Down sendromlu ilk girişimci, engelli gençlere örnek oluyor

Türkiye'nin down sendromlu ilk girişimcisi olup 5 yıldır reklam şirketini yöneten Ozan Ulusoy: "Bu şirketin önemi benim için anlatılmaz, yaşanır. Benim gibi down sendromlu olan, kendi başlarına iş yapmak isteyen gençlere ben de bir umut kapısı açmak istiyorum".

Down sendromlu ilk girişimci, engelli gençlere örnek oluyor

Türkiye'nin down sendromlu ilk girişimcisi olup yaklaşık 5 yıldır sahibi olduğu reklam şirketiyle engelli gençlere umut aşılayan Ozan Ulusoy, "Bu şirketin önemi benim için anlatılmaz, yaşanır. Benim gibi down sendromlu olan, kendi başlarına iş yapmak isteyen gençlere ben de bir umut kapısı açmak istiyorum." dedi.

Ulusoy ile onu yaşam ve kariyer yolculuğunda bir an olsun yalnız bırakmayan ailesi, insan vücudunda 46 olan kromozom sayısının 47 olması nedeniyle yaşanan genetik farklılık "down sendromu"nun, başarıya engel olamayacağını gösteren girişimcilik hikayelerini anlattı.

"Down Reklam Ajansı"nı 2014'te kuran, kupa, magnet, çerçeve gibi kişiye özel birçok ürünü tasarlayıp üreten 31 yaşındaki Ozan Ulusoy, "Kendimde bir farklılık olduğunu, arkadaşlarımdan farklı olduğumu ilk kez 6. sınıftayken hissettim. Arkadaşlarıma, 'Ben bunun farkındayım. Siz de biliyorsanız, utanmadan bana ne olduğunu söyleyebilirsiniz' diye ufak bir not yazdım. Kendimin farkına vardığımı ilk o anda anladım." diye konuştu.

Ailesinin bu noktada kendisine çok destek olduğunu vurgulayan Ulusoy, matbaacılık alanında mesleki eğitim aldığını, kalfalık belgesinin bulunduğunu dile getirdi. Eğitiminin ardından 7 yıl garsonluk, sonrasında bir teknoloji mağazasında satış danışmanlığı yapan Ulusoy, 2014'te reklam şirketini kurmasının ardından ODTÜ Genç Girişimci Topluluğu tarafından 2015'te düzenlenen "Kristal Ağaç Ödülleri"nde "yılın girişimcisi" seçildiğini aktardı.

- "Benim gibi gençlere umut kapısı açmak istiyorum"

Şirketteki odasını çok sayıda plaketle donatan Ulusoy, "Üniversitelerin daveti üzerine söyleşilere katılıyorum. Üniversitelere çağrıldığımda daha çok yaşam hikayemi dinlemek istiyorlar. Benimle konuşmak, tanışmak istiyorlar. Bu, benim için de çok anlamlı oluyor." dedi.

Ozan Ulusoy, tüm bunların kendisini gururlandırdığının altını çizerek, "Bu şirketin önemi benim için anlatılmaz, yaşanır. Benim gibi down sendromlu olan, kendi başlarına iş yapmak isteyen gençlere ben de bir umut kapısı açmak istiyorum." ifadelerini kullandı.

Down sendromlu gençler ve aileleri için tavsiyede bulunan Ulusoy, "Down sendromlular sosyalleşmeli. İçlerine kapanmamalı, dışarıya çıkmalılar. 'Çocuktur düşe kalka öğrenecek' deniliyor ya öyle. Sadece anne babalarıyla değil kendilerinin de çıkmaları, sosyalleşmeleri lazım. Bir sorun olduğunda da insanlara 'hayır' diyebilmeliler, kendilerini korumak için." diye konuştu.

Aynı zamanda bir şiir kitabı da bulunan Ulusoy, bu tutkusunu, "Ben şiiri bıraksam şiir beni bırakmaz. Kendimi bildim bileli şiir yazıyorum. Her yerde şiir yazabiliyorum; işe gelirken otobüste, arabada, evde... Bir anda geliyor aklıma. Bazen arkadaşlarıma akrostiş şiirler yazıp doğum günlerinde hediye ediyorum. Onların da hoşuna gidiyor." sözleriyle dile getirdi.

- Baba Ulusoy: "Bu yaşamda kalma mücadelesidir"

Ozan'ın en büyük destekçilerinden babası Ali Ulusoy, avukat olduğunu ve aynı zamanda Engelsiz ve Mutlu Yaşam Derneğinin başkanlığını yürüttüğünü aktardı.

Ulusoy, İŞKUR'un kendi işini kurmak isteyen engellilerle ilgili hibe çağrısına yazdıkları projenin kabul edildiğini ve 26 bin lira hibeyle Ozan'ın yöneticisi olduğu "Down Reklam Ajansı"nı kurduklarını anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ozan böylelikle Türkiye'nin down sendromlu ilk girişimcisi oldu. Bu tabii önemli bir şeydi çünkü kendi işini kurmak isteyen engelliler için de iyi bir örnekti. Elbette bu bir sosyal işletme. Tabii ki kar elde etmeyi hedefliyor ama esas önemli olan engelli bir bireyin yaşama tutunması, kendi işinin olması, 26 kilometre öteden, Eryaman'dan tek başına işine gelebilmesi, geri dönebilmesi ve sosyal medya gruplarında kendi web sitesinin tanıtımını yapabilmesi. Bu, yaşamda kalma mücadelesidir bizim açımızdan. Annesi ve babası olarak çok mutluyuz, onurluyuz. Çok özel bir oğlumuz var. Ozan, sevdiği işi yapıyor. Hediye vermek çok hoşuna gidiyor, bazen ürettiklerini armağan ediyor bazen satıyor. Şu ana kadar 10 civarında üniversiteye konuşmacı olarak gitti."

Oğlunun geçen yıl İŞKUR İstihdam Zirvesi'nde başarı öyküsünü anlattığını, "İslam İşbirliği Teşkilatına Üye Ülkelerde Engelli Bireylerin İstihdamı Konferansı"na da konuşmacı olarak davet edildiğini belirten Ulusoy, Ozan'ın bu başarısında anaokulu, ilkokul öğretmenlerinin, sınıf arkadaşlarının, çalıştığı iş yerlerindeki engelli arkadaşlarının ve sosyal hizmet uzmanlarının da emeğinin bulunduğunu vurguladı.

- "Bu başarının örnek oluşturması, bizim de hoşumuza gidiyor"

Ali Ulusoy, "Bu başarının örnek oluşturması bizim de hoşumuza gidiyor. Birçok alanda çalışan down sendromlu arkadaşlarımız, kendi işini kuranlar var. Diğer engel grubundaki arkadaşlarımızın da başarı öykülerini duydukça kendi çocuğumuzunki gibi çok mutlu oluyoruz." diye konuştu.

Şirketin gönüllülerin de desteğiyle yıllardır ayakta kaldığına vurgu yapan Ulusoy, down sendromlu çocukların temel yaşam becerilerini kazanmasının çok önemli olduğunu kaydetti. Ailelerin de kendilerini ihmal etmemesi gerektiğini belirten Ulusoy, güçlü hissetmek için engellilerle ilgili sivil toplum kuruluşlarının içinde yer alınabileceğini dile getirdi.

- Anne Ulusoy: "Şirkette Ozan'ın elemanıyım"

Ozan'ın annesi Aysel Ulusoy da emekli matematik öğretmeni olduğunu anlatarak, "Şu anda şirkette Ozan'ın elemanıyım. Birlikte çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Ozan'ın down sendromlu olduğunu 6 aylıkken öğrendiklerini aktaran anne Ulusoy, şöyle konuştu:

"O zaman doktor bize 'Hiçbir şey yapamaz, oturamaz, kalkamaz, yürüyemez, yemeğini kendi yiyemez' demişti. Böyle, saksı gibi oturan birisini tarif etmişti bize. Şoke oluyorsunuz bunu duyunca, çok üzülüyorsunuz. İlk defa böyle bir şeyle karşılıyorsunuz ve olması için hiçbir neden yok, kan uyuşmazlığı, akrabalık yok.

Tabii ki çok üzüldük ama sonra gelişimi çok iyi ilerledi. Birçok şeyi zamanında yaptı. Birlikte çok güzel vakit geçirdik, oyunlar oynadık, tiyatroya, sinemalara gittik, kitaplar okuduk. Sonuçta Ozan'ımız şimdi böyle, oldukça başarılı. Oğlumuzla her zaman gurur duyuyoruz. Başarıları birçok aileye örnek oldu. Çok seviyoruz oğlumuzu, gurur duyuyoruz."

ha-ber.com

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner324

banner323

banner320

banner321