YABANCI DİLİN ÖNEMİ

Türkiye 1961 yıllarından itibaren yurt dışına çalışmak için işçi göndermeye başladı.

O günün koşulları çok farklıydı. İş ve işçi bulma kurumlarına kayıt olanların hayalindeki tek şey Avrupa'ya gitmek, beş on kuruş para biriktirmek, tekrar Türkiye’ye dönüp daha iyi koşullarda yaşam sürdürmekti...!

Maalesef evdeki hesap çarşıyı tutmadı. Yurtdışına gidebilmek için kimileri ahırdaki atını, öküzünü, kimleri tarlasını sattı. Sıra bekledi.

Yurt dışında çalışmak için iş ve işçi bulma kurumundan gelecek haberi heyecanla bekleyenlerin, üç ay, altı ay gibi bir süre sonra davetleri geldi. Ailelerde sevinçli ve hüzünlü ayrılıklar başladı.

Göç ayrılığı. Sağlık kontrolünden geçen hatta okuma yazma bilmeyen iri yarı, kalıplı sağlıklı işçiler Avrupa'ya ilk etapta Almanya ve diğer ülkelere işçi olarak ellerine tutuşturulan önemli beş ana başlık altında toplanmış bir sayfalık kurallar ve önerilerle dil bilmeden çalışmaya gönderildi.

Bu beş altın öğütü düşünenler, yazanlar. En büyük eksikliği Almanca okuyun yabancı dil öğrenin dememeleri çok dikkat çekiciydi.! Oysaki bir lisan bir insan demekti. Altın öğütlerin önerilerin hepsi ahlaki değerler, konular, güzel sözler ve uygulanması gereken kişisel davranışlar olmasına rağmen herkesten uygulaması beklenilmezdi.

Aynen öyle oldu çok öneriler unutuldu. Ailesini, evini unutanlar. Genç gelinlerden boşananlar, yetim gibi büyüyen gözü yaşlı çocuklar, gençler, dramatik ayrılıklar ya da kuma kabul eden kadınların sayısı belli değildi. Almanya acı vatan yüzüme hiç gülmedi türküleri yakıldı, söylendi. Bazıları hiç mi hiç sağlığını koruyamadılar ağır işlerde kaba kuvvetle çalıştılar, para kazandılar ama çoğu sağlıklarını kaybetti.

Almanya’da işletmeler modern teknolojiyle donatılmaya başladığında akord çalışan, yorulup bitkin düşen işçiye patronu Hans; ''Akordu dolduramıyorsun işten atarım'' diye tehdit edince; Ali der ki: Hans ben her gün kuru yağlı ekmek yiyorum, ancak bu kadar çalışabiliyorum ama senin makinan elektrik yiyor hiç yorulmuyor...! Onurlu olup zekayı iyi kullanmak ve tüm önerileri yerine getirmek için iyi bir dil bilmek gerekiyordu. Dil bilmek çok önemli, dil insan hayatının en önemli anahtarıdır.

Duygular, düşünceler kendini ifade etmek, derdini anlatmak, bildiğini söylemek yeni lisan bilmekle olur. Yabancı bir ülkede Restaurantta masanın üstüne çıkıp horoz gibi öterek garsondan tavuk istemek, sipariş vermek sivri zekalılığın ötesinde sadece o anlık cesaret ve yetenektir. Doktora gidip ağlayarak dert anlatılmaz...! iyi lisan bilerek yine kendimizi iyi ifade ederek her konuda kendi derdimize dermanı buluruz. Birinci kuşak çok acı çekti. Dil bilmemenin acısı. Para kazanıldıkça dil öğrenmek unutuldu. Evden işe, işten eve barakalarda ya da "Heim'larda" fabrikaların lojmanlarında kalarak bir iki tercümanla derdini anlatmak ve toplumda modern köle gibi yaşamanın getirdiği artı ve eksileri vardı.

Bu kısıtlı koşullarda Almanca öğrenilemezdi. Diğer ülkelerden gelen göçmen işçilere 6 ay yabancı dil öğreten Alman devleti, bu uygulamayı Türk işçilerine çok görmüştü. Döviz makinasının değerini bilmeyen Türk Devleti de hiç oralı olmayıp işçilerin dil sorununu kadere ırakmıştı. Hasret, özlem, korku ve kaygıyla iş gücünü satan birinci kuşak Almancı ve 1970 li yıllarında gelen ikinci kuşak. 1980' lerde aile birleştirme göçü derken 3 milyona yakın Türk ev, bark, iş sahibi oldu Almanya'ya yerleşti. Torunları ile Almanca konuşan yeni kuşaklar ortaya çıktı. Fakirlik, yoksulluk kötü bir şeydi. Bunu dil bilmemenin yüzünden ezilerek ağır faturalar ödeyerek yanlışın nereden kaynaklandığını bilen gurbetçilerin bazıları çocuklarını okuttu. Artık Almancı değil teknisyen, mühendis, mimar, doktor, avukat, bankacı, sigortacı, sanatçı, yazar, çizer, işveren olan iki üç lisan bilen nesil yetiştirdi. Toplumsallaşmanın ve kaynaşmanın dünyaya açılmanın tek yolu yabancı dil bilmekle olur. Çağdaş işletmeci olmanın yolu; Fuarlarda uluslararası ticari ve ekonomik ilişkiler araştırıp inceleyerek iyi ve kötüyü analiz ederek, yeni ürünler pazarlar bularak ayakta kalmayı sağlarlar. Güzel iyi ahlaklı olmak unutulsa da dil unutulmaz. İyi dil bilmenin faydaları saymakla tükenmez. Kimlik ve kişilik, beceri ve yetenek, sanat, edebiyat yine dil ile ifade edilir.

Yeni yabancı bir dil öğrenmek yeni bir kültür, yeni bir toplumu tanımak, insana daha geniş çaplı düşünme fırsatı verir. En güzel şeyde duygu ve düşüncelerimizi elle ayakla değil de dil ile konuşarak ifade edebilmektir. Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşır. Yeni lisan yeni insan, bir lisan bir insan demektir.

Ana dilimizi koruyarak daha çok yabancı diller öğrenmeniz dileğimle

Hoşça ve dostça kalın

Necati AYDIN

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Ovalı
Ahmet Ovalı - 1 ay Önce

Yeni bir dili hakkıyla öğrenmek, anadilini bilmekle ve kıyaslamakla olur. Bundan sonraki her yeni dil gittikçe daha kolaylaşır. Çünkü birbirleriyle benzer yönleri bulunarak iş kolaylaştırılır. Bugünkü noktadan bakınca ilk kuşaktan gelenlere Almanca öğretilmedi diye Alman tarafı kolayca suçlanıyor. Pekiyi o kuşaktan kaçı ilkokul üzeri bir eğitime sahipti. Ya da yüzde kaçı okuryazardı? Önce kendi dillerini güzel ve kurallı öğrenmek gerekirdi. Öbür türlü duyarak ve tekrarlayarak öğrenmek ezberciliğe dayanır. Konuşur, ama okuyamaz ve/veya yazamaz.

Hilmi Akyüz
Hilmi Akyüz - 1 ay Önce

Tebrik ederim Necati Bey, kanayan yaraya, hatta irinleşmiş yaraya parmak bastın. Gönlümün tercümanı oldun. Teşekkürler.

Kurtuluş
Kurtuluş - 1 ay Önce

Necati bey kaleminize yüreğinize sağlık. Çok önemli bir konuya değinmişsiniz.

Aynur Demirci
Aynur Demirci - 1 ay Önce

Selamlar sevgiler Degerli arkadasim Mükemmel bir şekilde dile getirmişsiniz yillar geçip gitsede gurbetçilerin çilesi bitmiyor Dil öğrenme konusuna cok guzel açıklık getirmişsiniz zira kişiler Dil öğrenirse kendilerini ifade etme özgürlüğünü kazanmış oluyorlar eğitim öğretim şart integration uyumlu yaşama yasam şartlarının iyi standartlarda olması onemli konular ... yüreğinize saglik TEŞEKKÜRLER.

Ozan Musa
Ozan Musa - 1 ay Önce

Malesef ağabey şuda bir gerçeklik gelenler pişman olurken gelemeyenlerinde pişmanlıkları gözlerinden okunmaktadır.
Kalemin kelamın var olsun selamlar gönderiyorum.

Ömer karaoğlanoğlu
Ömer karaoğlanoğlu - 1 ay Önce

Baştan sona kadar Bir kompozisyon şeklinde açıklamış ve sonuçlandırmışsın. teşekkürler kardeşin necati

Selahattin Korkmaz
Selahattin Korkmaz - 1 ay Önce

Sonsuzca katılıyorum. Kendinde gördüğüm en büyük eksiklik en az ikinci bir dil bilmemek olarak görürüm. Yurt dışına ilk çıktığım gün eyvah dedim ama yinede bu eksikliğini giderecek ortamı bulamadım ya da yeterli enerjiyi göremedim kendimde Necati dostum ülkemiz eğitiminin en büyük eksiğini dile getirmiş. Kendisine teşekkür ve tebriklerimi gönderiyorum.

Nedret Altintop-Nelson
Nedret Altintop-Nelson - 1 ay Önce

Necati bey, sizi tüm kalbimle bu yaziniz icin kutluyorum. Dile getirdiginiz sorunlarin aynisini ilk kusak olarak Almanya‘ya gelen ailem her zaman biz cocuklarina anlatmisti. Almancayi tam olarak ögrenemedikleri icin ve kendilerini yeterince ifade edemedikleri icin bu kusagin ne kadar ezildiklerini biz onlarin cocuklari olarak gördük ve yasadik. Belirli bir yasa gelen cocuklari daha sonra ailelerine tercüman oldular. Belki bu ezikligi cocuklarinin yasamamasi icin, onlarin iyi bir egitim almasina cok caba gösterdiler. Cok güzel ve önemli bir konuya deginmissiniz, elinize ve kaleminize saglik!


banner324

banner323

banner320

banner321