banner216
SONBAHAR HÜZNÜ

Yolculuk hazırlığını Almanya genel seçim sonucunun gölgesinde yaptım. Sosyal Demokrat Parti’nin oy kaybından daha fazla sağcı parti AfD’nın  ilk defa Nazi söylemleriyle üzüntü yarattı. Parlamentoya girmesi beklendiği halde deprem etkisi yaptı.

Yüzde seksen yedi halkın bu partiyi seçmediğine dikkat çekilerek, teselli bulmak zorunda kalındı.

Filozof Richard David Precht, felsefenin değişmez kuralını hatırlatıyor. Kötü ve iyi her zaman vardır. Kötü şimdi bir de parti kurdu, ama onların içinde diğer ana partileri yıllardır yaptıkları hataları cezalandırmak için seçenler var. Bunları partilerine geri getirmek mümkün.

Bunun için kurulacak koalisyon hükümetinin dayanıklı olması, dört partinin zorlu anlaşmasından sonra alınacak yola bağlıdır.

Sorun doğu batı arasındaki açıklığı günışığına çıkardı, bunu anlamak iyi okumakla analizi doğru yapılır. Önlemler geleceğe yol gösterecek ve hiçbir şey artık Almanya’da eskisi gibi olmayacak. Göçmen kökenlileri zor günler bekliyor.

Federal Almanya Başbakanı Bayan Dr. Angela Merkel’in 2015 yılında yaptığı sığınmacı politikası, bugünkü seçim sonucunu körükledi. Bir yandan Dünya’ya açılan insanlık kapısı savaştan kaçanlara umut ülkesi oldu. Diğer yandan kontrolsüz alınan göçmenler iç barışı sarstı.

Bilhassa Doğu Almanya kökenliler, gelenleri rakip olarak görerek korku ve öfkeye kapıldı. Terörün İslâm adına kötüye kullanılması islâmafobi duyguları kamçıladı.

Toplumda iyilerin çoğunlukta olmasına rağmen sessiz kalması, kötülere daha kuvvetli bağırmalarına fırsat verdi.
Bu nedenle harekete geçen çoğunluğun Almanya ve Avrupa Birliği’ni destekleyenlerin sayısı her gün biraz daha artıyor. Kötüler iyileri uyandırdı, uyardı.

Böyle hüzünlü, ama umutlu düşüncelerle geldiğim Bodrum Havalimanına bir sessizlik hakimdi. Hem Berlin-Schönefeld havaalanında, hem de Bodrum’da kontroller çok dikkatli yapılıyor.

Tüm uyarılara rağmen Türkiye’ye gelen Alman turistlerin dayanışmaları için güllerle karşılanmasını bekliyordum. Fakat Sonbahar hüznü bulut gibi insanların üstüne çöktü.
Bavulları aldıktan sonra yol gösteren genç görevliler çok kibar davrandılar. Antalya’da Rus turistleri gülle karşıladılar, bize niye yoktu diye şaka yaptım.

Türkiye’de basın ve medya Almanya seçim sonuçlarıyla ilgileniyor. Didim’de komşularım ve okuyucularım Almanya ve Türkiye ilişkilerinin iyi gitmediğine üzüldüklerini belirtiyorlar.

                          
Genellemeden, yani tüm Almanlar veya tüm Türkler diye düşünülmezse umut bitmez. Sabahı olmayan gece olmaz. Ülkeler arası ilişkide dostluk değil, İngiltere gibi ülkenin çıkarını düşünerek idare etmek gerekiyor.

Bu satırları yazarken yemyeşil Ege ağaç ve bitkileriyle süslenmiş, bakımlı bahçelere bakıyorum. Masmavi güzel deniz bugün çok sakin. Sahilde ticaret yapanlar iyi kazançlı geçirdikleri Yaz’a veda ediyorlar. Ne şezlong kapma yarışı var ne güneş şemsiyesi sıkıntısı. Herkese yeterli var, kalanlar birbirini çok iyi tanıyor.

Berlin’de eşime, artık uzun yola çıkma zamanı geçti, tanıdığımız doktorlarımıza yakın olmalıyız, diyordum. Didim’deki bu candan gösterilen sevgi, konukseverlik orada yok, diyerek cevaplıyor.

Seçimde bir teselli daha vardı, ondört Türkiye kökenli ikinci nesil milletvekili parlamentoya girmeye hak kazandı.
Bazı makalelerimde tekrarlamak zorunda kalıyorum. Duyduğum, okuduğum, bilhassa sosyal medyadaki yorumlar beni buna zorluyor. Bu nedenle hatırlatmakta fayda görüyorum.
Türk asıllı milletvekilleri partilerinin program ve tüzüklerinin gösterdiği plânda çalışacaklar. Yalnız Türkler seçmedi, bütün vatandaşlara hizmet edecekler.

Beklentiler sınırsız olmamalı, eleştiriler kırıcı, yıkıcı değil, yapıcı olmalı. Hata yapınca hemen Türk düşman damgası vurulmamalı. Düşman kavramı şiddet içerir ve toplumu kutuplaşmaya iter.

Yetmiş yıllarında okuluma giderken ilk karşılaştığım Türk işçileri sokakları temizlerlerdi. Okulu açan öğretmenler de yine benim gibi Türk öğretmenleriydi. Okulda öğrenciler gelmeden tuvaletleri temizleyen de Türk kadınlarıydı. Yani göç yasasıyla işçi alınsaydı derken, o zaman Almanya’nın ihtiyacı olan iş alanlarına göre işçi alındığı göz önünde tutulmalıdır.
Bu zor şartlarda en zor, Almanların istemediği alanlarda çalıştılar. Çoğu Almanlar o eli nasırlı işçiler sayesinde usta oldu. Türk işçilerine konuk muameleri yapıldığı halde kalıcı olup, vatandaşı oldular. Göç politikası olmadan aile ve kendi çabalarıyla bu duruma geldiler.
Tarihi hatırlatma, bugün ikinci, üçüncü neslin kıymetini bilmeyi gösterir. Bilhassa Cem Özdemir’e Türkiye düşmanı diyenleri anlayamıyorum. Bir insan bu kadar nasıl amansız olabilir, diye düşünüyorum.

Altıncı sınıfta okulda başarılı olan Kemal, bugün politika dersinde deneme olarak seçim yaptık. Ben Yeşiller’i seçtim, çünkü Cem Özdemir’i beğeniyorum, diye anlattı.
Cem Özdemir örnek olmasaydı, bugün bu ondört çocuğumuz politikaya giremezdi. Sözle olmaz, katılım gözle görülmeli, elle tutulmalı. Politika ve futbolda olduğu gibi tüm diğer alanlarda katılım şart olmuştur.


İstatistiklere bakıp Türk ve Arap adı olanlar iş ve ev bulmada zorluk çekiyor, diyerek bırakılmaz. Kalıcı önlem alınıp, kota uygulanmalıdır.

Seçilen milletvekillerin adına çok sevindim, ama en fazla Aydan Özoğuz için sevindim. Sevgili Aydan, bu satırlarımı okuduğunu sanıyorum. Seni Anadolu’da bir çöp gibi menetmek isteyen, bu sözü üç buçuk milyon Türkiye kökenli emektarlara söylemiştir. Omuzlarında elli altmış yıllık bir emek taşıyorsun, dimdik duracaksın. Bize de sizleri desteklemek görevi düşüyor.

Öğrencilerimin çoğu senin yaşlarında, şahsında sana ve diğer seçilen arkadaşlarına sonsuz başarılar diliyorum.

Siz politika yapmazsanız, sizin adınıza başkaları siyaset yapar.                                                Aziz Nesin

Hoşça kalın, ama asla politikasız kalmayın.

İlter Gözkaya-Holzhey              


Bu konuda okuduğum makale:
Stern, No.40, 28.09.2017, S.42ff. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir