banner216
UTANIYORUM- PİÇLEŞEN TOPLUM

Yazıma nasıl ve nereden başlayacağımı bilemiyorum. Utanç içindeyim. Bu utanç kendimden değil, bir parçası olduğum ulusumun içine düştüğü bataklıktan, yaşam tarzından kaynaklanıyor. Öylesine bir girdaba kapılmışız ki çoğunun farkında olmadığı bu yaşam tarzı bizi biz olmanın ötesine, inanılmaz bir hızla içine çekiyor. “Bana ne, bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” diyerek günü yaşayan, gelecekle ilgili kaygısı olmayan, bencillikte sınır tanımayan kişilerin çoğunlukta olduğu bir toplum haline geldiğimizi görüyoruz. Bu ürkünç ve korkunç gerçeği görmemek, görmezden gelmek aymazlık olur. 

Kültür geçmişinde yüzlerce erdemli kişinin varlığını bildiğimiz bu toplum nasıl bu hâle geldi? Gururumuz ve onurumuz olan 5000 yıllık kültür değerlerimiz, ülkülerimiz, hasletlerimiz nerede? Hepsi sahipsizliğe itilerek ötelenmiş durumda. Yeri geldiğinde sadece “Bir Türk dünyaya bedeldir.” safsatasıyla kahvehane köşelerinde kendimizi avutuyor “körler-sağırlar birbirini ağırlar” misali alevleniyor “vatan-millet-Sakarya” nutukları atıyoruz. Herkes kendince, kulaktan dolma sözüm ona bilgilerle(!) önce Türkiye’yi dahasında dünyayı yönetmeye, kurtarmaya çalışıyor. Çok da gülünç oluyor. 

Ben de bir zamanlar “Bir Türk dünyaya bedeldir.” derdim. Övünürdüm. Türklüğüm, inancım, parçası olduğum ulusum onurum, gururumdu. Oysa şimdi utanıyorum. Göğsümü gere gere “Ne mutlu Türk’üm!” diyemiyorum. İçimden gelmiyor. Körelttiler ruhumu. Kestiler şah damarımda atan Türklük şuurunu. Böyle bir toplumun bireyi olmak bana utanç verir oldu. 

Şu an bunları okurken “Bu nasıl söz?” diyerek beni gıyabımda yargılayanlar olabilir. Haklıdırlar. Onlardan ricam, lütfen yazının tamamını okuyun ve kararınızı o zaman verin. Eğer söylediklerimde haksızsam ne derseniz sineye çekerim.

Aslında geçmişimizden gelen kaynaklara bakarsak mertlik, yiğitlik, onur, gurur, merhamet, dürüstlük, sadakat vb. pek çok haslet barındırması nedeniyle gerçekten gururla “Bir Türk dünyaya bedeldir.” denilirdi. Oysa zaman bizi bunlardan kopardı.

Ya şimdi? Evet şimdi de “bedeldir” ama hangi açıdan dersiniz? Bence UTANÇ… 

Kendi adıma, beni bu utanç içine iten yaşanmışlıklardan çok basit birkaç örnek vereceğim. Dahası yazmakla bitmez. Karar sizin.

Din adına ortaya çıkan “bence” diyerek bir tür şirk içine düşüp yorumlarıyla kendi çıkarları doğrultusunda bezirgânlık yapan ve insanı dininden soğutan, sözüm ona bilim adamı geçinen cahillerden ve dini onların ellerine bırakanlardan utanıyorum. 

Aklı fikri cinsellik ve sadistlikte olan, sadece bacak aralarındaki küçük beyinsiz kafanın kontrolünde yaşayan tecavüzcülerden utanıyorum.

Allah'ın yarattığı canlılara "hayvan" diyerek önemsemeden, canını hiçe sayarak ayaklarını, kuyruklarını, kulaklarını kesenlerden utanıyorum. 

Daha sayayım mı?

Helâl-haram nedir bilmeyen, sadece kendini düşünen stokçu, fırsatçı tüccar bozuntularından; İslamiyet’i sadece 5 şart ile sınırlayarak iş bitti, "Müslüman’ım" diyen, ama normal yaşamında yalan-dolan söylemeyi huy edinen, sahtekârlık yapan, hak yiyen, gıybetçi, zalim, yetim hakkına el uzatan; adalet denen şeyi kıçıyla idare etmeye çalışan, bir dediği bir dediğini tutmayan işin ehli olmaktan çok uzak kişilerin yöneticiliklerinden ve onları bu makama layık görenlerden utanıyorum.

Anasına işkence eden, babasını döverek öldüren, arkadaşının boğazını kesen, karısını sokak ortasında döven… Saymakla bitmeyecek kadar çok yaşanan insanlık dışı canice haber akışı... Haberleri dinlerken yüzüm sadece kızarmıyor, renkten renge giriyor bu utançla.  Öylesine bir utanç ki daha fazlasına katlanamayacağım için TV haberlerini dinlemiyor, sosyal medya paylaşımlarındaki bu tür görüntü ve paylaşımları ruh sağlığım hatırına artık görmezden geliyorum. 

“Piçleşiyoruz” diyeceğim ama şimdi bu lafa da alınabilir, hakaret ettiği zannedebilirsiniz. Derdim kimseye hakaret etmek değil, doğruları dile getirmek. Eğri oturup doğru konuşalım. Bu ülkede birilerinin “kral çıplak” diye bas bas bağırması gerekir. Eski kalıntılara sığınmak, onlarla körü körüne avunmak, gerçekleri görmezden gelmek nereye kadar? Atı alan Üsküdar’ı aşmış biz hâlâ sessizliğin karanlığında birbirimize göz kırpıyoruz.

Önce dilimizin içine ettiler. “Ya sabır.” diyerek elimizden gelen gayretle dilimizi savunmaya, korumaya çalıştık. Oysa karşı taraf çok hızlı çalışıyor, kaleyi içten fethetmeyi deniyor, buna çanak açıyordu. Biliyorlardı ki bir ulusu çökertmenin en basit ve sinsice ilk basamağı önce onların dillerini kirletmek, kimliksizleştirmekti. İçimizdeki “globalleşme” özentisiyle geçinen, ne yaptığından bihaber renksiz ve aptallıkta sınır tanımayan kişiler de bu çanağı doldurmaya dünden hazırlarmış ki anında bu tuzağın içine düşüverdiler. Dilimizi öylesine kirletir oldular ki artık bunun adı “yozlaşma”dan da öte “piçleşme” oldu. Resmen güzelim dilimizi ne idiği belirsiz, anlamsız ve uyduruk sözcüklerle piçleştirdiler. Bunu başka bir sözcükle tanımlayabilir misiniz?
Dili piçleşen bir toplumun sağlıklı bir kültürü var denilebilir mi? Elbette hayır. Dilin paralelinde kültür de piçleşmiştir. Yukarıda sözü edilen bütün değer yargıları, övünçlerimiz, gurur kaynaklarımız, şeref ve namus anlayışlarımız, kısacası her şey yerle bir olmuştur. Artık neyin, kimin kültüründen söz edebiliriz ki? Böylesi sahipsiz, içeriksiz, kişiliksiz bir kültüre “piçleşmiş” bir kültür denmez de ne denir?

Sonuç:
Piçleşen bir kültür ve paralelinde gün be gün içimize yılan gibi sokulan piçleşen bir toplum anlayışı ve yansıması... Sizce bunun başka bir izah tarzı olabilir mi? 

Ve ben, böylesine piçleşen kültürü benimseyen, beyinsizce sürüleşen kişilerin var olduğu bir toplumun ferdi olmaktan utanıyor ve iğreniyorum.

Ya siz?

Er veya geç, titreyip şahlanarak ayağa kalkacak ve kendi benliğimize kavuşacağımız, göğsümüzü gere gere “NE MUTLU TÜRK’ÜM” diyeceğimiz günlerin geleceği avuntusuyla saygılarımı sunuyorum. 

Tahsin MELAN

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner301

banner272

banner276

banner274

banner275

banner302

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir