banner269
TABDUK EMRE’DEN

-Sürüsüne bereket-

Tabduk Emre, 13. yüzyıl sufisidir. Horasanlıdır.  Hacı Bektaş Veli ve Mevlâna ile aynı çağda yaşamıştır. Hoca Ahmet Yesevi çizgisine bağlıdır. Orta Asya'dan gelen Sinan Efendi yahut Ata Sinan isimli bir şeyh tarafından irşad edilmiştir. Alperenlerin ulularındandır. Taptuk Emre'nin mezarı; Ankara ili, Nallıhan ilçesi, 'Emrem Sultan Köyü'nde bulunmaktadır. Tabduk Emre Hacı Bektaş yolunun erenlerindendir. Tabduk Emre’ye o, el vermiştir.

Tapduk Emre, Yunus Emre gibi bir değerli şahsiyeti yetiştirmiştir. Bu manada o, dergâh sahibi bir pir, rehber ve mürşittir.  Hak yolunu şöyle anlatır: „Yol bu, yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan yoktur. Yolu sorar isen, yol tektir. O da Hakk’a doğrudur. İşte, o sebepten tek bir yaratılmış yoktur ki, Hakk yolunda olmaya. “

Şeyhler ve Müftüler’ in anlattıkları din hakkında şu tespitleri yapar:

“Sürüsüne bereket; şeyh efendiler, müftü efendiler anlatırlar ha anlatırlar dururlar, var olalar!

Anlatırlar ama, sanılmaya ki din budur. İmdi, öyle bir hale getirdiler ki bu işi; sanki bu din abdestin nice alınacağından, orucu, namazı neyi bozacağından başka bir şey değildir.

Oruç dediğin, abdest dediğin, namaz dediğin iman var ise var azizim. Hele şu imanı bozan şeylerden anlat bize de abdestimiz tuta. Anlat hele müftü efendi, orucu nelerin bozacağını. 

Bunları ezber çok da zor değil, sen asıl imanı bozan haller ne ola onu anlat hele:
- Kul hakkı yemek, 
- emeği hiçe saymak, 
- işi ehline vermemek, 
- adam kayırmak, 
- işine ve tartısına hile karıştırmak, 
- hırsa kapılmak, 
- zayıf bulunca zulmetme, 
- büyük görünce dalkavukluk etmek, 
- topluluk işine fitne sokmak, 
- bölüştürmemek bölücülük yapmak, 
- dostunu dahi kıskanmak, 
- yalan söylemek, buğz beslemek. 

Hep söyleriz bir kere daha söyleyelim. Ne der ulu atamız, pirimiz Ahmet Yesevi:

Ağlaması göz boyar, 
her gün ayağı kayar, 
kendini adam sayar ahir zaman şeyhleri

Başına sarık sarar, 
kendine mürit arar, 
ilmi yok neye yarar 
ahir zaman şeyhleri

Dünyaya kucak açar, 
zoru görende kaçar, 
her yana küfür saçar 
ahir zaman şeyhleri

İşte böyle şey efendi, müftü efendi; şimdi bu işler binbir günahı salıverir. Aman ha abdesti bozan haller..., onun nice alınacağı belli, çaresi ilacı belli. Namazı, orucu kaçıranın da ilacı belli. De hele o vakit imanı bozan bu nice günahın ilacı ne ola? O vakit buna reçete ne ola? Nerede buluruz günahın reçetelerini? Hangi hekimdedir? 

Günah hastalığının ilacı şudur ki: Tevbe kökünü, istiğfar yaprağıyla karıştırıp, gönül havanına koyduktan sonra tevhid tokmağıyla döveceksin. İnsaf eleğinde eledikten sonra göz yaşıyla hamur edip aşk ateşinde pişireceksin. Muhabbet bağından da birazcı karıştırıp sabah akşam kanaat kaşığıyla azar azar yiyeceksin. İşte sana ilaç...

Rüştü Kam

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner301

banner272

banner276

banner274

banner275

banner302

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir