TATİLİN CİLVELERİ

Akçay’da Annem var.

Zaman, zaman ona gidiyordum.

Bu sene bel fıtığı, omurilikte kanal daralması, yüksek tansiyon, karaciğerde kitle vs. derken bir sürü hastalık bana debelleş oldu. Sonuçta yürüyemez hale gelince doktor tavsiyesine uymak üzere yaz aylarını Akçay’da, kış aylarını ise daha sıcak olan İzmir’de geçirmeye karar verdim.

Her gün 20 dakika yürümek, 20 dakika yüzmek ve 20 dakika bisiklete binmek; akşamları da belime haşlanmış pirinç sarmak, fırsat buldukça kaplıca tedavisi almak zorundayım. Bütün bunlar tüm gezi ve yaşam planlarımı alt üst etti. Bu arada, yeni kurulan bir okula da eğitim sistemini geliştirecek bir pilot uygulamada sorumluluk alınca her şey birbirine karıştı.

Annem dolayısıyla Akçaya sık sık gider gelirdim lakin orada yaşamaya başlayınca insanları gözlemleme fırsatı buldum. Akçay eskiden beri orta direk tabir ettiğimiz, emekli olup çoluk çocuğunu evlendirdikten sonra kafa dinlemek, bol oksijeni ve yakın çevredeki kaplıcaları ile sağlıklı bir yaşam sürmek isteyen insanların cenneti olmuş. Az para ile tatil yapmak, ucuz meyve-sebze ve balık pazarı ile yaşamanız mümkün.

Sahiller, halkın kullanımına açılmış. Şemsiyeni-sandalyeni alıp deniz kenarında herhangi bir ücret ödemeden güneşlenip denize girebiliyorsunuz. Ayrıca duşlar da bedava…

Konu ile yakından ilgilenen ve orta direğe hizmet konusunda kararlı bir tutum sergileyen gerek Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve gerekse yerel Edremit belediyesinin uyumlu iş birliği takdire şayan. Hele yeni seçilmesine rağmen Edremit belediye başkanı Selman Hasan Arslan, temizlik konusunda tüm kıyıyı kontrol altında tutarak gerek sivrisinek ve gerekse karasinek mücadelesini sürdürüyor. Burada tek sıkıntı Belediye Zabıtalarının başkana ayak uydurmakta zorlanıyor olmasında… Şikâyet ve tavsiyeleri başkana iletmekte yetersiz kalıyorlar.

Yakınlarda gezecek görecek Ayvalık, Bergama, Şeytan sofrası gibi birçok yer var. Doğal güzellikleri ile ünlü Kaz dağında kamp yerleri, Şelaleler mevcut. Yine yakınındaki kaplıcalardan çok komik paralar ödeyerek yararlanmanız mümkün. Kaz Dağlarının temiz çam havası insanın ömrüne ömür katıyor. İyot bakımından zengin havası cana can katıyor. Altın arama bahanesi ile başlatılan (Bence daha önemli bir maden yatağını tespit etmek için) ağaçların kesilmesi herkesin tadını kaçırmış, AKP ye de yörede çok oy kaybettirmiş durumda.

Hükümet edenlerin yanlıştan geri adım atmak yerine kararlarında ısrar etmeleri veya suçu geçmişe yüklemeleri alışkın olduğumuz bir tavır. Tıpkı Cargil’in İznik gölünü mahvetmesi gibi. Bunun için ayni filmi pek çok yerde olduğu gibi burada da tekrar izliyoruz.

Sağlık ocağı her yerde olduğu gibi yetersiz. Doktorlar adeta tatil havasındalar. Elbette yazlık yerde çalışmanın nimetlerinden yararlanmak lazım. Ancak her yerde olduğu gibi devlet hastaneleri ve sağlık ocaklarında uzun kuyruklar var. Trafiğe gelince. Pazar kurulan günler çok yoğun oluyor ve park edecek yer bulunmuyor. Sürekli oturan halk, yazın bir an önce sona ermesini ve yazlıkçıların biran evvel gitmesini diliyorlar.

Akçay’ın soğuk suyunu geride bırakıp İzmir’e doğru ilerledikçe mafya özentilerinin kıyıları nasıl parsellediklerini daha iyi görüyorsunuz. Kıyıda şezlong 20 şemsiye 30 liradan başlıya fiyatlar ile günübirlik ziyaretçilere veriliyor. Soyunma kabinleri veya duşlar 4 ila 10 lira, tuvaletler 3 liradan başlıyor. Çay’dı, tost’tu, derken bir günlük denizde ıslanma masrafınız 100 lirayı buluyor. Tabii, eğer otopark kullanacaksanız bulduğunuz yere bağlı olarak 15 ila 30 lira ücret ödüyorsunuz. Bazı yerlerdeki belediyeye ait plajlar ya boş bırakılmış ya da özel sektöre kiralanmış.

Çeşme, Alaçatı gibi yerlerin adı çıkmış. Pahalılıkta üstüne yok. Parası olanlara hizmet vermeye odaklanmış işletmeler Urla, Foça gibi gözde ve denizi güzel yerler ile yarışıyor.

Bütün bunların bir tek özeti var. Maalesef hükümet gibi belediyelerin de sahiller ile ilgili bir hizmet planları yok. “Yaz dediğin nedir ki? Üç ay göz açık kapayana kadar geçer nasıl olsa” zihniyeti hâkim. Cennet kıyılara sahip olan yerlerde yabancı sermaye kumların, kayalıkların üstüne oteller, su parkları, yelken merkezleri kurup paraya para demez iken, bizimkiler haşema ile denize girip çıkmayı deniz turizmi olarak kabullenmiş durumdalar.

Bu yazıyı belki bir okuyan olur da bırakın hastaları, sakatları, yürüme engellileri bir tarafa sağlam vatandaşlara insanca tatil yapacakları, deniz kıyılarını halkın kullanımına sunacak imkanları gerçekleştirirler diye yazıyorum.

Şimdi İzmir’den İstanbul’a dönerken 500 liralık ve 3,5 saatlik otoban yolculuğu yerine, 125 liralık ve 45 dakikalık uçak yolculuğu için bilet kuyruğuna gireceğim ama; olsun ne yapalım fakirlik işte.

Taner Tümerdirim

tanertumerdirim@gmail.com

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yunus Uslu
Yunus Uslu - 1 hafta Önce

Taner bey, gecmis olsun.

Hepinizin Kurban bayrami Kutlu olsun.

Selamlarimla.

Mehmet Cengiz
Mehmet Cengiz - 1 hafta Önce

Kaleminiz dert görmesin.

Mehmet Cengiz
Mehmet Cengiz - 1 hafta Önce

Kaleminiz dert görmesin. Geçmiş bitmiş olsun. Sağlıklı günler diliyorum.

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321