Öne Çıkanlar Bakan Soylu Türk-Alman ortaklığı Arjen Robben Berlin Baro yönetimi Azize Tank Pompeo

''Bu bir hukuk cinayeti''

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk savunmalarını yapan Cumhuriyet çalışanları haklarındaki suçlamaları reddetti. Tutuklu yargılanan gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, "Bu bir hukuk cinayeti" dedi.

''Bu bir hukuk cinayeti''

''Bu bir hukuk cinayeti''

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk savunmalarını yapan Cumhuriyet çalışanları haklarındaki suçlamaları reddetti. Tutuklu yargılanan gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, "Bu bir hukuk cinayeti" dedi.

Cumhuriyet gazetesinin yazar ve avukatlarının da aralarında bulunduğu 12'si tutuklu 19 kişinin yargılanmasına İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde başlandı. Cumhuriyet çalışanlarından 17 kişi "silahlı terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme”, 1 kişi "silahlı terör örgütü üyesi olma,” 1 kişi ise "silahlı terör örgütü yöneticisi olma” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Dava başlamadan önce Cumhuriyet çalışanları, destek için gelen sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve diğer destekçilerle birlikte Şişli'deki binasından Çağlayan Adliyesi'ne yürüdü. Adliye önünde yapılan basın açıklamalarından sonra binaya giriş yapan kalabalık uzun süre mahkeme salonuna giriş yapmak için bekledi. Duruşmayı takip etmek için İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ne girmeye çalışanlar ile özel güvenlik görevlileri ile arasında aralıklarla tartışmalar yaşandı. Salona alınmayan bazı gazeteciler, sarı basın kartlarını göstererek içeri alınmamalarına tepki gösterdi.

Alkışlarla salona girdiler

Tutuklu gazeteci ve avukatlar, saat 11.00 civarında mahkeme salonuna alınmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan kalabalık, salona giriş yapan tutuklu sanıkları uzun süre alkışladı. Duruşma, sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Gazeteci Ahmet Şık, "Çocuğunuz var mı” sorusuna, "Gurur duyduğum bir kızım var” yanıtını verdi.

Kimlik tespitinin ardından mahkeme başkanı sözü ilk olarak gazetenin genel yayın yönetmeni olması nedeniyle Murat Sabuncu'ya verdi. Ancak Sabuncu, savunma metninin bulunduğu evraklara jandarmanın el koyduğunu belirterek Salı günü söz almak istediğini söyledi. Bunun üzerine Cumhuriyet gazetesinin avukatlarından Abbas Yalçın, tutuklu gazeteci ve avukatların karşı karşıya kaldığı durumu, "Erişemediğiniz bir dosyadaki delilleri karartma şüphesiyle tutuklanıyorsunuz. Şanslıysanız beş ay sonra iddianame yazılıyor. Davanın açılması için aylarca bekliyorsunuz. Bu hikayede ne vicdan ne hukuk var” sözleriyle özetledi.

"Yönetim kurulu üyesi değilim”

Avukat Yalçın'ın ardından gazetenin yayın danışmanı gazeteci yazar Kadri Gürsel'in savunmasına geçildi. Gürsel, hakkındaki iddiaların gerçek dışı olduğunu belirterek iddianameye konu olan aktivitelerin gazetecilik faaliyeti olduğunu, gazetecilerin işleri gereği herkesle görüşmesi gerektiğini ve gazeteciliğin suç olmadığını söyledi. Kadri Gürsel savunmasında, 27 Eylül 2016'da başlayan yayın danışmanlığı görevini 34 gün yapabildiğini dile getirerek "İddianamede gazetenin yayın politikasının son üç yıllık dönemde değişime uğradığı iddia ediliyor. Öyleyse benim bu ‘yayın politikasını değiştirme suçuna' iştirakim nasıl mümkün olmuş olabilir” dedi.

Mahkeme başkanının Gürsel'e "Yayın danışmanı ile basın danışmanı arasındaki fark nedir?” sorusunu yöneltmesi, duruşma salonunda gülüşmelere neden oldu.

Gazeteci Kadri Gürsel ayrıca savunmasında Türkiye'nin giderek otoriterleştiği yönündeki uyarısını olgulara dayandırarak yazılarında defalarca ifade ettiğini söyleyerek "Öngörüm maalesef gerçekleşti. Yoksa bugün bir düşünce suçlusu olarak tutuklu yargılanmaz, mesnetsiz, içi boş ve asılsız suçlamaları bir mahkeme karşısında çürütme imkânını hapiste dokuz ay geçirdikten sonra bulmuş olmazdım” dedi. Gürsel, savcının "Yönetim kurulu üyesi olmadığınızı mı iddia ediyorsunuz?” sorusuna ise "Ben iddia etmiyorum, resmi kayıtlarda yok” yanıtını verdi.

"Cumhuriyet gazetesi pes etmez”

Kadri Gürsel'in savunmasının ardından gazetenin tutuklu bulunan avukatlarından Akın Atalay'ın savunmasına geçildi. Avukat Akın Atalay, 31 yıllık avukatlık hayatında ilk kez bir duruşmaya kravatsız geldiğini belirttikten sonra, "Geçen hafta kravatları topladılar. Savunmada kullanacağım kitapları sakıncalı diyerek getirmeme izin vermediler” dedi. Bu sözlerin ardından savunmasına geçen Atalay, Cumhuriyet gazetesine yönelik soruşturmanın bir "hukuk cinayeti” olduğunu söyleyerek bu davanın bütün gazetelere ve gazetecilere yönelik bir tehdit ve saldırı olduğunu öne sürdü.

Atalay, "Cumhuriyet gazetesi korkmaz, pes etmez ve teslim olmaz. Çünkü illegal yapılarla, terörle, terör örgütleri ile devlet içinde yuvalanmış çetelerle, cemaatlerle işi, ilişkisi, irtibatı, iltisakı olmaz. Bu gazetenin tek faaliyeti meşru ve yasal zeminde yürüttüğü gazeteciliktir” diye konuştu. Soruşturma sürecine dair de konuşan Atalay, soruşturma savcılarından Murat İnam'ın FETÖ üyeliği suçlaması başta olmak üzere terör kapsamında suç işlemiş olmaktan Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nde yargılandığını hatırlattı. Atalay'ın savunmasının ardından duruşmaya 1 saat öğle arası verildi.

"FETÖ ile mücadele ettiğimiz için buradayız”

Aranın ardından avukat Akın Atalay'ın savunmasına devam edildi. Atalay, soruşturma kapsamında tanık olarak ifadesi alınan kişilerin dedikodu niteliğinde ve hususlara değindiklerini belirterek "Ortalama zeka sahibi biri suçlamaya ve suçlananlara bakarak, ortada bir entrika olduğunu hemen anlar. FETÖ adına örgütsel faaliyette bulunmak suçundan tutuklandığımızı öğrenen görevliler bile, ‘Haydi canım, olmaz artık bu kadar saçmalık' dediler. FETÖ denilen yapıyla en başından beri kararlı ve ısrarlı bir şekilde mücadele ettiğimiz, bu yapının oluşturduğu tehdit ve tehlike konusunda sürekli olarak kamuoyunu ve yetkilileri uyardığımızdan dolayı buradayız” dedi. (Kaynak: DW)

ha-ber.com

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol