banner299
TÜRKİYE TARIMA BAKIŞINI DEĞİŞTİRMELİDİR

Ekonomik, sosyal ve siyasal konuları tarımla birlikte değerlendirdiğimiz zaman, tarımın yaşama kaynağı ve Dünyanın gündeminde stratejik bir alan olduğu görülecektir. 
Toplumu besleyen tarım olmakla birlikte, sanayi ve teknoloji ülkelerin zenginleşmesini ve halkın refahını sağlamaktadır. Tarım ve sanayinin birlikte teşvik edilmesi istihdam üretim, tüketim yaratılması iki sektörün buluştuğu ortak noktadır.

Türkiye sanayileşmeye Cumhuriyetin kuruluşundan sonra başladı. Halkın temel ihtiyaçlarını karşılayacak fabrikalar, özel sektörün sermaye birikimi olmadığı için devlet eliyle (KİT) kamu iktisadi teşebbüsleri olarak kuruldu. Geçmişte geneleksel şekilde yapılan tarım bu gün de kısmen devam etmekle birlikte, özel sektörde sermaye birikiminin oluşması, sanayi ve teknoloji tekniklerinin gelişmesiyle tarım yatırımları daha modern bir şekilde yapılmaya başladı.
 
28 Ekim 1927 de yapılan Türkiye ilk nüfus sayımında nüfusumuz 13.648.270 kişidir. Şehirler bu günkü ilçelerden daha küçük, evlerin çoğu kerpiç, çatılı binalar sadece büyük kentlerde vardı. Isınma odun kömür ve kırsal yörelerde tezekle yapılırdı. Türkiye TV ile 1968 yılında tanıştı.  Telefon radyo ve elektrikli ev aletleri nadir ailelerde vardı. Evde pişmiş ekmek esmer olduğu için fırından beyaz has ekmek almak mutluluk sayılırdı. 

Ben esnaf çocuğuyum. Size hayatın içinden bir kesiti aktarmak isterim. 1960 lı yıllarda babam bir kamyon buğday aldı ve dükkânın önündeki meydana döktü. Bir iki gün sonra komşumuz da bir kamyon buğday getirdi ve oda aynı meydanda satmaya başladı. Bizim buğday esmerdi, komşununki ise beyaz. İnanın komşu buğdayını satıncaya kadar biz bir kilo dahi satamadık. Bu örnek toplumun dünkü ve bu günkü tercihlerini açıklamaktadır.

21.11.2017 tarihli Fox TV çalar saat programında Adana C. Savcısının mahkûmlara 600 dönüm arazi üzerinde uyguladığı tarım projesi, Siirt Tillo’da badem ve benzeri ağaç fidanlarının dikilmesi gibi uygulamalar, çiftçilerin teşvik edilmesi bakımından güzel örneklerdir.  

Tarım her yerde, her zaman, herkesin yapacağı bir iş değildir. Bunu yapabilmek hem çok zor, hem de tarım tekniklerini bilmek, verimli arazilere doğa şartlarına uygun bitkileri dikmek,  ürünün maliyetini, hasat öncesi ve sonrasında doğru hesaplamak gerekir. 
Günümüzde tarımsal bilgilere ulaşmak kolay olsa da bu bilgileri okuyan ve değerlendiren çiftçinin sayısı oldukça azdır. Tarımla uğraşan köylümüz eğitimsiz veya az eğitimli olduğu için tarım tekniklerini geneleksel olarak öğrenir ve uygular. 

Köylünün eğitim oranının artması, bilgi ve teknolojiyi önemsemesi arzu edilen bir durum olmakla beraber bu güne kadar başarı sağlanamadı. Halen kırsal kesimdeki eğitim seviyesi sanayi bölgelerine nazaran daha düşüktür. 
Kısaca sağlıklı bir toplum olmak için köylünün özellikle köylü kadınların eğitimli olması toplumsal refahı arttıracaktır. Eğitimsiz insanların başarısı düşük, en önemlisi de fiziki ve ruhsal sağlığı bozuk olur. 

Tarım ürünlerinin Türkiye ve Hollanda ekonomisine sağladığı katkılar bilinmekle birlikte, çarpıcı veriler olduğu için bu iki ülkeyi kıyaslamak isteriz.
Hollanda, tarımda Başarlı bir ülkedir. Devletin doğru destekleme politikaları uygulaması, üretici-devlet-özel sektörün işbirliği yapması, Ar-Ge pazarlama dağıtım ağlarının iyi çalışması, Üniversitelerin üreticilere açık olması ve birlikte çalışma prensiplerinin benimsenmesi, az giderle daha çok verim elde edilmesi sektörü geliştirmiştir.

Hollanda, Konya’dan 3 bin km2 daha büyük, yaklaşık 42 bin Km2 dir. Nüfusu 17 milyon,  Dünyanın 17. Büyük ekonomisi, milli geliri dünya sıralamasında 14. Sıradadır. Yılın 300 günü yağmurlu, meyve ve sebzelerin aroması düşük olmasına rağmen kooperatifleşme, pazarlama, denetim iyi planlanmıştır. Üreticinin kazancı iyi, hayat standardı yüksek gelecek endişesi olmayan bir çiftçi grubu oluşmuştur.

Hollanda tarımsal üretimde, dünyanın ilk 3 ülkesi arasında yer almaktadır. Tarım ve bahçe bitkileri işletme sayısı 65 binden fazladır.  Beş sektörün tarım ürünleri ihracatı Çiçekçilik 8,1 milyar, et 8, milyar, süt 7,7 milyar sebze 6,1 milyar sıvı katı yağlar 4,9 Milyar toplam 34,8 milyar Euro, Toplam tarım ürünleri ihracatı ise 80,7 milyar Euro (90 milyar Dolar) dır. 
(Kaynak eurostad)

Hollanda’nın kişi başına düşen tarım arazisi sınırlı olmakla birlikte verimlilikte dünyanın en başarılı ülkesi haline getirmiştir. Coğrafik yapısı deniz seviyesinden enez bir metre kadar aşağıda olduğu için tarım arazilerinin % 60’ı denizin doldurulması ile elde edilmiştir.
Bu nedenle, Hollanda da toprak çok kıymetlidir. Devlet üretici ile işbirliği yaparak sektörde önemli gelir sağlanmıştır. Osmanlı’nın lale devrindeki Lale soğanı Türkiye’den götürülmüş, dünya pazarına tanıtılmış ve Lale önemli bir gelir kaynağı haline gelmiştir.  

Türkiye’nin nüfusu 80 milyon, toprak büyüklüğü 783.562 km², seracılık üretim geliri 4,5 milyar dolardır. Tarım ürünleri ihracatı 18 milyar dolardır. 2023 yılında, 40 milyar dolar ihracat hedeflemektedir. 
Türkiye’nin 300 günü güneşlidir. Meyve sebze dalında olgunlaşır hoş kokulu (Aroma) lezzetli ve genetiği (GDO) değiştirilmemiş hormonsuzdur. Bir kg. günlük taze patlıcan, domates, biber salatalık, elma, armut ile bir litre süt’ün Antalya köylü pazarındaki perakende satış fiyatı yaklaşık 0,60 Euro cent civarındadır. 

Dört mevsimin yaşandığı Türkiye’de iklim şartlarına göre farklı ürünler yetişir. Bal üretiminde Çin’den sonra ikinci, Fındık, kiraz, incir, kayısı, haşhaş, ayva üretiminde Dünya lideri, Antep fıstığı, vişne, elma, ceviz, zeytin, mısır, çay üretiminde dünyanın ilk 5 ülkesi arasında, Narenciyede ise 9.sıradadır 
Yılda 650 bin ton nohut, 1.750 bin ton salatalık 4 milyon ton karpuz üretiminde dünya ikincisi olan Türkiye, 8 milyon ton domates, 560 bin ton mercimek 970 bin ton patlıcan ve 1.760 bin ton yeşilbiber üretiminde 3. sırada yer alıyor.  (Kaynak hürriyet ekonomi haber) 

Türkiye’de tadı kokusu yerinde olan sebze meyveler, badem salatalıklar çöpe giderken Hollanda’nın acur gibi vakumlu jelâtin ambalajlı tatsız ve kokusuz hıyarları Avrupa pazarında para etmektedir. 
Dünya’nın 1,5 trilyon dolar olan tarımsal ihracat pazarından katma değer yaratarak pay almaya çalışan ülkelerden, Hollanda ikinci Fransa üçüncü sırada yer almaktadır.
Türkiye’nin tarım Potansiyelinin çok yüksek olduğunu, Türkiye ve Hollanda’nın yüzölçümü ile ihracatını karşılaştırdığımız zaman, matematik olarak açıklayabiliriz. 
Hollanda, 42000 Km2 alanda, ürettiği tarım ürünlerinden, yılda 90 milyar dolar ihracat yaparsa, Türkiye 783500 Km2 alanda üreteceği tarım ürünlerinden ne kadar ihracat yapar? Bu doğru orantılı denkleme göre; Türkiye’nin 1.679 milyar dolar, Dünya ihracatından fazla ihracat yapması gerekir. Tabii ki bunun imkânsız olduğunu aynı zamanda doğru olmadığını biliyoruz. Eğer biz, bu hesaplamayı sadece tarım alanlarını dikkate alarak yapsaydık MÜSİAD’ın Konya toplasında açıkladığı gibi “Türkiye'de Tarım” potansiyelinin 500 milyar dolar olduğunu biz de teyit ederdik.
Biz tarımı anlatırken, mümkün olduğu kadar doğru verilerle konuyu aktarmaya çalışıyoruz. 
O nedenle bazen konunun dışına çıkarak sorunların ve çözümlerin neler olduğunu nereye ulaştığını, neleri etkilediğini anlatıyoruz. Ancak bunların %100 doğru olduğunu iddia etmesek de, doğruları yazmaya çalıştığımı söyleyebilirim.    

Türkiye’de 193 üniversite, 7 milyon öğrenci, 150 bine yakın öğretim üyesi olduğu ve bu üniversitelerden mezun 828 bin kişi %10,3 oranında işsiz olduğunu hatırlatmak isteriz. 
Ülkeleri, hatta dünyayı idare eden insandır. Başta devlet olmak üzere, tarım, sanayi, ticaret, adalet sağlık hizmetleri ve özel sektörün yönetimi için insan kaynaklarına ihtiyaç vardır. Bunun planlamasını devlet yapmalıdır. Eğer, eğitim, öğretim ülke ihtiyaçlarına göre düzenlenmezse, sonucu işsizliktir. Devletin en önemli görevlerinden biri de vatandaşa iş sağlamaktır.

Tarım girdisi olarak, çiftçinin, mazot, gübre, enerji ilaçlama ve işçi giderleri, maliyetleri artmaktadır. Diğer taraftan, asgari ücret düşük olduğu için satın alma gücü de sınırlıdır. Ücretlerin düşük olması, talep yetersizliği yaratığı için fiyatlarda düşürmektedir. Çiftçinin bu kıskaçtan çıkması için tarıma mutlaka, Devletin hibe, destek, ucuz kredi verilmesi gerekir.     

Tarım ürünleri ithalatının artması, tarımda işsizliği arttırır. Satın alma gücünün düşmesi, sanayi ürünlerinin tüketimini de azaltır. Buda sanayide işsizlik yaratır. Bu dalga giderek büyür. Köyden kente göç artar, Potansiyel suç oranı ve adli vakalar çoğalır.  Eğitim öğretim ve halk sağlığı etkilenir.  
Bu ekonomi zincirinin büyümemesi için yeterli önlemler alınmazsa, sistem giderek bozulur halk daha çok zarar görür. 
Tarımı anlatırken ekonomideki bir halkanın ne kadar önemli olduğunu, toplumu nasıl etkilediğini, doğacak sorunları birer cümle olsa bile satır aralarında anlatmış olduk.

Bu pencereden bakıldığı zaman,  Artık Türkiye’nin tarıma bakış açısını değişmesi gerektiği görülecektir. Tarım ekonomisinde katma değer yaratacak Organik ürünler üretilmesi ve uluslararası bir marka oluşturulması, ürünün hem kalitesini hemde fiyatını arttıracak rekabette güç kazanacak, İyi mal iyi paraya satılacaktır. 
Ancak; markalaşacağız diye kama değeri yüksek hormonlu, GDO lu ürünler üretilmesi, hem iç hem de dış pazarda felaket yaratacağı unutulmamalı, kaş yaparken göz çıkartılmamalıdır.

Şimdi! Özeleştiri yapacak olursak köylümüz eğitimsiz olsa da, anam babam usulü üretim yapmakta fakat malını satıp para kazanamamaktadır. Burada bir eksiklik var. Bu eksikliğin sebebini bulmak için, çiftçinin üretim maliyetini,  miktar, kalite, fiyat, pazarlama ve devletin fonksiyonlarını iyi incelemek için aşağıdaki soruların cevabını bulmamız gerekiyor.  

Devlet, çiftçi, üniversite ve özel sektör iş birliği yapıyor mu?  
Teşvik hibe ve destekler veriliyor mu?  
İç pazardaki ihtiyaçlar ile dış pazardaki talepler yeterince değerlendiriliyor mu? 
Üretim planlanması yapılıyor mu? 
Tarımdaki kapasite kullanım oranları yeterlimidir? 
Uluslararası talep fiyat ve kalite kontrolü yapılıyor mu? 
Rekabet şartları, rakiplerin durumu inceleniyor mu? 
AR-GE grubu, pratik-teorik bilgili uzman kişilerden oluşuyor mu? 
Pazarlamada paketleme, sunum ve hijyen sorunu var mı?
İhraç ürünlerinde sezyum oranları kontrol edilmiş mi?  

Gibi soruları araştıran makalenin adına;
’’Türkiye Tarıma Bakış Açısını Değiştirmelidir’’dedik. 

Türkiye’nin doğusundaki Ortadoğu’ya baktığımız zaman petrol gelirlerini paylaşmak isteyen emperyalistlerin, planladığı mistik ve hurafe düşüncelerle, İslam adı altında İslam toplumu ayrıştırarak Müslümanlar biri birilerine kırdırılmaktadır. 
Bu insanlar, hem malını, hem petrollerini, hem ülkelerini, bazıları da canını kaybediyor. Savaşan bu toplumlarda eğitim ve üretim zorunlu olarak durmuştur. Eğer bu bölgede huzur sağlanırsa, Türkiye’nin tarım ürünleri dâhil, her türlü ihracatı artacaktır.

Kuzeyde Rusya, batıda Avrupa’da sebze meyve ve narenciye yetişmiyor. Bu ülkelerde tarım ürünleri yeterli olmadığı halde, bizim tarım ürünlerimizi yeterince almıyorlar veya biz satamıyoruz. İlk bakışta diplomasi ve ikili ilişkiler yetersiz gibi görünse de yıllarca komünist tehdidi altında Rusya ile hem komşuluk hem diplomasi ilişkilerimiz geliştirilememiştir. Ayrıca, Hıristiyan kulüpler, haçlı seferlerinden beri dostluk adı altında sömürü ve gizli düşmanlıklarını Siyonist örgütler kanalı ile devam ettirmiş bu gün bile bu gizli kavga iç ve dış işbirlikçiler eliyle devam ettirilmektedir.  

Birde toplumun pek göremediği, siyasi ve ticari çıkarların planlandığı uluslar arası perde arkası vardır. Bu planları, halk istemese dahi, halkın çıkarlarına uygun gibi gösterilerek pazarlıklar karara bağlanmaktadır. 
Bunun en son örneği, tarım projeleri ile yakından ilgili olan Türkiye’ye deki 14 Şeker fabrikasının satılması gündemdedir. Bu fabrikalar bölgedeki halkın geçim kaynağıdır. Satıldığı zaman halk işini ekmeğini kaybedecek, çiftçi pancar ekimi yapmayacak, fabrikadan küspe alamayan köylü hayvan üretemeyecektir. Çünkü bu fabrikalar nişasta temelli şeker üretecek, Türkiye şeker şurubu ile tanışacak insan sağlını etkileyecektir. Bu projenin mimari uluslar arası CARGİLL firması ve içerdeki işbirlikçilerdir. Halk bu satışı istemese de Gerçekleştirilecektir. 

Tarım ürünleri ihracatına geri döndüğümüz zaman, Suriye sınırında düşürülen Rus uçağının ardından yaşanan kriz nedeniyle Rusya’ya olan ihracatımız durdu. Domates tarlada kaldı, turist gelmedi diye yağmur duasına çıkar gibi halk turist duasına çıktı. Toplumu bu denli hurafelere yönlendiren zihniyet, çalışmadan dua edin Allah verir diye milleti kandıranlar bu halka bundan daha büyük kötülük edemezler.

Bir şeyleri eleştirmek doğru veya yanlış fikir üretmek kolaydır. Ama gerçekleri anlatmak, geçmişi hatırlamak doğru ve adil olmak önemlidir.

1924-1938 yılları arasında %10 büyüme hızı tarım ürünleri ihracatı ile gerçekleşmiştir. 
1950-1960 yıllarında canlı hayvan ve tarım ürünleri ihracatı ile ekonominin sıkıntısını çözmüştür. 
Ama bu gün et, saman, nohut mercimek İthal edilirken, tarım ihracatımız kapasitenin çok altındadır.
1952-1968 yıllarında dünya nüfus artışı % 36 artarken, gıda maddeleri artış oranı ise % 45 olmuştur.
Son on yılda, tarım arazilerinin sanayi ve kentsel konut projelerine açılması, kömürlü termik santraller yapılması sonucunda 20 milyon dekar bakliyat tarım alanı 7 milyon dekara gerilemiştir. 2007 yılında Türkiye’nin nüfusu 69,6 milyon iken 2017 yılında %13,9 artarak 80,8 milyon olmuş, tarım arazileri %65 küçülmüştür.

Maltus’un nüfus teorisine göre, tarım ürünleri 1, 2, 3, 4, 5, 6.7.8 aritmetik dizi şeklinde, nüfus 1, 2, 4, 8, 16 geometrik dizi şeklinde artarsa, günün birinde, tarım ürünleri dünya nüfusunu besleyemez endişesiyle, bu teoriye İktisatçılar geniş yer vermiş nüfus üretim tüketim ilişkisini açıklamaya çalışmışlardır.

Bu günkü koşullarda ileri teknoloji olmasa da tarım yapılmaktadır ama tarım girdileri nedeniyle maliyetler yüksek, ürün fiyatları ucuzdur. Çiftçi emeğinin karşılığını alamadığı için tarımdan vazgeçme, hatta toprağını satmak noktasına gelmiştir. Dünya’daki fındık ihracatının %70’ni Türkiye’ye karşılamasına rağmen fındık bahçeleri sökülüyor. Köylü şehir hayatına özendiği için, Büyük kent nüfusunun %80 i Anadolu’dan, çoğunluğu da köylerden göç ettiği için köydeki toprak sahipsiz kalıyor.

Sonuç olarak; 
Devlet, her alanda olduğu gibi, tarımda da planlama yapmalı, çiftçi ve özel sektörün de içinde olduğu katma değeri yüksek, organik tarım yapan, yerli tohum kullanan et süt hayvansal tarım uygulamalarını teşvik eden, üretimi arttıracak modeller geliştirmelidir.
Tarımda istihdam sağlamak için köylerde emek yoğun tarım sanayi işletmeleri kurulması, köy-şehir farkının asgariye indirilmesi, köylünün yaşam kalitesi arttırılarak göçün önlenmesi gerekir.
500 milyar dolar tarım kapasitesi olan, dört mevsimi yaşayan, 81 milyon nüfusu ile Türkiye’nin 2023 yılında 40 milyar dolarlık Tarım ihracatı hedeflemesi, bugünkü Hollanda İhracatının %44’ü kadardır.  
Ben şahsen bu rakamı yadırgıyorum. İhracatın enez yüz milyon olması, Un, şeker, yağ var. Helva neden yapılmasın diye düşünüyorum. Türkiye’nin tarım ürünleri İthalatı giderek büyürken, İşsizliğin de arttığı unutulmamalıdır. İthalatının azalması için, ya üretiminin veya ihracatın arttırılması gerekir ki cari açık büyümesin. Eğer daha çok tarım ürünleri ithalatı devam ederse korkarım o zaman tehlike başlayacaktır.  


Necdet TOR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
M.Tek 8 ay önce

İncelemeniz çok güzel. Tebrikler.

banner291

banner301

banner272

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir