uyuşturucu sorununda son vermek için intihara karar veren, kendisini sevenlere verdiği endişe ve korkularla onları yavaş yavaş öldürmekten kurtaracağını düşünür.

İntihar olgusu, uzun yıllar birçok psikolog, psikanalist ve sosyologlar tarafından incelenmiş açıklanmaya çalışılmıştır. Bir neticeye varmak zordur, çünkü yalnız kişinin psikolojik durumuyla ilgili değildir. Aynı zamanda cereyan eden sosyal ve doğa olayları intiharı tetikler.

İftiranın zehrinden kurtulma yaşamına son vermeyle mümkün olduğuna inanılır.
İntihar türleri ruh bilimcilerin araştırması kapsamına giriyor. Dr. Sigmund Freud, kurbanın kendisine uyguladığı şiddet olarak görüyor. Bir nevi isyan, geride kalana ders verme mahiyetinde. Ailede yakınları nerede hata yaptıklarını, neden yardım etmediklerini sorgular.

Sabırsız insanlar sorunların çözümünü zamana bırakamıyor, beklemiyor. Bireyin iç dinamikleri toplumdan bağımsız gelişmiyor. Toplumsal değerleri tanımların içine katarak düşünülmelidir.

Tüm Dünya’da yaş oranı 18-25 arası gençlerde. Almanya’da kalıcı bir sayı var, tren önüne kendini atarak yaşamına son veren çoğunlukta.

Türkiye’de ise halkın yarısı dizi ve eğlence programlarıyla meşgulken, intihar sayısının arttığının farkında değil. Gençler kutuplaşma, geleceğe umudu kaybetme, hak hukuk adaleti bulamama ve savaş korkusuyla yaşamına son veriyor. Uyuşturucu tüccarların ilkokullara kadar ulaştığı söyleniyor. Araştırma önergesi veren CHP milletvekilleri konunun takipçisi olmak zorunda.

İntihar olayı eğitimci ve öğretici olarak hep ilgi alanımda kalmıştır. Türkiye’deki duyumlarım tekrar güncelleşmesini sağladı. Ayrıca bir aile dostum tam kırkbeş yıl sonra sevdiğim bir yakınımın son mektubunu bana ulaştırdı. Mektubu zarfı, puluyla saklamış, sararmış kâğıt çok şey anlatıyor. O zaman Bodrum Hâkimi filminden esinlendiği düşünülmüştü. Yirmi iki yaşında arkeoloji okuyan bir öğrenci. Aile geçimsizliği, miras sorunu ölüme sürüklemişti. Babanın erkek evlâdına düşkünlüğü, baba ölünce yalnız kalma, sorunları çözmeyi öğrenememiş olması. Tahsilini bitirmeden bir kızla değil, bir aileyle erken evlenme. Görüldüğü gibi bir rejisör için çok sayıda işlenecek sorun ve sosyal konular, bugün azalmayan, tam tersine sürekli, hızlı bir şekilde değişimler var.

Tarihte Nazi Almanya’nın Yahudilere karşı yürüttüğü kirli propaganda, işkence ve ırkçılıktan kaçma esnasında çok sayıda intihar vakaları görülmüştür.
İntihar türleri hap alarak, kendini suya bırakarak, gazla boğarak ve tabancayla olarak sıralanıyor.
İntihar kararına varmadan bazılarında birlikte bulunur. Onların yaratışında mevcuttur ve onun elinden kaçamazlar. Alın yazısının hakimiyet gücü insana hükmeder. Yazgının daha güçlü olduğuna inanılırsa ailede başka aile fertleri de intihar ederek yaşamına son vermiştir.

Depresyon esnasında kendini delirecekmiş gibi hisseder insan. O andaki korkunç günleri atlatamayacağına inanır.

Ve en önemlisi giden zamanı geri çeviremeyecektir. Sesler duymaya başlar, konsantre olamaz. Kendisini karanlık bir kuyuya düşmüş gibi hisseder. İşte bu esnada terapiyle yardım edilebilir.

İntihara teşebbüsten sonra kurtarılan, pişman olanlar arasında kitap yazıp, konferans vererek gençlere yardım elini uzatanlar var.

Aile, okul ve sosyal çevre bunalımda olan bir genci görüp, yardım edebilir. Çok zordur, ama mümkündür. Zordur, çünkü çoğu bunalımda gençler yalnızlığa geri çekilirler.
İntihar eden gençten 45 yıl sonra aldığım son mektup şu şiirle bitiyor:

Yaşamak kaderde var,
bana ürküntü vermiyor.
Lâkin insanlığın,
insanlığı zor.               

Yahya Kemal Beyatlı

Çevremizde insan olan çoğalırsa hiç kimse ölüme zorlanmaz. Dolaylı olan katiller aramızda dolaşırsa toplum sağlıklı olmaz. Türkiye’de yalnız Ekim ayında yakın akraba erkekleri tarafından öldürülen kadın sayısı kırk. Bu, tartışmalara devam edilmesini zorlar.

Tanrım çocuklarımızı, torunlarımızı kötü insanlarla karşılaştırma.

Hoşça kalın!

İlter Gözkaya-Holzhey

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir