banner216
TÜRKİYE-ALMANYA İLİŞKİLERİ KOPMA NOKTASINDA

Almanya Dışişleri bakanı Gabriel, "artık yeter, Türkiye politikamıza yeni bir yön vereceğiz" açıklamasını yaptı. Almanya'da dış politika'da sonderece ölçülü bir diplomatik dil kullanıldığı ve dış politikanın iç politikaya asla malzeme yapılmadığını hemen belirtelim.

Almanya Türkiye ilişkileri kanımca son yüz yıldır hiçbir dönemde bu denli gergin olmamıştı. Aksine bu iki ülke öteden beri dostane sayılabilecek ilişkilere önem verdi. Üç milyona yakın Türk'ün Almanya'ya göçü ve orada yaşar olması da bunun kanıtıdır.

Almanya bu "yeni yön" politikalarına ilişkin olarak bazı önlemleri hemen harekete geçirmeye başladı. Bunlar; Türkiye'ye de hukuksal güvence olmadığından, Türkiye'ye yapılacak seyahatlerde daha sıkı uyarıda bulunuyor. Türkiye'ye yapılacak yatırımlarda da devlet güvencesinin verilemeyeceğini açıklıyor. Türkiye-AB ilişkilerinde Türkiye'ye verilmekte olan yardımın gözden geçirilmesi gibi önlemler yoğun olarak tartışılmaya başlandı. Hükümetin iki büyük koalisyon ortağı Hırıstiyan Birlik Partileri ve Sosyal Demokratlar ilk defa bu konuda tam kararlılık içerisindedirler. Muhalefet Partileri Yeşiller ve Sol parti, Erdoğan'ın izlediği hukuka aykırı ve dikta eğilimli olarak nitelenen politikaları nedeniyle daha da sert önlemlerin alınmasını dillendiriyorlar.

Almanya bakımından ilişkilerin bu denli tırmanışına, son olarak tutuklanan insan hakları savunucuları arasında bir Alman vatandaşının da bulunması, aylar öncesi yine önemli bir Alman gazetesi muhabiri Deniz Yücel'in tutuklanması ve aylardır hapiste olması ve daha öncede Almanya'ya Erdoğan tarafından Nazi metotları suçlamasının da yapılması neden oldu. Bu kişilere kanıtlanmamış iddialarla ajan suçlamasında bulunuluyor. Türkiye'de artık yargı bağımsızlığına inanılmadığından, bu tutuklanmalar hukuk dışı değerlendiriliyor ve bunların serbest bırakılması isteniyor. O kadar ki, dışişleri bakanı Gabriel insan hakları savunucusu bir Almanın tutuklanması nedeniyle, tatilini yarıda bırakarak Almanya'ya döndü ve Türkiye'den bu kişinin serbest bırakılmasını istedi. Aslında Türkiye insan hakları savunucusu Almanı sınır dışı yaparak, bu sorunu çözebilirlerdi. Genel uygulamada böyledir.

Türkiye ise, Almanya'dan geri gönderilmesini istediği FETÖ, PKK teröristlerinin, Türkiye'ye gönderilmediği, hatta korunduğunu ve Erdoğan'ın Almanya'da Türklere yönelik yapmak istediği toplantılara izin verilmediği suçlamalarında bulunuyor.

SİYASİ MÜLTECİLİK ALMAN ANAYASASINDA TEMEL HAKTIR

Almanya anayasasının ilk 20 maddesi, özü değiştirilemez "temel hak ve özgürlüklerden" oluşur.  Anayasanın 16a maddesi "Siyasi nedenlerle kovuşturulanlar, sığınma hakkına sahiptir." der.  Nazi Almanya'sından alınan ağır tarihi ders nedeniyle bu madde temel hak ve özgürlükler arasına alındı. Almanya'ya gelen sığınma akımı bir milyonu aştığında bile, özellikle Hıristiyan Birlik partileri bu maddeyi değiştirmeye büyük çaba harcadı, ancak özüne dokunulamadı.

Sayın Erdoğan, hükümet yetkilileri ve Türk kamuoyunun bilmesi gerekir ki, siyasi nedenlerde Almanya’da sığınma başvurusunda bulunan FETÖ ve PKK üyeleri de, bu haktan yararlanırlar. Uzun süren sığınma başvurusundan sonra, sığınma talebi reddedilenler son olarak mahkemeye başvururlar ve bu işlem uzun bir süreci içerir. 

Özellikle Türkiye'de olağanüstü hal yasalarının uygulandığı ve on-binlerce kişinin tutuklandığı ve de Cumhurbaşkanı tarafından idam cezasının da sık sık gündeme getirildiği bir ortamda, siyasi nedenlerden kovuşturulmakta olanların Türkiye'ye gönderilmesi yasal olarak imkansızdır. Bu nedenle Almanya'nın teröristleri geri göndermediği ve koruduğu iddiası, yasal engellere takılmaktadır. Ayrıca PKK'lılar 1985'lerden itibaren Almanya'da sığınma isteminde bulunmakta ve bağımsız yargı kararlarına göre de bu haktan da yararlanmaktadırlar.

DIŞ POLİTİKA KABADAYILIKLA YÜRÜTÜLMEMELİ ÜLKE ÇIKARLARINA ÖNCELİK VERİMELİDİR

Rus uçağının düşürülmesi, bu ülkeden gelen turist sayısını dibe çekmişti. Geçmişte Almanya'dan her yıl gelen turist sayısı dört milyona ulaşıyordu. Türkiye'de son birkaç yıldır yaşanan siyasi ortam ve terördeki artış, Alman turist sayısında azalmaya neden olmuştu. Bu son siyasi gerginlik ve hukuksal güvencenin bulunmayışı nedeniyle, Almanya'dan gelecek turist sayısında ve Almanya sermayesinin yatırımlarında büyük bir azalmanın olacağı kesindir. 

Türkiye yöneticileri Almanya-Türkiye ilişkilerini iç politikaya alet ederek, Türkiye'nin ulusal ve ekonomik çıkarlarına uygun davranmamış olurlar. Ayrıca bu gerginlik Almanya`daki Türklerin de yaşam koşullarına daha şimdiden olumsuz yansımaktadır. Bu iç politika eksenli dış politikaya ivedi olarak son verilmeli ve Türkiye-Almanya ilişkileri yeniden dostane bir yörüngeye oturtulmalıdır.

Dış politika'da yapılan yanlışlar bizi Orta Doğu'da yalnızlığa ve terör batağına sürükledi. Bu politikaları ivedi olarak onarmak gerekirken, şimdide Almanya, Hollanda, Avusturya, Belçika gibi ülkelerle ve AB ile ilişkileri germenin Türkiye'ye hiçbir yararı olamaz.  Bu yanlış dış politikadan zaman kaybetmeksizin dönülmelidir!

Prof. Dr. Hakki Keskin    
   

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir