TOLERANS

Tolerans ne güzel bir davranıştır.

Karşındaki insana kızsan bile, kızdığını belli etmemek ve onu anlayışla karşılayabilmek.

Yüzde ye vursak bu güzel haslet kaç kişide vardır acaba?

Karşındaki insanın kültür düzeyini ve yetiştiği çevreyi bilmeden, at gözlüğü takmış, kendilerinden başka hiçbir görüsü kabul etmeyen, kendilerini çok kültürlü ve çok bilmiş sayan bazı zavallılar kendileri gibi düşünmeyen ve ekonomik bakımdan kendilerinden daha düşük seviyedeki insanlara hor bakarak ve aşağılayarak hakaret etmeyi kendilerine bir hak olarak görmekteler.

Oysa, Tolerans sahibi olabilesiler, kendisi ile her konuda ayrı düşünce insanları ikna ederek, kendilerine ve topluma kazandırabilirler.

Nitekim,18nci asırda yaşamış olan ünlü Fransız düşünür ve yazar. Voltair karşısındaki dostuna, ömrümün sonuna kadar sizinle ayni fikirde olmayıp, sizin fikrinizin karşısında olacağım, ama biri çıkıp da sizin fikirlerinizi söylemenizi engellerse de onunla ölesiye kavga etmeğe hazırım.

İşte aydın kişi budur, kendisi karşısındaki insanın fikrine karşı çıksa bile, onun bu fikrin saygılı olabilmelidir. Günümüzde böyle anlayışı savunan kaç kişi bulabiliriz.
 
Geçmiş yıllarda, bir kitap fuarında imzalı kitabini alan genç yaştaki kızımıza, şefkatle sarılan yazara biraz mesafeli soğuk davranan okur, bir seneki kitap fuarındaki ayni yazara teşekkür ederek, Bayramlarda bile bize sarılmayan Babamız, sizin gösterdiğiniz şefkatli kucaklamayı anlatınca o da bize bugüne kadar göstermediği şefkati göstererek, bağrına basarak, bize göstermiş oldu. Onun içindir ki, size teşekkür etmek istedim diyebiliyor.
 
Yine, ayrı bir konu, İstanbul için büyük tehlike olan ve uyuşturucu kullanan yaşları 7 ile 18-19 yaşları arasındaki özellikle, alisi çok ucuz ve kolay olan kunduracıların kullandığı BALI denilen yapıştırıcı ve aynı zamanda uyuşturucu özelliği olan bu zararlı maddeden kurtarmak için İstanbul Valiliği kurmuş olduğu bu çocuklara hamilik yapacak iyi ve merhamet sahibi toplumda saygın olan kişilere rica ederek, kendilerinin koruması altında, topluma kazandırılmasını rica eder. Bunlardan biri olan yazar kardeşime koruması vasisi olması için bir delikanlı takdim edilir ve yazar kardeşimizde kendisinin uhdesine ve korumasına ve ilgilenmesi için çağrılan delikanlıya Valinin huzurunda şefkatle sarılır ve bundan böyle ben senin manevi babanım der ve çocuk ağlamaya başlar ve bir şok. Şefkatle sarılan yazar kardeşimiz, evladım niye ağlıyorsun demesi üzerine o delikanlı, bana bugüne kadar şefkatle sarılan beni insan yerine koymayan bir toplumda bana ilk defa sarılan ve insan yerine koydunuz bunun için ağlıyorum der. Ve o delikanlı topluma kazandırılmış ve su anda Konya da büyük bir kurulsun CEO su olmuştur.

Görüyor musunuz bir şefkatle sarılmak ve tolerans gösterilerek, bir insan kazanılmıştır.

Tabii ki bu kolay olmuyor. İşe Ülkemin kıblesi sayılan Parlamentodaki siyasilerden başlamak gerekir.

Biraz daha nezaket ve Toleranslı davranmaları ve topluma örenmek olmaları gerekir.1950 ve 1970 yılları arasında Parlamentoya seçilmiş serapa beyefendiler gibi olmasalar da (örneğin. Nihat Erim, Kemal Satır, Ferit Melen gibi) onları örnek almalarını temenni ederim.
 
2019 yılında daha toleransı olmamız dileğiyle Hayallerinizi gerçekleştiği bir yıl olmasını dilerim.

Esen Kalın.

Saygılarıma.
 
YORUM EKLE

banner324

banner323

banner320

banner321