Sağlık giderleri genel vergilerden karşılansın

Aile Hekimleri, sağlık giderlerinin tamamının genel vergilerden karşılanmasını, sağlık hizmetinin kamu tarafından, her kesime eşit ve tamamen ücretsiz verilmesini talep etti.

Sağlık giderleri genel vergilerden karşılansın
Türk Tabipler Birliği Aile Hekimleri Kolu tarafından 22-24 Şubat tarihleri arasında Antalya'da düzenlenen 2. Aile Hekimleri Buluşması ve Çalıştayı Sonuç Bildirgesinin yayımlanmasıyla sona erdi.
 
Sağlı toplum, doğa, çevre yaşamı istediklerini belirten aile hekimleri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin, toplum yönelimli, kapsayıcı, koruyucu hekimliğin öncelediği, kamu binalarında, tüm ihtiyaçları eksiksiz karşılanmış şekilde kamu tarafından sunulmasını istedi.
 
Sağlık giderlerinin tamamının genel vergilerden karşılanmasını, sağlık hizmetinin kamu tarafından, her kesime eşit ve tamamen ücretsiz verilmesini talep eden Aile Hekimlerinin Sonuç bildirgesinde şu görüşlere yer verildi.
 
SAĞLIKLI TOPLUM, DOĞA, ÇEVRE, YAŞAM İSTİYORUZ
Sağlıklı olmak, doğanın korunduğu, havanın, suyun, denizin, dağların, ovaların, ormanların, bitkilerin, hayvanların, insanların zarar görmediği bir ekosistem içinde ortak yaşamla olanaklıdır.
 
Toplumun ve insanların sağlıklı olma ön koşulu, temiz içme/kullanma suyuna ve havaya, iyi bir kanalizasyon sistemine, yaşanabilir konutlara ve yollara, yeterli ve çeşitli besin ihtiyaçlarının karşılanmasına bağlıdır.
 
BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETİNDE SEVK ZİNCİRİ KURULAMADI
Birinci basamak sağlık hizmetleri, toplum yönelimli, kapsayıcı, koruyucu hekimliğin öncelendiği, kamu binalarında, tüm ihtiyaçları eksiksiz karşılanmış şekilde kamu tarafından sunulsun istiyoruz.
 
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin parçalı sunulması, kapsayıcılığının yetersizliği, bütünlüklü ve sürekli sağlık hizmetinin olmayışı, basamaklar arası ilişkinin olmazsa olmazı sevk zincirinin hala kurulmamış olması, birinci basamağın adeta rapor verilen birimlere dönüştürüldü. Tampon işlevi gördürme anlayışı, toplumun katılımının sağlanmamış olması ve en önemlisi tedavi edici sağlık hizmeti yönelimli olması, artan kızamık vakalarından (2018 yılı 510 Kızamık vakası/Dünya Sağlık Örgütü (DSO) ikinci basamakta yığılan hastalara, gereksiz ilaç tüketimine, tetkik artışına, buna karşılık bir türlü kontrol edilemeyen ve salgın düzeyine erişen bulaşıcı olmayan kronik hastalıklarda yaşanan ciddi artışa zemin hazırlamıştır.
 
Kronik hastalık izlemleri, erişkin aşılamaları ve kanser taramaları birinci basamağın temel görevi olmasına rağmen, mevcut nüfusun fazlalığı, sevk zincirinin kurulmamış olması, iş yükünün her geçen gün artmasına yol açıyor.
 
Mevzuatsız rapor talepleri ve okul izlemleri gibi yeni iş tanımlarıyla artması bu görevi yerine getirmemiz önünde ciddi bir engeldir    Çalışanların performansa dayalı gelecek güvencesi olmayan sözleşmeli çalışma biçimiyle bu hizmeti vermekte zorlandıkları bilinmelidir. İyi işleyen bir sevk zinciri, azaltılmış hasta sayıları, performansa dayalı olmayan güvenli ve güvenceli iş ortamı gibi temel düzenlemeler bir an önce yaşama geçirilmesini istiyoruz.


 
SAĞLIK GİDERLERİ HER KESİME EŞİT VE ÜCRETSİZ VERİLMEL
Sağlık giderlerinin tamamı genel vergilerden karşılansın, sağlık hizmeti kamu tarafından, her kesime eşit ve tamamen ücretsiz verilsin istiyoruz.
 
Ülkemizde, sağlık hizmetlerinin ağırlıklı olarak sigorta temelli SGK tarafından finanse edildiğini, sağlık hizmeti bedelinin yaklaşık dörtte üçünün (çalışanlardan alınan prim ve vergilerle) hizmeti kullanan kişiler tarafından ödendiğini biliyoruz.
 
Hükümetin “sağlık alanında piyasalaşma” tercihinin, birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşmaya, tedavi edici hizmetlerin ve buna bağlı tıp endüstrisinin daha da büyümesine, toplumun sağlık hizmetlerinden faydalanmak için cepten daha fazla para ödemek zorunda kalmasına ve böylece eşitsizliklerin daha da büyümesine neden olacağını düşünüyoruz.
 
EMEĞİMİZİ KARŞILAYACAK ÜCRET İSTİYORUZ
Performansa dayalı olmayan, emekliliğimize yansıyan emeğimizi karşılayacak ücret istiyoruz.
 
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), 2018 enflasyon oranını yüzde 20,3 olarak açıklamasına rağmen, son bir yıldaki her türlü ürün ve hizmetteki artışın resmi enflasyon rakamlarının çok üstünde olduğunu biliyoruz.
 
ASM binalarında kira artışının yüzde 30-46’lara ulaşması, elektrikte yüzde 60 ve doğalgazda yüzde 30 üzerinde zamlar yapılması, çalıştırılan personelin asgari ücret, vergi ve SGK primlerindeki artışlara karşın, aile hekimlerine ödenen cari gider kalemine yüzde 10,2 artış yapılması ile bu giderlerin karşılanması olanaksız hale gelmiştir.
 
2010 yılında tüm ülkede Aile hekimliğine geçilmesinden bugüne kadar birçok mal ve hizmet bedelinin üç kat artmasına karşılık, aile hekimlerinin ücretleri yeterli düzeyde artmadığı gibi, döviz kuruna göre yaklaşık yarı yarıya azalmış oldu.
 
Aile hekimlerinin ve diğer birinci basamak sağlık çalışanlarının özlük haklarındaki kısıtlamalar da devam etmektedir. Ücretli yıllık izin hakkı olmadığı gibi, hastalık izinlerinde dahi ücret kesintileri yapılmaktadır. Ceza puan sistemi, içeriği, hukuksuzluğu, istismara açık ve birçok keyfi maddeleriyle sağlık çalışanlarının başında Demokles’in kılıcı gibi sallanmaya devam etmektedir. Kişi başı ödeme sistemi nedeniyle mesleki değersizleşme, hasta ve idare baskısı altında çalışma, hasta ve yakınlarından her türlü şiddet görme tehdidi gibi ağır koşullar altında çalışmaya devam etmektedir.
 
MESLEKİ EĞİTİMDEKİ SORUNLAR GİDERİLMEL
Mesleki eğitimde yaşadığımız sorunların giderilmesini ve taleplerimizin dikkate alınmasını istiyoruz. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde halen çalışmakta olan pratisyen hekimler için, programı, içeriği tanımlanmış, standardize edilmiş, süresi belirlenmiş bir geçiş süreci eğitimine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Uzun yıllardır birinci basamak sağlık hizmeti sunan pratisyen hekim meslektaşlarımıza, birçok ülke örneklerinde olduğu gibi geçiş dönemi genel pratisyenlik/aile hekimliği uzmanlık eğitiminin, meslek birliğimiz TTB Genel Pratisyenlik Enstitüsü’nün birikim ve deneyimlerinden faydalanarak programlanıp hayata geçirilmesinde ısrar ediyoruz.  Aynı şekilde Aile hekimliği uzmanlık eğitiminin de birinci basamağın ihtiyacına uygun, temel ilke ve özelliklerin yeniden değerlendirilerek, ülkemiz koşullarına göre baştan aşağı programlanıp hayata geçirilmesini istiyoruz.
 
GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİMİZİN YAŞAMA GEÇİRİLMESİNİ İSTİYORUZ
Mezuniyet sonrası eğitimlerin mevcut haliyle devam etmesine karşı görüş ve önerilerimizin yaşama geçirilmesini istiyoruz
 
Birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimlere yönelik mezuniyet sonrası eğitim süreci, toplumun ve aile hekimlerinin ihtiyaçları, beklentileri ve talepleri göz önünde bulundurularak üniversiteler, bilimsel dernekler ve meslek örgütü ile işbirliği halinde hazırlanmalı, eğitimler ülke ve dünya koşullarına ve değişikliklerine uyum sağlayacak, bilgi ve beceri kazandıracak en güncel konuları içermelidir.
 
Eğitimlerin amaç, hedef, süre ve niteliği iyi belirlenmeli, eğitim süresince karşılaşılacak sorunlar için çözüm yöntemleri bulunmalıdır. Eğitimlerin düzenlenmesi aşamasında eğitici ile eğitilen arasında işbirliği ve koordinasyon sağlanmalıdır.
 
SONUÇ OLARAK
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemsenmesinin, sağlık hizmetlerinin toplumun gereksinimi düzeyinde, herkese eşit, ücretsiz, ayrımsız sunulmasının ne kadar değerli olduğunu ülkelerin farklı uygulamalarında görüyoruz.
 
Aile hekimleri ve birinci basamak sağlık çalışanları olarak bizlere dayatılan her türlü keyfi uygulamaya karşı ‘Cumartesi fazla çalışma’ dayatmalarında gösterdiğimiz karşı duruşu ve mücadeleyi bundan sonra da kararlıkla sürdüreceğimizi bir kez daha buradan ilan ediyoruz.
 
Birinci basamak sağlık hizmet alanında mücadele eden tüm dernek ve sendikaları yaşadığımız ekonomik kayıplar ve bitmek bilmeyen hak kayıplarına karşı bir araya gelmeye, birlikte değerlendirip, birlikte mücadele yol haritamızı oluşturmaya çağırıyoruz.
 
ha-ber.com/Fikri Cinokur/Antalya
 
Güncelleme Tarihi: 24 Şubat 2019, 23:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner324

banner323

banner320

banner321