TÜRKLER DIŞARI ÜMMET İÇERİ -2-

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan, AKP iktidara gelinceye kadar hiçbir iktidarca rejim tartışması ve Atatürk düşmanlığı devlet desteğiyle yapılamamıştır.

İhtilal denemeleri, isyanlar, gerici ayaklanmalar, ayrımcı ayaklanmalar yaşanmıştı.

Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hukuk içerisinde kalarak kuruluş değerlerini korumuştur.
Darbeler olmuş, darbeciler devletin kuvvetler ayrılığı ilkelerini temelden kaldırmayı başaramamıştır.

Ta ki; İslamcı Selefi ideolojisindeki AKP iktidara getirilince, İslam dinini kendi ideolojisine uygun kadrolaşmayla bir rejim değişikliği yapacağı gücüne eriştiğine inandığı bu günlere kadar. 

Profesör olmuş, iktidarca yüksek eğitimin başına getirilmiş biri; ''Bizim için cahil vatandaş makbuldür. Okumuş, eğitimli insan zararlıdır.  En fazla ilkokulu bitirsinler, yeterlidir.''  Diyerek, bilimin değil, cehaletin yol gösterici olacağını ilan ediyordu.

''Bütün hainlikler üniversitelilerden çıkıyor. İmam Hatiplerden hain çıkmıyor.'' Diyen  kişi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara’nın, AKP Belediye Başkanı adayı Özhaseki olması, MHP'yi hiç rahatsız etmemektedir.

Devletin önemli kuruluşunda uzman bir mühendis,  ''Namaz kılmıyor'' diye kuruluştaki Mescitin karşısında kapısı olmayan büroda çalışmaya zorlandığı bir döneme girdik.

Ömründe uçak ve ulaşımla ilişkisi olmayan bir ilaç şirketi temsilcisi THY Başkanı yapıldı.
İmam, TRT başkanlığına getirildi.

Her seçim öncesi sanal bir düşman yaratıp, işbirliği yaptığı önemli ayrıcalıklar tanıdığı inanç ve etnik ayrılıkçılarla savaşlarla oy almaya karşı duran Akademisyenleri, işlerinden atarak, hapislere tıkarak korku toplumu yaratma peşindeler. 

Aselsan mühendislerinin nedensiz ölümleri ''İntihar'' olarak duyuruldu.
Yüz'ün üzerinde Aselsan Mühendisi baskılar sonucu istifa ederek yurtdışına gitmek zorunda kaldılar.

TÜBİTAK gibi kurumun başına hayvanat bahçesi müdürünü getirerek Erdoğan ve oğlu arasında geçen telefon tapelerinin bilimsel incelenmesi engellendi.

TÜBİTAK; Kocaeli binasının çürük ve her an yıkılma tehlikesinde olduğunu tespit edemeyecek kadar bilim ve liyakat karşıtı ellerinde oyuncak olmuştur.
 
Tren kazalarında insanların kaderden değil, gerekli bakımın, kontrolün ve daha önemlisi teknik donanımların yapılmadığı için olduğu bilinmektedir. 

Fetöcü subaylardan boşalan yeni TSK'yı  15 Temmuz’da, yandaşlarını silahlandırarak kurduğu, başına da TSK'dan irticacı olduğu için atılmış bir generalin kontrolündeki HÖH örgütü ile, devşirilmiş uluslararası İslami teröristlerden, oluşturulan ÖSO ile doldurmaktadırlar.

 Gerçekte beş milyonun üzerinde Suriyeli neredeyse özel olarak ülkeye getirildi.  Üstelik çoğunluğu genç insanlar.  Hem de Kim kimdir? Bilinmeden…
Parası olanlar, mesleği olanların kimi Avrupa'ya gitti, kimi Türkiye'de ev aldılar, işyeri açtılar ve kendi insanlarını ucuz ücretle çalıştırıp onları sömürüyorlar…
Yaşlılar, kadınlar ve çocuklarsa en çok ezilen grubu oluşturmaktalar. 
Küçücük kızlarını dindar yaşlılara imam nikahıyla satarak geçinmeye çalışıyorlar.
Yüzde kırkı, kendi dillerini bile bilmiyorlar.

Ölümü bile göze alıp lastik botlarla Ege sularında çoluk çocuk kaybolup gidiyorlar. Bu intihar arayışları engelleneceği yerde, bu insanlar Avrupa’ya, veba mikrobu gibi '' gönderirim ha!'' Diye tehdit unsuru olarak gösteriliyorlar…

Dokuz yüz bin Afganlı, Pakistanlı büyük şehirlerde Avrupa'ya gitmek için sürünüyorlar…
Hadi canlarını vatanlarını savunmak için tehlikeye atma diye dertleri yok…
Hadi korkuyu da anlayalım. 

Ama her bayramda, Türkiye Halkının ekmeğinden kestiği parayı alır almaz, ülkelerine gidip, tatilden döner gibi geri gelme hangi batılı ülkelerde var?

Avrupa'da Politik düşüncelerinden dolayı ülkelerinden kaçmak zorunda kalan sığınmacılar, yıllarca geldikleri ülkelerindeki anne ve babalarını, kardeşlerini görmek şöyle dursun, cenazelerine bile gidemediler…

Bazı bölgelerde Suriyeli sığınmacıların nüfusu neredeyse yerli halkın nüfusunu geçmiş durumda.
Yöre halkı maddi gücü varsa doğudan batıya, özellikle Ege kıyılarına yığınlar halinde göç etmekteler.

AKP, Taksim meydanında bu ülkenin aydınlık yanlısı geçlerin Türkiye Cumhuriyeti bayrağını taşımasını yasaklarken, açanları copla, biber gazıyla ezerlerken, Suriyeli   sığınmacılar Taksim Meydanında ÖSO bayrağı açarak Türklere meydan okuyorlar.  

Yandaş ve ahlaksız medya yazmıyor, göstermiyor.

Zengin iş adamları hatta AKP yandaşı işadamları bile ülkeyi terk etmeye başladılar.

Nevyork'ta, Londra'da evler alıyorlar, Malta'da yüklüce para ödeyerek Malta vatandaşlığı alıyorlar.
Erdoğan’ın tehdidine rağmen paranın nasıl dışarı çıkarılacağının yolunu gösteren danışmanlık büroları bile kuruldu. 

Gençler, işsizlik ve geleceklerinin belirsiz olması nedeniyle yurtdışını kurtuluş olarak görmektedirler.

Türkiye'nin önemli kuruluşları, Cumhuriyetin üreten sanayi kuruluşlarını, bankalarını İsrail'e, Yunanistan'a, ilkel kabile devleti Katar'a kelepir fiyatına satmayı milli bir görev sayıyorlar.
Üretmeden, birikmiş değerleri satarak miras yedi anlayışıyla ülkeyi çöl bedevilerine muhtaç bir ülke durumuna getirmektedirler.

Devletin denetleme görevleri yasaklanmıştır. 

Fetö'nün iktidara ortak olduğu dönemde önü açılan, Fetöcüleri TSK'nın önemli yerlerine getiren eski genel kurmay başkanı, şimdi Milli(!) Savunma Bakanı; Reis şak emrediyor o tak yerine getiriyor. 

Türkiye’nin savunma sanayisinin göz bebeği ''Tank-Palet Fabrikası'' bir yandaş ortaklığında, gerçekte Katar’a satılmasının nedeninin   beş yüz milyon dolarlık lüks uçağın karşılığı olduğunu sağır sultan duymuşken iktidardan, titreyip benliğini RTE 'ye teslim eden Bahçeli’den çıt yok…

 Hele, Ergenekon’da kumpasında tutsak edilenlerin bir kısmı da;
''Bakanıma, Başkanıma laf söyletmem arkadaş.'' Fedailiğine soyunurken, Atatürkçü nutuklar  
Türkiye'de yurtsever olmanın bedeli ya işinden atılma ya da yok edilmektir.
Bilimsel araştırma kurumlardan bilimi rehber edinen bireyleri ayıklamak istenmesinin nedeni, düşünen birey yerine ''Kul-Ümmet'' ekseninde biatçı köleleri yönetmenin kolaylığındandır.
 
 Aslında beş milyon Suriyelinin yarısı, T.C. kimliği ile seçimlerde oy kullandırılırsa bu insanlar yarın; ülkeyi terk edenlerin arkasından teneke çalıp:
 Ya onların’ ‘Türkler dışarı!'' Diye bağırmalarını bekleyeceğiz

Ya ‘'muhalefete küstüm'' tavrı ile seçimleri boykot edip, AKP saflarında yer alacağız
                 Ya da
''Bu memleket bizim!'' Diyerek 
Namussuzlardan daha cesur olacağız!
 
Yıldız AKALIN

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bekir arslanım çok
Bekir arslanım çok - 2 ay Önce

Çok çok güzel teşekkür ederim...

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321