banner216
TANI DA BÜYÜ!

Türkiye’de rejim açısından henüz tamamen resmi olmasa da (Resmi olmanın da sırası gelecek), fiilen tam anlamıyla faşizmi ve diktatörlüğünü yaşıyoruz. Bakmayın, FETÖ bahanesiyle tutuklu bulunan gazeteci ve siyasiler hakkında karar ve görüş bildirilirken yerel mahkeme ve AYM arasında çelişki ve uyumsuzluk varmış gibi gösterilmesine, kamuoyuna yönelik algı aldatmacası. Siyasette de aynı aldatmaca, eğitimde de tüm toplumsal değer yargılarında da…

Cumhuriyet döneminde kontrol edilemeyen Tarikatlar, Kur’an Kursları ve İmam Hatipler Türkiye’nin çıkmaza girip diktatörlüğe gelmesinin baş aktörleridir. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimi, önce keskin 12 Eylül darbesiyle, sonra da AKP’nin düşük yoğunluklu darbeleriyle dönüştürüldü. 

Özgür düşünen, sorgulayan, aklını kullanan bireyin yerine, boş değerlere inandırılmış paradoksal yeni bir nesil yaratıldı: İtaat eden, kindar bir nesil. Üniversitelerden istedikleri maneviyatçılıkta böyle maneviyatçılık. Zaten sözde Profesörleriniz sabah akşam Üniversitelerde ve televizyonlarınızda dogmayı referans alarak maneviyatınızı anlatmada yarıştalar. Utanmadan usanmadan bilim şarlatanlığı akıl almaz boyut kazandı.  

Tarikatların, Millî Eğitim Bakanlığı’nın, Diyanetin yetiştirdikleri daha doğrusu zehirledikleri nesillerin Şeriat Devleti talepleri gelmeye başladı ve bu talebi bir gün şimdi iktidar olanlar bile isteseler de engelleyemeyecekler. Daha şimdiden, şeriat mahkemesinde yargılanmak isteyenler var.

Ve bir gün, halk istiyor diye, İslam Devleti arzuları referandum olarak önümüze gelirse şaşırmayacağım.

Yanılmayalım!

Ne Abdullah Gül’den ne Bülent Arınç’tan ne de herhangi dışarda kalmış bir, Dava Arkadaşları’’ndan medet beklemek, umuda ihanet olur. Bunlardan hiçbirinin dışarda kalmışlığı falan yok, sadece bir dönem görev almışlıkları ve sıralarını savmışlıkları var; Davalarının bunu gerektirdiğini biliyorlar.

Ya Liberaller?

Liberalizm, batının aydınlanma çağında zengin sınıfla, işçi sınıfı arasındaki mücadelede ortaya çıkmış, sol içerikli tanımlamaya zorlanmış bir görüş gibi görünse de tamamen kapitalizmin icat ettiği toplumun gerçek demokrasi ve özgürlük talebini bastırmaya yönelik araç, moda adı Neo-liberalizm.

Türkiye’nin liberalleri, demokrasiden ayrılıp diktatörlüğe sapmada öncü rol oynadılar, ikinci cumhuriyet gibi saçma ve siyasal zemini olmayacak bir yolu, yol gibi gösterdiler. Ve bu bağlamda liberallere, diktaya gelişe desteklerinde sözde demokrasi havarisi yapan geri zekalılar demeli. 

İktidarın diğer bir destekçisi, Türkçülükle uzaktan yakından ilgisi olmayan, dinciliği beceremeyen, ne olduğunu kendisi de bilemeyen bir MHP. Kaale alıp üstüne yorum yapmaya da gerek yok aslında, bitirmişler kendilerini.

Umudu yeşertip gerçeğe dönüştürmek için dostu düşmanı iyi tanımak gerekiyor.

Zekeriye Uçar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner271

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir