SİSTEM(SİZ) TARTIŞMASI

Yurtdışında yaşayıp ta Türkiye ile neden bu kadar ilgilenildiği; yaşanılan ülkenin toplumuna yönelik yaşanması gerektiği vurgusu çok sık yapılır. Sorun sadece Türk toplumunun sorunu değil, tüm dünyanın sorunu, nedeni de neo-liberalizmin yeni dünya düzenine sunduğu arzdan kaynaklanan siyasal ve ekonomik yönlendirmelerin sonucu: Global dünya da geçerli olan toplumsal yaşamdaki olgu, alt kimlik (etnik ya da inanç kimlikleri ve/veya yerel kültürel varlıklar vb.) olarak tanımlanabilecek değerleri her şeyin üstünde sayıp yaşam tarzına dönüşmesidir. Bir taraftan dünyanın her tarafı kozmopolitleşiyor diğer taraftan yerleşkeler gettolaşıyor, toplumun alt kimliğe dayalı gruplaşmaları artıyor ve her tarafta uyumsuz, entegresiz bir toplumsal yapı ortaya çıkıyor.

Bu hengamede kendi özeleştirimi yapma hakkına sahibim; Yurt dışında yaşıyor olmama rağmen Türkiye üzerine düşünüp, söz söylememi ağırlıklı konu olarak tercih etmiş olmayı yanlış bulmuyorum. Durumun bunu gerektirdiğini düşünüyorum. Yurt dışında yaşayan Türk toplumunun yönünün belirleyiciliği Türkiye’den ithal ediliyor. (İstisna durumlar elbette var. Ama gelişmiş ülkede yaşayan bir göçmen toplumu olarak öncü rolü oynayıp Türkiye’ye yol göstericilik yapması gerekirken tersi yaşanıyor, bunun da sebebi, yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi, dünyada sağ popülizmin, inanç kimliğinin ve ırkçılığın yükselişte olması.)

Türkiye 21. yüzyıla rotasından saptırılarak girdi.

Neydi rotası?

Sınırları içinde yaşayan insanları laik, eşit, demokratik, adaletli, sosyal hukuk devletinde yaşatmak ve insanlığın ulaştığı çağdaşlığı daima ödünsüz yaşayabilmek.

Çağdaş yaşam, nesillere laik eğitim modeli uygulanarak sağlanır.

Eğitim yozlaştırıldı, gericileştirildi.

(Japonya’da Kadın Üniversitesi modelini Türkiye’de kurmaktaki amaç, kadını daha da gerici kimlikte bırakmak, toplumdaki ayrımcılığı iyice yerleştirmek.)

Atatürk devrimleri ile aydınlanmaya açılan pencere kapatıldı, sistemsiz bir çıkmaza girildi.

12 Eylül’ün olmasına nedenmiş gibi başlatılan rejim tartışması engellenemedi, tamamen sistemsiz ne aklın ne hukukun anladığı, anlaşılmaz bir sistemi dayattı.

İstanbul seçimlerini kaybederek büyük bir darbe alan AKP, seçimleri neden kaybettiğinin realitesini görmezden geldiği gibi, uyduruk sisteminin de gerçek nedenlerini ısrarla görmek istemiyor.

AKP’nin girdiği çıkmaz yolun sonuna gelindi. AKP ve sistemi demokratik yolu görmezden geleceği için, hiçbir güç AKP’yi ve sistemini kurtaramayacaktır. AKP’nin içinden doğması beklenen parti Türkiye’nin umudu zaten olamaz, böyle bir oluşumun laik ve demokrasi bekleyen çevreyi, denize düşen yılana sarılır’ ’durumuna düşürmemelidir. Türkiye demokrasi ittifakı kendi göbeğini kendi kesmelidir.

Zekeriye Uçar

YORUM EKLE

banner322

banner324

banner323

banner320

banner321