VERMESİNE VERMİŞ DE!..

Her şeyden önce insan olarak, sonrasında Cumhurbaşkanı olarak, duyarlı bir vatandaş ve erkek olarak O, kadına seçme ve seçilme hakkını da vermiş.

Allah razı olsun...

Bir hakkın verilmesi kadar önemli olan, bu hakkın önemini anlayabilecek, sahiplenecek, layıkıyla uygulayıp kullanabilecek bireylerin de var olabilmesi lakin gün geçtikçe azalmakta bu sahipleniş, kullanılış ve uygulanış!

Erkeklerin pek çoğu zaten kadınının kendisiyle eşit haklara sahip oluşundan pek hoşnut değil, pek çok kadının da işine gelmekte bu!..

O nedenle yine, her konuda olduğu gibi, Atatürk'ün sağladığı bu hakkın da anlamı ve değerinin bilincinde olan kadınlara düşüyor iş!..

Bu hakkın verildiği günden bugüne gerek siyasette, gerekse kamu kurumlarında, hatta hemen her iş kolundaki kadının durumuna bakınız!..

Parti başkanları şu an biri hariç, hepsi erkek ve her şey onların iki dudağı arasında! Yardımcıları, sözcüleri hep erkek!..

% 50 olması gereken kadın kotası, % 50’nin çok çok aşağısında!

Onların da pek çoğu, düzenlenen listelerde, seçilemeyecek son sıralarda!..

Belediyelere bakınız, kaç kadınımız var başkan olarak ve önümüzdeki seçimler için gösterilen belediye başkan adaylarına bakınız, neredeyse hepsi erkek!..

Başkan yardımcıları, meclis üyeleri de muhtemelen aynı şekilde, erkek olacak!..

Gelelim kamuya; başkanlar, genel müdürler, müsteşarlar, müşavirler, daire başkanları, okul müdürlerinin de neredeyse hepsi yine erkek!..

Hani nerede kadının seçilme hakkı, hani sevdikleri, saydıkları, yolunda olduklarını iddia ettikleri Atatürk’ün uygulanmasını istediği haklara saygı ve sahiplenip uygulanması?!!

Görülüyor ki kadının hiçbir alanda, aman aman seçilme hakkı yok!

Atatürkün partisiyiz diyenlerde bile, kadınları da, Atatürkün ideallerini, önerileri ve arzularını da önemseyen yok!..

Peki seçme hakkı var mı kadının?! Kaç kadın bu hakkını kendi iradesi, hakkı ve değerlendişince kullanabiliyor?!

Seçilmek de, seçmek de pek çok kadınımızı pek ilgilendirmiyor, yormuyor kendisini bu konuda. Kocasına danışıyor ya da kocası hangisi derse o. Onun için kadın programları, kavga ve edepsizlik yarışmaları haline gelmiş yemek, giysi, düğün dernek yarışmaları, magazin programları, çok daha önemli!..

Kim aday gösterilmiş, gösterilen adayın yeterliği ve cinsiyeti, ülkeye ve kendisine getiri ve katkısı ne olur, ne kadar olurdan ziyade, o izlediği programlardaki kadınlar ne yapmış, kim kime ne demiş, kim ödül kazanmış, kim kimden boşanıyor, kimin kiminle yeni bir ilişkisi başlamış olduğu çok daha önemli!..

Neredeyse her Tv kanalındaki, kendisinin sahip olduğu bütçeyle pek çoğunu yapmasının mümkün olmadığı yemek tarifleri de, bir o kadar önemli!..

Nasılsa kocası çalışıyor, eve ekmek getiriyor, kendisi de, o getirdiklerini kotarıp kocası ve çocuklarının önüne iyi kötü bir iki kap yemek koyarak, görevini yeterince yerine getirmiş oluyor!..

Nasılsa kocası takip ediyor ülkede olan biteni, gündemi değerlendiriyor, ama doğru ama yanlış düşünüyor onun da yerine. O sadece seçim zamanı, “Kime vereceğiz oyumuzu” diye kocasına danışıp nereye ve kime gittiğini, nelere mal olabileceğini düşünmek ve bilmeksizin kullanıyor oyunu!

Belli kesimlerde ise, kadının sormaya bile hakkı yoktur ki düşünmeye, değerlendirmeye hakkı olsun, kocası emreder, o da o emri yerine getirmekle mükelleftir sadece! Hatta bazı gözden ırak yerlerde, kadın sandığa bile gitmez, götürülmez, kocası onun yerine de oy kullanır!

Kimisi için geçerli olan ise, günün en popüler partisi veya çevresince makbul olan ya da moda olduğu üzere!.. Girdiği ya da girmek istediği ortamda yer edinebilmek, değer bulmak adına, o ortamda hangi parti kabul görüyorsa o!

Hepsine acıyorum, üzülüyorum da ama diğerleri; yani farkında olan, gündemi takip eden, sözüm ona ülkesi ve partisine sahip çıkan kadınlar, işte onlara sadece kızıyorum!

Partisine, parti başkanına ve partisinin erkeklerine sahip çıktığı kadar, kendisine, kendi haklarına sahip çıkmayan kadınlara çok kızıyorum!

Önümüzde yerel seçimler var malumunuz. Yine hiçbiri “Hani benim haklarım, ben neden yokum bu kadrolarda, neden kota % 50 değil, ben neyim gözlerinde” diye sormayacak, sorgulamayacak!..

Yine kendileri de kendilerini yoksayarak, erkeklerin emirleri ve yönlendirişleri doğrultusunda sokaklara dökülecek, ellerinde broşürlerle sokak sokak, kapı kapı dolaşarak, erkeklerin seçilmesi için mücadele edecekler!!!

Kadınlara değer vermeyen, önemsemeyen, engelleyen, onlara hak tanımayan erkeklere de; kendisine verilmiş haklara sahip çıkmayan, bu uğurda mücadele vermeyen, bu hakkı kullanmayan, erkeklere kul köle olmayı şiar edinmiş kadınlara da yazıklar olsun!!!

Perihan Reyhan Alkan

YORUM EKLE

banner324

banner323

banner320

banner321