Binali Yıldırım: CHP tamamının sayılmasına direnmeseydi seçim tekrarlanmayacaktı

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yıldırım, İstanbul seçimlerinin yenilenmesiyle ilgili, "Biz çok istemedik tekrarlanmasını. CHP tamamının sayılmasına direnmeseydi bu seçim bugün tekrarlanmayacaktı." dedi.

Binali Yıldırım: CHP tamamının sayılmasına direnmeseydi seçim tekrarlanmayacaktı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi öncesi, AK Parti adayı Binali Yıldırım ile CHP adayı Ekrem İmamoğlu, ortak yayına katıldı. Yıldırım ile İmamoğlu, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen ortak yayında, gazeteci İsmail Küçükkaya'nın sorularına yanıt verdi.

Küçükkaya'nın, konuklarının Babalar Günü'nü kutlamasının ardından konuşan Yıldırım, "Babalar Günü, Anneler Günü her gün ama biz de bugün Babalar Günü'nü kutluyoruz. Evlatlarım geldiler, Babalar Günümü kutladılar. Benim kutlayacak babam olmadığı için... Bana hediyeler almışlar, çok güzel bir an oldu benim için." dedi.

"Keşke oyların tamamı sayılabilseydi"

Binali Yıldırım, "Biz bu seçime niye gidiyoruz?" sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:

"Siz, 8,5 milyon İstanbullu gibi oy verdiniz. Dolayısıyla sizin kabahatiniz yok ama sizin oylarınız sayılırken, birtakım garip işler oldu, acayip işler oldu, şaibe karıştı ve nitekim YSK da bütün bu durumu değerlendirerek, seçimin sahibi olması sıfatıyla yenilenmesine karar verdi. Bizim tercihimiz bu seçimin yenilenmemesiydi. Bunun için de çok çabaladık ama CHP bu konuda bize yardımcı olmadı. Yenilenme yönündeki talebimizi kabul etmediler, reddi yönünde karar aldırdılar, dolayısıyla seçime gitmek mecburiyetinde kaldık. Keşke oyların tamamı sayılabilseydi, o zaman hiç kimsenin kafasında tereddüt, bir şüphe kalmayacaktı. Bu şekilde de bir daha İstanbulluları 23 Haziran için yormayacaktık. Onların planlarını, yapacaklarını, hedeflerini değiştirmek zorunda kalmayacaktık."

Benim oyum CHP adayına yazılıyorsa veya bir başka adaya yazılıyorsa bu çalınmadır.

"(Bu seçim murdar oldu) gibi tanımlamalarınız oldu, (Oylar çalındı) dediniz, bu iddialarınızda ısrarlı mısınız halen?" sorusu üzerine Yıldırım, "Aynen iddialıyım çünkü bu seçimde oylar çalındı. Ne demek istiyorum? Oylar sayılmaya başlandı. Yüzde 10'u sayıldı, 29 binlerden 13 bin 729'a düştü. Bu da gösteriyor ki geriye kalan yüzde 90 sayılsa, bu seçimin sonucunun değişeceği aşikar. Bunun için biz oyların tekrar sayılmasını çok istedik. Bu konuda maalesef bir dirençle karşılaştığımız için saydıramadık."

"Oyları kim çaldı?" sorusuna karşılık Yıldırım, "Onu bulacak olan YSK'dır, seçimi yapan yetkililerdir. Çalmanın bir örnekle ne anlama geldiğini söyleyeyim; Siz yolda gidiyorsunuz, birisi cüzdanınızı çekti. Polise gidiyorsunuz ne dersiniz? 'Cüzdanım çalındı' dersiniz değil mi? Şunu demezsiniz; 'Benim cüzdanım yer değiştirdi' demezsiniz. Oyların yer değiştirmesi de çalınması ile aynı anlamı taşır. Benim oyum CHP adayına yazılıyorsa veya bir başka adaya yazılıyorsa bu çalınmadır. Başka izahı yok. Nitekim sayımlarda da bu ortaya çıktı. YSK da bütün bu delilleri dikkate alarak seçimlerin yenilenmesine karar verdi."

"Biz elimizdeki verilere göre konuşuyoruz"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım da, oy farkının azalmasına ilişkin, "Olayları çarpıtmanın gereği yok. Açık konuşalım. 29 bin fark 13 bin 729'a indi mi? Aradaki nihai fark 13 bin 729. Başlangıçta ne kadardı? Ekrem Bey'in açıkladığı 29 bin 504 küsur. Kaldı ki Ekrem Bey ilk açıklamasını saat 9'da yaptı. Akşam 9'da. 'Biz yüzde 54'üz, rakibimiz yüzde 44. Dokuz puan öndeyiz.' açıklamasını yaptı. Benim ilk açıklamam saat 11.25'tir. 11.25'e göre eldeki bilgilere göre biz 'Seçimi kazandık.' dedik. Bu hata değildi. O gün eldeki verilere göre bizim hesaplarımıza göre, kalan miktarlar da hesap edildi ve kazandığımız ortaya çıktı. Orada bir hata yok. Anadolu Ajansı niye yayını kesti, kesmedi o benim işim değil. Biz elimizdeki verilere göre konuşuyoruz. Bizim orada müşahitlerimiz var. Elimizde mazbatalar var. Ona göre genel merkezden biz teyit de ediyoruz."diye konuştu.

(4 pusula konusu) Bu da tamamen bir aldatmacadır. Ben şunu soruyorum, 4 tane ayrı pusula var ama itiraz edilen Büyükşehir Belediye Başkanlığı oyu.

Yıldırım, 4 pusuladan sadece birinin geçersiz sayılmasına ilişkin ise şunları söyledi: 

"Bu tamamen bir aldatmacadır. '4 ayrı pusula var. Ama itiraz edilen büyükşehir belediye başkanlığı oyu. İlçeler içinde itiraz var mı? Var. Maltepe için MHP, Büyükçekmece için AK Parti, Sancaktepe için de CHP. yani CHP niye Sancaktepe'ye itiraz etti, neden tamamını saydırdı? Demek ki orada bir şüphesi var. İtiraz olan oy pusulası sayılır. Bu kadar basit bir iştir. '4 pusulanın 3'ü temiz, biri neden çalındı? gibi işi çarpıtmanın bir anlamı yok. Bu bu kadar basit." 

Oyların sayımının ayrı yapıldığını anımsatan Yıldırım, zarf aynı olsa da oyların ayrı ayrı sayıldığını yineledi.

"Biz ortadaki şüpheler kalksın ve seçim tekrarlanmasın istedik"

İsmail Küçükkaya Binali Yıldırım'a, "31 Mart'ta bitti seçim. YSK bir karar verdi 6 Mayıs'ta. Şimdi biz tekrar bir seçime gidiyoruz. Bu seçimi biraz anlatmanızı isteyeceğim. Bu neyin seçimi? Biz İstanbul seçimine mi gidiyoruz? Yoksa bu seçimin manası ne sizin açınızdan? 2 kampanya yapmış oldunuz. Neredeyse 6 aylık bir kampanya yaptınız. Sizin kampanyanızda da birtakım değişiklikler var. Mesela Sayın Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın AK Parti lideri de geri planda kalmış görünüyor. Biraz bunu değerlendirir misiniz?" şeklinde soru yöneltti.

Bizim istediğimiz ortadaki şüpheler, şaibeler yolsuzluklar, özensizlikler kalksın ve bir daha bu seçim tekrarlanmasın, biz bunu istedik.

Yıldırım, "Doğru. 31 Mart'a takılmayalım. Bir kere Ekrem Bey şunu söyledi: 'Biz yeniden sayılmasına itiraz etmedik' dedi. Bu kocaman bir yalan. Elimizde İl Seçim Kurulu'nun, CHP'nin müracaatı var. Gece saat 22.00'de ve 5 dakika içinde aldığı ret kararı var. Aynı zamanda biz Yüksek Seçim Kurulu'na da bunu götürdük. Dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulu, 'il bizden daha iyi bilir'. O da ret kararına uydu. Sadece şunu söyledi: 'Başlayan sayımlar varsa ilçelerde o da devam etsin'. Yoksa tamamının sayımını asla kabul etmedi Cumhuriyet Halk Partisi. Bunun altını çizerek söylüyorum." dedi. 

"Tamamı sayılsaydı ne olacaktı? Sonuç değişecekti." diyen Yıldırım, "Biz bunu Maltepe'de gördük. Maltepe'de tamamı sayıldı. Ekrem Bey'in kazandığı oylar, bizim kazandığımız oylar aradaki fark 808 oy. 1080 sandıkta. Bunu 39 ilçeye yayın, sonuç ortaya çıkıyor. Açık ara seçim bizim lehimize olacaktı. Velev ki Ekrem Bey'in lehine olsun. Bizim istediğimiz ortadaki şüpheler, şaibeler yolsuzluklar, özensizlikler kalksın ve bir daha bu seçim tekrarlanmasın, biz bunu istedik. İstanbul halkını düşünerek bunu istedik maalesef bu konuda beklediğimiz anlayışı görmedik. Bunu söyleyeyim." diye konuştu.

Binali Yıldırım, şimdi 23 Haziran'a doğru gidildiğini ve bir hafta süre kaldığını kaydederek, "Söylemlerimde benim hiçbir değişiklik yok. Baştan beri ben İstanbul'u konuşuyorum. İstanbul'u anlatıyorum. Eğer 31 Mart'tan önceki kampanyamı da izlediyseniz ben organik bir kampanya yapacağım, İstanbullu vatandaşlarımızla buluşacağımı, esnafıyla, çalışanıyla, emeklisiyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, kadınlarla, gençlerle, aynen de bunu yaptım. Yapmaya da devam edeceğim." şeklinde konuştu.

Yıldırım, Küçükkaya'nın "Beka söylemi vardı mesela. Sayın Cumhurbaşkanı çok fazla ön plandaydı. Bunlar bir değişim mi acaba, değil mi?" şeklinde sorduğu soruyu da, şöyle yanıtladı:

"Şimdi şunu unutmayalım. Biz bir ittifakla seçime giriyoruz. Bir Cumhur İttifakı adayı olarak ben. Millet İttifakı'nın adayı olarak da Ekrem Bey giriyor. Dolayısıyla 2 ittifakta kimler var, partiler var. Milliyetçi Hareket Partisi, AK Parti bir tarafta. İYİ Parti, Cumhuriyet Halk Partisi diğer tarafta. Ayrıca HDP de Millet İttifakı'nı destekliyor. İttifakın içinde resmen yok. Yani böyle bir şey yok mu?" ifadelerini kullandı. 

"CHP direnmeseydi seçim tekrarlanmayacaktı"

Yıldırım, Küçükkaya'nın "Ben neden Binali Yıldırım'a oy vereyim?" şeklindeki sorusu üzerine de İmamoğlu'nu eleştirerek, "İthamlar var. Yani kul hakkı yemek, efendim kibir abidesi olmak, kibirli olmak. Yani bunlar kime adresliyor? Seçime beraber girdik." ifadelerini kullandı. 

Biz çok istemedik tekrarlanmasını. Hala ısrarla söylüyorum, CHP tamamının sayılmasına direnmeseydi bu seçim bugün tekrarlanmayacaktı.

Yıldırım, seçim sonrası yaşanan olaylara ilişkin bir hukuk mücadelesi vererek haklarını aradıklarını dile getirerek, şunları söyledi:

"Neticede bu seçim tekrarlanıyor. Bu ilk defa olan bir şey değil. Bu başka yerlerde de oldu. Biz çok istemedik tekrarlanmasını, hala ısrarla söylüyorum. CHP tamamının sayılmasına direnmesiydi bu seçim bugün tekrarlanmayacaktı. Bunun altını bir daha kalınca çiziyorum. Biz bunu yüzde 10 oy sayımından araya çıkan farkı görünce rahatlıkla söyleyebiliyoruz." 

"AK Parti belediyeciliği, İstanbul'a çok şey kazandırdı"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yıldırım, "Vaatler neden bugüne kadar yapılmadı?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

Su indirimi, AK Parti grubunun önergesiyle oylandı ve çıktı. Nüfusu fazla olanlar daha az su parası ödeyecek.

"Bunu saatlerce anlatabilirim. 25 yıldır biz İstanbul'a çok hizmet yaptık. AK Parti belediyeciliği, İstanbul'a çok şey kazandırdı. 1994'te kişi başı 14 litre su veriliyordu, şimdi 101 litre su veriliyor. Istranca'dan 180 kilometreden, Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığında İstanbul'un suyu akmıyordu, su getirildi. Melen'den Sakarya'dan 230 kilometre mesafeden İstanbul'a su getirildi. Bu İstanbul'a yapılan hizmet. Öyle olduğu için 101 litreye. Gelecek 40 yılının suyu var. Arıtma yüzde 9'du Haliç'in halini biliyorsunuz şu anda yüzde 99,5. Kanalizasyon, yağmur suyu hiç yoktu şimdi yüzde 70. Gelelim ağaç ve yeşil alana. Yeşil alan miktarı 10 milyon metrekare, şu anda 60 milyon metrekare. 3 milyon 450 bin ağaç dikilmiş. Bin 500 otobüs vardı İstanbul'da, şu anda 6 bin 500 otobüs var. 24 kilometre metro vardı. Bu yıl açılacaklarla beraber 376 kilometre. 233 var. 32 bin 700 metroyla taşınan yolcu sayısı da 4 milyon 500 bin. İstanbul içinde 30 kilometre tünel var." 

Su indiriminin kendi vaatleri arasında olduğunu aktaran Yıldırım, "Su indirimi, AK Parti grubunun önergesiyle oylandı ve çıktı, ittifakla kabul edildi. Ekrem Bey'in önerdiği indirim tarzı değil. Bizim önerdiğimiz indirim tarzı kabul edildi. Nüfusu fazla olanlar daha az su parası ödeyecek." diye konuştu.

"Bu veri kopyalama işi, bu bir FETÖ taktiğidir"

Küçükkaya'nın "Önümüzdeki hafta pazar günü yapılacak seçimden sonra herhangi bir itiraz olacak mı? Seçim sonucunu kabul edecek misiniz?" sorusu üzerine Yıldırım, şu yanıtı verdi:

"İstanbullular, vatandaşlarımız bilsin, biraz teknoloji ile aram iyidir. Bu internet alt yapısını da biz yaptık. Veri yedeklemek ayrı iştir, kopyalama ayrı iştir. İstanbul'un verileri yedekleniyor hem de bir yerde değil iki yerde yedekleniyor. Veri yedeklemesi yapılmadan zaten hiçbir şekilde veri saklanamaz. Bir güvenlik meselesidir bu. Her an bir şey olur, veriler kaybolabilir. Yedeği mutlaka vardır, usül odur. Bir bilgisayarınızda bile yedekleme sistemi var. Bu bakımdan bunu düzeltme ihtiyacı duydum. Bu, bir.

 Bu veri kopyalama işi, bu bir FETÖ taktiğidir. Üç tane dışarıdan uzman da görevlendirme yaptı. Bir kere bu başlı başına fecaat bir şeydir.

İkincisi de benim söylediğim cümlenin sadece ön kısmını Ekrem Bey ifade etti. Tabii ki belediye başkanının her şeyi inceleme yetkisi vardır ancak devamı var. Niye kopyalama ihtiyacı duyuyor? İstediği zaman, istediği bilgiyi maiyetindeki insanlar alır, getirir. Belediye başkanından bilgi saklayacak halleri yok. Bunu ifade etmek istedim. Benim söylediğim ile burada ifade edilen aynı şey değil. Kaldı ki 'mahkeme kararı yanlış' dedi. 'İlgisiz biri' dedi. İlgisiz de değil. Eyüp'ten seçilen, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi avukat. İlgisi de var. Bu veri kopyalama işi, bu bir FETÖ taktiğidir. FETÖ bunu yaptı geçmişte. Bir şey daha söylemekte yarar var. Üç tane dışarıdan uzman da görevlendirme yaptı. Bir kere bu başlı başına fecaat bir şeydir. Devletin memurları dururken, en hassas yerlere, kozmik odalara dışarıdan adam tayin edip, görev veremezsiniz."

"Seçimin sonucunu kabul edecek misiniz?" sorusuna karşılık Yıldırım, "Her seçimin sonucu kabul edilir ama nasıl seçim bir hukuki bir işlemse, demokratik bir işlemse, seçim sonucu sayımda da itiraz süreci icap ederse yine olur. Ama bu sefer belki biz etmeyeceğiz, Sayın Ekrem Bey edecek. Ben iki taraf için de bunun normal bir şey olduğunu düşünüyorum. Umarım itiraz olmaz." dedi.

"Vali'den, İstanbullular'dan ve milletten özür dilemesi gerekir"

İsmail Küçükkaya'nın "İzmir'de belediye başkan adaylığında yarışı kaybettiniz. 31 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi için yarıştınız orada da seçimi geride bıraktınız. Bunun analizini yaptınız mı ?" sorusu üzerine Yıldırım, şunları söyledi: 

"İzmir seçimi çok geride kaldı. 17-25 Aralık'ın gölgesinde biz bir seçim yaptık ve İzmir tarihinde bugün de geçerli alınabilecek en yüksek oyu aldık. Buradaki seçim sonuçlanmadı. Buradaki seçimin kaybedeni, kazananı yok. Her ne kadar Ekrem Bey, 'Ben seçilmiş belediye başkanıyım.' daha mazbata filan yokken Anıtkabir'e gidip 'Belediye başkanıyım' diye yazdıysa da burada kazanan bir belediye başkanı yok. Olsaydı zaten bu seçim yenilenmezdi. Hayretle izliyorum Ekrem Bey alışkanlık haline getirdi bu çarpıtmayı, doğru söylememeyi bir alışkanlık haline getirdi. En son sizinle yaşadık (Küçükkaya'ya hitaben) Ne dedi? 'Soruları İsmail Bey'den aldı.' dedi. Ben 'Almadım.' dedim. Siz de almadığınız yönünde açıklama yaptınız. Ondan sona 'Saadet adayının çocuğu İGDAŞ'tan çıkarıldı...' Kendisi çıktı, yalanladı. 'İstanbul Büyükşehir Belediyesi israfın içinde.' dedi. 'Web sitesine sadece 80 milyon harcanmış.' dedi. Sayıştay raporlarıyla yalanlandı. En yakın arkadaşı Fatih Portakal bile yayınında dedi ki 'Bu Ordu işi olmadı, yanlış olmuştur. Bizde görüntüler var RTÜK'e takılacağız diye yayınlamıyoruz.' dedi. Bence kabul etseydi Ekrem Bey, özür dileseydi iş bitmişti ama iki gün sonra düşündü, taşındı, 'basitlik' diye bir icatta bulundu. Bu da şüyuu vukuundan beter bir şey. Aslında şimdi validen özür dilemesi gerekir demiştim. Şimdi başka bir şey diyordum, İstanbullulardan ve milletten özür dilemesi gerekir çünkü millete yalan söylemiştir." 

İstanbul için çok güzel hizmetler yaptık bugüne kadar. Daha fazlasını 23 Haziran'dan sonra inşallah bu yetkiyi İstanbullu bize verince yapacağız.

Yıldırım, seçimlerde İstanbul'un kararını vereceğini anlatarak, "Ben İstanbul'a güveniyorum. İstanbul için çok güzel hizmetler yaptık bugüne kadar. Daha fazlasını 23 Haziran'dan sonra inşallah bu yetkiyi İstanbullu bize verince yapacağız. İstanbul Türkiye'nin özeti. 81 vilayet var. Demografik yapıya baktığımız zaman bütün nüfus grupları var. Türkiye'nin ebrusu demek daha doğru mozaikten ziyade. Biz İstanbul'a çok güzel hizmet yapacağız." dedi.

Belediyeyle ilgili Sayıştay raporu

Moderatör İsmail Küçükkaya, Sayıştay raporunda, son 5 yılda 753 milyon liralık zarardan bahsedildiği, ihtiyaç dışı araç kullanımının 120 milyon, vakıflara ayrılan paraların da son 1 yılda 308 milyon lira olduğu iddialarını hatırlattı.

"Siz belediye başkanı seçilirseniz bu tabloyu nasıl değiştireceksiniz?" sorusuna AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, Sayıştay raporunda öyle bir rakam olmadığını söyledi.

Yıldırım, raporda 108 bin liralık bir usulsüz işlemden bahsedildiğini dile getirerek, "Bu yalan, yalan. Yalan olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından açıklandı, defalarca." dedi.

Küçükkaya da, Sayıştay'dan bununla ilgili hiç yalanlama gelmediğini söyledi.

Bunun üzerine Yıldırım, şöyle konuştu:

"Geldi. Onu bilmenizi isterim. Yalnız memurların açıklamaları yer almaz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden de birçok yazılı açıklama yapıldı. Maalesef bu konu yeterince duyurulamadı, onların yerine biz duyurmak sorunda kaldık. Böyle bir şey yok. Kısacası yalan. 'Doğru değil' diyelim, Ekrem Bey alınmasın. Nitekim o televizyon programında biz düzeltmeyi yapınca 'Doğru değilmiş, ne güzel.' dedi kendisi böyle bir geçiş yaptı. Değerli arkadaşımızın maalesef bu konularda daha ilkeli davranmasını beklerim. Bugüne kadar ortaya atıp kafa bulandırmaya çalıştığı bütün meselelerin doğru olmadığı ortaya çıktı. Bunları tek tek isterseniz sayalım ama ben bunları konuşmaktan zül duyuyorum. Ben İstanbul'u konuşmak istiyorum."

"Yapacağımız projelerle 500 bin istihdam sağlayacağız"

Binali Yıldırım, vakıflara yardımlara ilişkin yöneltilen soruya, "(Temiz vakıflara veririz.) diyor da temiz vakfı nasıl, deterjanla yıkayarak mı belirleyeceğiz? Temiz olduğunu veya olmadığına kim karar verecek? İstanbul'da 23 bin vakıf, dernek ve hemşehri derneği var. Hepsine büyükşehir belediyesi de ilçe belediyeleri de destek oluyor. Bir şeyi tekraren söylüyorum, hiçbir şekilde belediyeler bu kuruluşlara nakdi destek olamaz. Kendisinin de ilçesinde bir vakıf var. Batı bilmem ne vakfı... Vakıflara destek olmak yanlış bir şey değil. Sizin yapamadığınız işleri onlar yapıyorlar. Siz de onlara destek veriyorsunuz. Toplumsal sorumluluk üstleniyorlar. İnsanları bir araya getiriyorlar. Onların kaynaşmasını sağlıyorlar, ihtiyaçlarını görüyorlar, kurslar ve geziler düzenliyorlar. Vakıf isimlerinden bahsetti. Bu vakıflara nakdi bir kuruş yardım yapılmamıştır. Yapamaz belediyeler. Burada algı operasyonuna gerek yok. Yapılmadığına dair zaten belediye açıklamasını yaptı." cevabını verdi. 

Yıldırım, "Belediye başkanı seçilirseniz işsizlik ve kent yolsuzluğunu azaltma konusunda ne yapacaksınız?" sorusu üzerine, şu anda ekonomik bir sıkıntı çekildiğini anlatarak, bunun da insanların hayatına öyle veya böyle yansıdığını söyledi. 

Gelecek 5 yıl içinde yapacağımız projelerle çekeceğimiz yatırımcılarla 500 bin istihdam sağlayacağız.

Bu yükü hafifletmek için birçok vaatlerinin, müjdelerinin olduğunu dile getiren Yıldırım, "Ama genel değerlendirme olarak şunu söyleyeyim, İstanbul Avrupa'nın 13. büyük ekonomisi. İstanbul ihracatı 72 milyar dolar. İstanbul milli gelirin 232 milyar doları karşılıyor ve gelen turistin üçte biri İstanbul'a geliyor. Bizim gelecek 5 yıl içinde yapacağımız projelerle çekeceğimiz yatırımcılarla 500 bin istihdam sağlayacağız. Tuzla'da biyoteknoloji vadisi kuracağız ve burada 50 bin kişiye istihdam sağlayacağız. 160 biyoteknoloji fabrikası olacak, aşılar yapılacak, antikor, enzim üretimi gerçekleşecek. Hem dışarıdan aldığımız bu ürünlerle döviz kaybını önleyeceğiz. Buradan 27 milyar ekonomiye katkı sağlayacağımız gibi 50 bin istihdam sağlayacağız." diye konuştu. 

Ayrıca bir teknoloji üssü kuracaklarını vurgulayan Yıldırım, "Burada bigdata dediğimiz büyük verinin işlenmesi, yapay zeka merkezi olarak burada gençler istihdam edilecek ama istihdamı biz yapmayacağız. Onlara altyapısını hazırlayacağız. Fikirlerini getirecek onların akıl terini sermayeye dönüştürecek ürüne dönüştürecek bir imkan sağlayacağız. Buradaki istihdam miktarı 24 bin 500. Yatırım miktarı da 1,5 milyar lira. Pendik'te bir teknoloji geliştirme bölgesi burada da firmaların Ar-Ge'leri buraya yerleşecekler, altyapı arsa tahsisi belediyeden olacak. Aynı bunun örneği Rotterdam'da, Singapur'da var. Bu modeli İstanbul'a getireceğiz. Burada da 50 bin istihdam öngörüyoruz." ifadelerini kullandı. 

Atatürk Havalimanı'nın millet bahçesi ile fuar ve kongre merkezi olacağını anlatan Yıldırım, 11 milyon metrekarelik alandaki amaçlarının Avrupa'daki 50 milyonluk fuar ve kongre turizminin yüzde 10'u, yani 5 milyonundan istifade etmek olduğunu dile getirdi.

"15 milyon İstanbullu'ya hizmet için varız"

İnsanların etnik kökenine bakmayız, inançlarına bakmayız ve hizmet götürürken herkese aynı hizmeti götürürüz.

"İstanbul'da yaşayan Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ben neden size oyumu vereyim?" sorusu üzerine Yıldırım, "Ben 16 yıldır hizmet yapıyorum. İnsanların etnik kökenine bakmayız, inançlarına bakmayız ve hizmet götürürken herkese aynı hizmeti götürürüz. Prensibimiz budur." dedi.

Seçimlerde, kampanyada particiliğin olduğunu dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

"Kampanyada, partinizin kampanyasının söylemlerini dillendirirsiniz. Seçim bitince, rozetinizi çıkarır, hizmet yaparsınız. Eğer partizanlık yapıyorsak, adres bizeyse ben bunu şiddetle reddederim. İzmir'e gitsin Sayın Ekrem Bey. Orada benim neler yaptığımı görsün. İzmir'in toplu taşıması İZBAN'ı belediye ile beraber yaptık. İzmir'in çevre yolunu, Konak Tüneli'ni, Adnan Menderes Havalimanı'nı yaptık. İzmir-İstanbul Otoyolu'nu yapıyoruz. Bu sene sonu açılacak."

Türkiye'nin her köşesine hizmet götürdüklerini dile getiren Yıldırım, "Bundan sonra da her köşesine İstanbul'da yaşayan 81 vilayetten gelen bütün kardeşlerimize, Karadenizliye de Trabzonluya da Diyarbakırlıya da Hakkariliye de Ağrılıya da İzmirliye de Hataylıya, Sinopluya, Yozgatlıya, Edirneliye yani 780 bin kilometrekare vatan toprağının her köşesinden İstanbul'a gelmiş, burayı mekan tutmuş, burayı evi yapmış, iş yeri yapmış, çoluk çocuk yetiştirmiş ve çocuklarının geleceğini düşünen 15 milyon İstanbullu'ya hizmet için varız. İstanbul'a yapılan hizmet asla israf değildir." değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul'a 1994'ten beri hizmet ettiğini belirten Yıldırım, "İDO Genel Müdürlüğü yaptım. Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı sırasında 4,5 yılda İDO'yu dünyada kendi sınıfında bir numara yaptım." dedi.

"Hem burada hem öbür taraftan hesap vermeye hazırız"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, "Seçilirseniz ailenizle birlikte mal varlığınızı açıklar mısınız?" sorusu üzerine, mal varlığı beyanında bulunmaya mecbur olduklarını, 16 yıldır mal varlığı beyanı verdiğini, her sene de değişiklik olursa yenilediklerini ifade etti. 

"Kamuoyuna açıklıyor musunuz?" şeklindeki soru üzerine de Yıldırım, şu yanıtı verdi:

"Kamuoyuna açıklama diye bir adet yok. Olabilir, hiç problem yok. Benim açımdan hiç fark etmez. Ama herhangi bir dava konusu oldu mu zaten mal varlığı mahkeme tarafından talep edilir ve dosyaya konur. Tabii hukuken bir sakıncası var mı yok mu, benim açımdan hiçbir sakıncası yok. Çocuklarımın mal varlığının bir koruması falan da yok. Onların işleri, güçleri var, ticaretle uğraşıyorlar. Onlarınki kamuya da açık. Herkes, her an bakar. Bu konuda davalar da oldu. Birçok dava kazanıldı, birçok tazminatlar da yapıldı. Seçim üzeri ha babam eski iddialar tekrar ortaya kondu. Yeni bir tazminat süreci başlayacak. İsmail Bey, biz mal varlığımızla, geçmişimizle, yaptıklarımızla her zaman hesap verdik, bundan sonra da vermeye hazırız. Hem burada hem öbür taraftan hesap vermeye hazırız."

"Kadının iş hayatına katılması yüzde 34'e çıktı"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, kadınlara yönelik projelerine ilişkin soru üzerine, kadının iş hayatına katılması, toplumda daha etkin yer almasının son 16 yılda arttığını, iş hayatında kadının yüzde 21'den yüzde 34'e çıktığını söyledi.

Yine siyasette de artış olduğunu, ancak bunun memnuniyet verici bir düzeyde olmadığını dile getiren Yıldırım, üniversitedeki kız öğrencilerin sayısının erkeklerden fazla olduğunu, kadın öğretmenlerin sayınının da erkeklerden fazla olduğunu, hakimlerin sayısının da erkek hakimlerle hemen hemen aynı olduğunu anlattı.

Asıl yoğunlaşılması gereken kısmın ev kadınları olduğunu belirten Yıldırım, ev kadınlarının hem çocuklara hem de ev işlerine baktığını, onların da sosyalleşme ihtiyacı olduğunu kaydetti.

İstanbul'un 961 mahallesi var, bunun 300'ünde kreş yok. 300 mahallede 955 kreş yapacağız.

Bu kadınların el emeği üretimlerini belediye olarak alıp değerlendireceklerini, her aileye de bin liraya kadar katkı sağlayacaklarını anlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"İstanbul'un 961 mahallesi var, bunun 300'ünde kreş yok. 300 mahallede 955 kreş yapacağız. Ev kadınları çocuklarını rahat bir şekilde gözü arkada kalmadan bırakacak, dışarı çıkacak, tekrar oradan alacaklar. Bu şeyler Ekrem Bey'de de olabilir. Birçok vaatler zaten hali hazırda, belediyenin yaptığı şeyler var, yeni vaatler var. Mesela Ekrem Bey, Beylikdüzü'nde kreş vaadi vermiş. 11 kreş vaadi vermiş sadece 1 tane yapabilmiş. Keşke 11'ini yapmış olsaydı, ne güzel olurdu. Önemli olan vaat vermek değil, vaadi yerine getirmek. Siyasetçinin kalitesi oradan ortaya çıkar. Ben verdiğim hiçbir vaadi karşılıksız bırakmadım bugüne kadar. Yapmayacağım hiçbir vaadi de yapmadım."

"Bu insanlar ölümden kaçtılar"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, Suriye meselesi üzerine sorulan soruya, "Ekrem Bey çok şey anlattı da ne yapacağını söylemeyi unuttu. Ben anlatayım ne yapacağımı. Bir göçmen konusu özellikle Suriyeliler biliyorsunuz Suriye'de iç savaş başlayınca bu insanlar ölümden kaçtılar. Canlarını kurtarmak için bize sığındılar. Biz inancımız gereği geleneklerimize uygun olarak misafir ettik. Biz ev sahibiyiz. Onlar muhacir. Misafir ettik. Bu işin başlangıcı böyle oldu." dedi.

Şimdi bunların geçici koruma statüsünde olduğunu dile getiren Yıldırım, "Böyle bir kimlikleri var. Geçici koruma. Nerede olurlarsa olsun, hangi şehirde olurlarsa olsun bunların hepsinin kaydı var. Eğitim hizmetleri, sağlık hizmetleri de veriliyor. Bunlar en temel insanlık hizmetleri. Tabii şu görüşüne katılıyorum. Uluslararası camia bunlara gerekli desteği vermedi. Sadece Türkiye'yi bu konuda ne kadar güzel yaptığını, tam bir insanlık dersi verdiğini her platformda söylediler. Ama ellerini taşın altına koymadılar. Akdeniz'den sınırlarına ulaşan veya kara sınırlarına ulaşanları oralarda açlığa, yokluğa terk ettiler. Hatta denizde boğulmalarına göz yumdular." diye konuştu.

Binali Yıldırım, bunların geçici olduğunu ve gideceklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Nitekim Afrin harekatını yaptık biliyorsunuz. Ben başbakandım. Oraya şimdi bir kısmını gönderdik. Cerablus'u, El Bab'ı aldık oraya gönderdik. 500 bine yakın Suriyeli gitti. Şimdi Fırat'ın doğusundaki o bölgeyi temizleyip diğerlerini de oraya göndereceğiz. Ama bu süre içerisinde İstanbul'da yaşayan özellikle belirli ilçelerde Fatih, Zeytinburnu, Esenyurt, Beyoğlu gibi bölgelerdeki sayı fazla. Burada bir asayiş sorunu, İstanbulluların huzurunu, İstanbulluların rahatını kaçıran olaylara karışırlarsa, kanunsuz işler yaparlarsa bunların normal seyirde gitmesini beklemeden tutar göndeririz. Bu kadar açık. Bunu tabii belediyenin tek başına yapması mümkün değil. Bu iş merkezi hükümetle yapılacak. İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresiyle yapılacak. Bu bir koordinasyonla çalışacak." 

"Gençler benim kankam"

Gençlere 10 GB internet bedava olacak. Bu en baba müjde gençler için.

Binali Yıldırım da gençlere yönelik vaatlerine ilişkin soruya, "Bir kere gençler benim kankam. Gençleri benim kankam olmaya davet ettim. Çok da güzel tepkiler aldım. Gençlere 10 GB internet bedava olacak. Bu en baba müjde gençler için." dedi.

Gençlerin bu internetle bin 500 tane elektronik posta gönderip, alabileceklerini, 150 saat müzik çalabileceklerini, 150 saat internete girebileceklerini anlatan Yıldırım, ayrıca bin 500 sosyal paylaşım yapabileceklerini, 10 saat de Netflix'te video izleyebileceklerini kaydetti.

Yıldırım, "Müzeler ve tiyatrolar bütün gençlere ücretsiz olacak, belediyelerin... Uluslararası e-spor olimpiyatlarını İstanbul'da yapacağız. öğrencilere kırtasiye desteği var. Bunun miktarını artıracağız. Amatör spor kulüplerine, 900 tane amatör spor kulübü var. Burada 150 lisanslı sporcu var, bunlara 100 bin lira tutarında destek vereceğiz her yıl. Şu anda bunun onda biri veriliyor. On kat artıracağız. Spor tesislerinden gençler ücretsiz yararlanacak." ifadelerini kullandı.

300 bin civarında motosikletli bulunduğunu aktaran Yıldırım, "Motosikletle geçişler her iki köprüden bedava olacak. Üniversiteye hazırlanan, yani üniversitede okumayıp öğrencilik vasfını kaybetmişler de bu ulaşım indiriminden yararlanacak. İşsizlik maaşı alana toplu ulaşım desteği vereceğiz. Öğretmenler de genç sayılır. Öğretmenler bütün toplu ulaşımdan bedava yararlanacak." diye konuştu.

Binali Yıldırım, şöyle devam etti:

"Gençlere burs' dedi. Ben bursu yazmadım. Ben de düşündüm yazmayı ama niye yazmadım? Çünkü belediyeler burs veremiyor. Veriyordu esasında. Cumhuriyet Halk Partisi konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürdü, belediyelerin burs vermesini artık imkansız hale getirdi. Tabi Ekrem Bey nasıl 75 bin öğrenciye burs verecek, onu merak ediyorum ama Ankara'yla beraber çalışırsak, orada 2 parti anlaşırsa bu mesele çözülebilir. Önce bu engelin aşılması lazım. Ekrem Beyin daha önce beyanatı var, 'İstanbul Ankara'dan yönetilmeyecek' diye."

"Ulaşım benim işim tevazuya lüzum yok"

Ulaşım konusunda İstanbul'da yapmayı planladığı projelere ilişkin soru üzerine Yıldırım, "Ulaşım benim işim tevazuya lüzum yok. Türkiye'de bu işi hallettim. 16 yıl boyunca Türkiye'nin her tarafını bölünmüş yollarla donattık, hava yolunu halkın yolu yaptık. Hızlı treni getirdik. İnternetle yurdun her köşesini adeta ördük. Şimdi İstanbul'da ne yapacağız? İstanbul'un birinci derdi ulaşım ama Marmaray'ı yaptık, 3. Köprü'yü yaptık, Avrasya Tüneli'ni yaptık, Kuzey Marmara Yolu'nu yaptık, Osmangazi Köprüsü'nü yaptık, dünyanın en büyük havalimanını yaptık. Bunlar ayrı, geçmişi konuşmayalım." diye konuştu.

Her yıl minimum 50 kilometre raylı sistem yapacağız.

2024'e kadar, insanların trafikte yarım saat kazanmalarını sağlayacaklarını anlatan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Baba, evine yarım saat önce gidecek. Nasıl? Yapacağımız raylı sistemle. 518 kilometreye çıkaracağız raylı sistemin uzunluğunu. Bu, şu demektir; 233 kilometre var, bunun üzerine her yıl minimum 50 kilometre raylı sistem yapacağız ve bu şekilde metroların payı süre sonunda yüzde 48'e çıkacak. Bugün ne kadar? Bugün yüzde 18. Yüzde 30 artmış olacak. Bu, en önemli projemiz. Burada çok ciddi bir yatırım var. Bugüne kadar Ankara metrolarını yaptık, İzmir İZBAN'ı yaptık. Burada yaptığımız metrolar var. Dolayısıyla edindiğimiz tecrübelerle bunu kolayca yapabiliriz. Bilmiyorum Marmaray'ı Ekrem Bey kullandı mı? Bugüne kadar Marmaray'dan 350 milyon İstanbullu istifade etti."

Otonom ve akıllı metrobüs araçları projesi

Yakın zamanda Marmaray'ın banliyö hattını Gebze'den Halkalı'ya kadar yaptıklarını belirten Yıldırım, "Bu şekilde ciddi anlamda metrobüste biraz rahatlama oldu. Asıl metrobüsü rahatlatacağımız şey, Beylikdüzü'nden Söğütlüçeşme'ye giden bu güzergahı otonom ve akıllı metrobüs araçlarıyla değiştireceğiz, kapasiteyi yüzde 50 arttıracağız, böylece orada da rahatlama sağlayacağız. Üstelik bu güzergahta da bir otoyol daha yapacağız, Kuzey Marmara ile TEM arasında olacak. Ayrıca Levent ile Mahmutbey arasındaki metroyu da bu sene sonuna kadar açmış olacağız. Bunu ben yaparım, çünkü Türkiye'de daha önce yaptım." diye konuştu.

Yıldırım, bazı vagonların uygunsuz olduğu için çürümeye terk edildiği yönündeki iddiaların sorulması üzerine de "Marmaray araçları için söylendi, o yanlış. Yanlış tabii, onlar yedekli, peyderpey devreye giriyor. Külliyen yalan. Bakanlık açıklamasını yaptı." yanıtını verdi. 

"İstanbul ulaşımını 5 yıl içinde çözeceğim"

Yıldırım İstanbul'un 15 milyon 67 bin nüfusunun olduğunu belirterek, kentin nüfusunun ilk defa geçen yıl 60 bin eksildiğini söyledi. 

Anadolu'da altyapıyı çok güzel yaptıkları için bazı vatandaşların kendi memleketlerine döndüğünü, dönmek isteyenlere de belediyenin destek veriğini anlatan Yıldırım, şöyle devam etti: 

"Şehrin gelecek planlaması yapılıyor. Bu güncellenecek. Benim İstanbullulara söyleyeceğim şudur, 16 yıl ülkeme dolu dolu hizmet yaptım. Ulaştırma bakanı olarak, başbakan olarak, Meclis başkanı olarak. Bu şehir beni 11 yaşındaki Binali'den Binali Yıldırım yaptı. Bu makamların hepsini gördüm. Bu beni Binali Yıldırım yapan 50 yıldır yaşadığım bu şehre çok güzel hizmetler yapmaya hazırım daha önce yaptıklarımı yeni yapacaklarımla taçlandıracağım. 

Marmaray'ın üzerine, Avrasya Tüneli'nin üzerine, 3. köprünün, Osmangazi'nin, Kuzey Marmara Otoyolu'nun üzerine İstanbul ulaşımını 5 yıl içinde çözeceğim. Eziyeti ortadan kaldırıp seyahati keyfe dönüştüreceğim. İnsanların evlerine gidip çocuklarına daha fazla zaman ayırması için seyahat sürelerini kısaltacağım. Esasen eğer 3. köprü, Avrasya, Marmaray olmasaydı bugün İstanbul'da trafik felç olurdu. Adım bile atılamazdı." 

Yıldırım, "İstatistikler gösteriyor. Avrasya 50 bin yük aldı. Yavuz Sultan Selim 120 bin yük aldı. Marmaray her gün 300 bin yük alıyor. Şimdi banliyö hattı o şekilde. Deniz niye azaldı? Eskiden sadece deniz geçişi vardı, alternatif yoktu. Onun üzerine önce 1. köprü, sonra 2. köprü, sonra 3. köprü, sonra Avrasya, Marmaray yapılınca haliyle alternatifler arttı. Bu şekilde deniz taşımacılığını da biz bedava yapıyoruz aktarmada. Deniz taşımacılığı bedava olduğu için bu biraz daha açılacak. 7 tane hat kuracağız. Son sözüm vatandaşlarıma İstanbul'da herkes sandığa gitsinler ve sözlerini 23 Haziran'da söylesinler diyorum. Ben de Ekrem Bey'i çaya davet ediyorum." diye konuştu.

ha-ber.com

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321