banner269
UĞUR MUMCU´YU KATLEDİLİŞİNİN 25. YILINDA ANARKEN

Türkiye`nin en değerli araştırmacı gazetecisi ve yazarı Uğur Mumcu bugün, 24 Ocak 1993 günü, arabasına konan bombanın patlaması sonucu hunharca katledildi.
Uğur Mumcu araştırmalarında Türkiye`nin en önemli konularını derinlemesine irdeleyerek, kamuoyunu bilgilendiriyor ve siyasilerin alması gereken önlemleri gündeme taşıyordu. Günümüzde de en önemli sorunlarımız arasında bulunan etnisiteye dayalı PKK ve dini çarpıtmalara dayalı islamist terör konularını, büyük bir araştırmacı titizliğiyle köşe yazılarında ve kitaplarında işliyordu.
1992 Aralık ayında Viyana`da bir konferansa konuşmacı olarak davetliydim. Toplantının sonunda tanımadığım birisi benimle özel bir konuyu görüşmek istediğini söyledi. Bir kenara çekildik. Uğur Mumcu`nun benim avukatım olduğunu ve kendisiyle ilişkide olabileceğimi bildiği için, konuyu bana açtığını söyledi. Uğur Mumcu`ya bir suikast yapılacağı bilgisinin kendisine ulaştığını, bu enformasyonu Uğur Mumcu`ya iletmemi istedi. Bana kendisiyle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmadı. Viyana`da yaşamakta olduğunu söylemekle yetindi.
Atatürkçü aydınlara yönelik ilk siyasi cinayet, 31 Ocak 1990 yılında Prof. Dr. Muammer Aksoy’un evinin önünde silahlı saldırı sonucu öldürüldüğünü bilerek, haberi önemsedim. Muammer Aksoy Atatürkçü Düşünce Derneği Kurucu Genel Başkanıydı. Olaydan sonra gazeteleri arayan bir kişi olayı İslami Hareket örgütü adına üstlendiğini açıklamış, gerekçe olarak “Muammer Aksoy'un tesettür konusunda İslam’a karşı aldığı tavrı” göstermişti.
7 Mart 1990 da Çetin Emeç işine gitmek üzere evinden çıktığı sırada öldürüldü. Yayınladığı kitap ve yazılarda dini uygulamaları sorgulayan Turan Dursun, 4 Eylül 1990 günü bir suikastla öldürüldü. İlahiyatçı Doç. Dr. Bahriye Üçok, 6 Ekim 1990 günü evine gönderilen bir kitap paketinin patlamasıyla hayatını kaybetmişti. 
Bu suikastları bilen birisi olarak haberi sevgili Uğur Mumcu`ya iletmem gerekiyordu. 1993 ocak ayının ilk haftasında Uğur Mumcu`yu telefonla Almanya`dan arayarak, bana ulaşan kendisine yönelik suikast bilgisini ona ilettim. Söylediklerimi dikkat ve tedirginlikle dinledi. “Bu konuda ben ne yapabilirim ki” dediğini unutmuyorum. Kendisinden önemle dikkatli olmasını diledim. 
1968 gençlik olaylarında, Almanya Türk Öğrenci Federasyonu başkanı olarak Türkiye`deki siyasi duruma ilişkin eleştirilerim nedeniyle Türk vatandaşlığından çıkartıldığımda, Ankara Hukuk fakültesi asistanı olarak Uğur Mumcu severek ve bir kuruş istemeden avukatlığımı üstlendi. Danıştay’da davayı kazanarak yeniden vatandaşlık hakkımı kazandım. 1971 darbesinde ikinci kez vatandaşlıktan çıkartıldım. Yine avukatlarım Uğur Mumcu ve Uğur Alacakaptan Danıştay’da davayı ve vatandaşlığımı yeniden kazanmamı sağladılar. Uğur Mumcu`ya kişisel olarak da derin bir minnet borcum olduğunu asla unutamam.
Türkiye`nin en saygın, en yurtsever ve en kararlı Atatürkçü bilim insanlarına, araştırmacı gazetecilerine yönelik suikastlar devam etti, daha doğrusu ettirildi.
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, siyaset bilimci, eski bakan, yazar ve öğretim üyesi, 21 Ekim 1999 da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Akit gazetesi suikasttan önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı'nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermişti. 
Öğretim üyesi Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önündeki bir suikast sonucu katledildi. Hablemitoğlu'nun eşi, Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu eşinin öldürülmesinde Gülen cemaatinin rolü olduğunu belirtmektedir.
Bu hunhar ve alçak suikastleri planlayan, uygulatan ve uygulayanların bulunacağına ilişkin değişik hükümetlerin verdikleri sözler, aradan geçen on yıllara karşın, ne acıdır ki, yerine getirilmedi veya getirilemedi. 
Bu durum tüm yurtseverleri ve inanıyorum ki Türk halkının çok büyük bir kesimini derinden üzmektedir. Gerçek sorumlular ve katiller artık bulunmalı ve hak ettikleri cezaları almalıdırlar. Bu konuda zaman aşımı asla olmamalıdır. Adalet ergeç yerini bulmalıdır!
Uğur Mumcu`yu ve katledilen Türkiye`nin bu en saygın, yurtsever ve gerçek Atatürkçü aydınlarını en derin saygı, minnet ve şükranla anıyorum. Türk halkının bu kahramanlarını asla unutmayacağına inancım tamdır.
Prof. Dr. Hakkı Keskin                                                                  

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner271

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir