Öne Çıkanlar Macar Sanatçılar Kara Fatma kürek çekiyorlar AB ülkeleri Murat Boz Bayern

''Referandum bir anayasa değişikliği oylamasıdır''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, referandumun A partisini götürüp B partisini iktidara getiren bir seçim olmadığını belirterek, "Bunun partilerle bir ilgisi yoktur. Referandum bir anayasa değişikliği oylamasıdır." dedi.

''Referandum bir anayasa değişikliği oylamasıdır''

''Referandum bir anayasa değişikliği oylamasıdır''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, referandumun A partisini götürüp B partisini iktidara getiren bir seçim olmadığını belirterek, "Bunun partilerle bir ilgisi yoktur. Referandum bir anayasa değişikliği oylamasıdır." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, referandumun A partisini götürüp B partisini iktidara getiren bir seçim olmadığını belirterek, "Bunun partilerle bir ilgisi yoktur. Referandum bir anayasa değişikliği oylamasıdır." dedi.

Kılıçdaroğlu, Bostancı’daki bir otelde Kars, Ardahan ve Iğdırlılar tarafından kurulan dernek, vakıf ve federasyonlarının temsilci ve üyeleriyle bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, referandumun bir partiyi iktidardan götürüp diğerine yönetime getiren bir seçim olmadığını ifade etti.

Referandumun partilerle ilgisi bulunmadığını, sadece bir anayasa değişikliği olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bir anayasa değişikliği oylamasıdır referandum. 'Evet' veya 'hayır' diyeceğiz. Neden anayasa değişikliği hiçbir partiyi değil de hepimizi ilgilendirir? Çünkü anayasa hepimizin anayasasıdır. İktidarlar değişecek, anayasa kalacak. Adı üstünde anayasa diğer yasalar gibi kolay değişmiyor." diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, ısrarla siyasetin bazı yerlere sokulmasına karşı çıktıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Biz niye ısrarla diyoruz ki; camiye, adliyeye, kışlaya, okula siyaset girmesin. Camiye her görüşten insanımız gidiyor. Siyaset girerse camiler bölünmez mi? Kışlaya hepimiz çocuklarımızı askere gönderiyoruz. Oraya da siyaset girerse ne olur; ordu darmadağın olur. Adliyeye siyaset girmesin diyoruz. Niçin? Hakim şöyle bakacak; 'Bu bizim partiden onun lehine çalışayım. Öbür kişi bizim partiden değil diyecek'. Bunları düşünerek sandığa gideceğiz ve bunları düşünerek oyumuzu kullanacağız."

Kemal Kılıçdaroğlu, getirilmek istenen başkanlığın devletin liyakat sistemini altüst edeceğini savunarak, “Yeni modelde başkan isterse öğleden sonra herhangi bir arkadaşını, eğitim durumu ne olursa olsun Milli Eğitim Bakanlığına, Milli Savunma Bakanlığına, Maliye Bakanlığına atama yapabilir. Kimse de bir şey soramaz, çünkü bütün yetki onda. Sandığa giderken 'Bütün yetkiyi verelim ona' diyorsanız 'evet' oyu kullanacaksınız. 'Bu doğru değildir, devlette liyakat esası önemlidir' diyorsanız gideceksiniz 'hayır' oyu kullanacaksınız. Bunun partiyle bir ilgisi yok. Bu bir bayrak, vatan ve memleket meselesi. Olaya öyle bakacaksınız." ifadelerini kullandı.

"Hollanda’nın özür dilemesi lazım"

Kemal Kılıçdaroğlu, toplumun Türkiye'nin çıkarlarını düşünerek birlikte hareket etmesi gerektiğini hatırlatarak, Hollanda ile yaşanan diplomatik krize değindi.

İlk açıklamadan itibaren Hollanda’nın ortaya koyduğu tavır konusunda Türkiye’nin dış politikasına destek verdiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Dış politika milli olmak zorundadır. Bizim ülkemizin bir bakanı bir başka ülkeye alınmıyorsa, uçağı indirilmiyorsa, bir başka ülkeye giden bakan sınır dışı ediliyorsa burada hep beraber hareket edeceğiz. Bunun sağı, solu, ortası yok ki. Bu memleket bizim memleketimiz. Ama bu olayın referanduma bir gerekçe oluşturmasını doğru bulmuyoruz. Bunun referandumla ilgisi yok. Yani referandum olmasaydı biz tepki göstermeyecek miydik? Daha önce dönemin Enerji Bakanı heyetle Irak'a gitmek istedi, Irak kabul etmedi. Hiç kimse de bir şey demedi benim dışımda. Ben tepki gösterdim. O zaman da hükümet vardı. Niye kıyameti koparmadılar? Çünkü referandum yoktu. Eğriye eğri, doğruya doğru demek lazım. Hollanda ile ilişkilerin yumuşatılmaya çalışıldığını biliyorum. Ben bunu da doğru bulmuyorum. Bu ülkenin bakanını kabul etmemişse bizden özür dilemesi lazım. En hafif deyimi ile bizden özür dilemesi lazım. Bu kadar basit."

Hollanda Başbakanının Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını aradığını ve kendi aralarında 8 kez telefonda görüştüklerini, ancak referandum olduğu için 'acaba bundan bir çıkar sağlayabiliriz' düşüncesiyle gerginlik çıkartıldığını öne süren Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin itibarına darbe vurulduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, devleti yönetenlerin dillerine hakim olması gerektiğinin altını çizerek, “Lafla devlet yönetilmez. Bir şey yapılacaksa söylersiniz ve yaparsınız. Devleti yönetenlerin dillerine hakim olması lazım. Bir şey yapılacaksa, söylersiniz ve yaparsınız. Türkiye bir şey söylüyorsa yapar denir. Fiili durumda başkan var. Başkan diyor ki, ‘Münbiç’e gideceğiz’. Ertesi gün karar değişiyor. Başkan diyor ki, ‘Rakka’ya gireceğiz’ diyor. Bakıyorsunuz hiçbir şey yok. Rahmetli Ecevit Kıbrıs’ta soydaşlarımız katledilirken, her şeyi yaptı. Türk askeri Kıbrıs’a ayak bastıktan sonra çıktı Başbakanlığın kapısında dedi ki, ‘şu anda Türk askeri Kıbrıs’tadır. Barış hareketi başlamıştır. Allah bu millete acıları göstermesin’ dedi. Bitti. Devlet böyle yönetilir, lafla devlet yönetilmez." değerlendirmesini yaptı.

"Bir anayasa değişikliği getirilirken CHP’nin görüşü yok mu? şeklindeki eleştirileri değerlendiren Kılıçdaroğlu, parlamenter sistemin güçlendirilmesini, Türk hukukunun 12 Eylül darbe kanunundan arındırılmasını istediklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, bu konuda kanun tekliflerini verdiklerini, yüzde 1 oy alan partinin genel başkanın da Meclis’e gelip konuşması gerektiğini savunduklarını anlattı.

Şehit cenazelerine katıldığını ama hayatında hiçbir zaman terör örgütü militanlarının taziyesinde yer almadığını dile getiren Kılıçdaroğlu şehit ve gaziler arasında ayrım yapıldığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

"Terör örgüt militanlarının ailesine ziyarete gidenleri eleştirdim. Biz terörden çok çektik. Terör örgüt saldırısına uğrayan tek lider benim. Nasıl olur da bunun taziyesine giderim? Terör nereden gelirse gelsin, hep beraber durmak zorundayız. Ama şunu söylüyorum. Şehitler ve gaziler arasında ayrım yapılmamalı. Gazilerimize iyi sahip çıkmıyoruz. İki ayağını ve kolunu yitiren gazilerimiz var. Eğer bu ülke kendi gazisine bir araba alamıyorsa o zaman yazıklar olsun. İki ayağını, iki kolunu bırakmış yazıktır, günahtır. 15 Temmuz şehitleri birinci sınıf, diğeri ikinci sınıf. Bu doğru değil."

"Toplum fazla kutuplaştı" diyen Kıçıldaroğlu, milletin sandığa gidip oyunu kullanmasını gerektiği çağrısında bulunarak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Referandumda 'evet' diyen de 'hayır' diye de başımızın tacıdır. Sosyal medyada olanlara inanmayın. Gelin bize sorun. Her siyasetçinin ülkenin çıkarına hizmet etmesi gerektiğine inanıyorum. Referandum çalışmaları konusunda yasaklar olduğunu biliyorum. Ama bunları dinlendirmiyorum. Eşit şartlarda mücadele etmiyoruz. Bu işin gerekçesi olmaz. Bu iş memleket meselesidir. Sizden tek isteğim var. Nasıl oy kullanırsanız kullanın ama mutlaka sandığa gidin. Sandıkların güvenliğini biz sağlayacağız. Hiç endişeniz olmazın. Hepsinin güvenliğini biz sağlayacağız. Bu bir referandum, bir anayasa değişikliğidir. Hepimizin geleceğini ilgilendiriyor. Birlikte çözmemiz ve demokrasiyi güçlendirmemiz lazım."

ha-ber.com

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol