banner269
SEÇİME GİDERKEN

Siyaset; Hükümet ile toplum ilişkilerin düzenlenmesi ve toplumsal uzlaşmasını sağlayan, sosyal ve ekonomik olayları düzenleyen çoğulcu bir harekettir. Güven ve özgürlük ortamını bozan anarşinin temeli ekmek dağılımındaki adaletsizliktir.

Sayın Süleyman Demirel ‘’Siyaset nazik bir iştir. Fazla tevazu kaldırmaz’’ demişti. Ama bugün siyasi söylemlerde nezaketin olmadığı, Siyasetçinin toplumu gerdiği ve adeta düşman gruplar yaratıldığı iktidar olmak ve iktidarda kalmak için yalan yanlış her şeyin mubah sayıldığı bir ortam yaratılmıştır.

Bu kutuplaşma ve olumsuz söylemlerle yaratılan gerginlik ülkeyi germiş ve ekonomide bozulmalar olmuş, döviz kurları yükselmiştir. Bu durum devam ettiği takdirde ekonomi giderek daha çok bozulacak, işsizlik artacak, üretim azalacak, dış güçler bunu teşvik edecek ve sonuçta ülke kaybedecektir.

Bu nedenler göz önünde bulundurularak seçime giden siyasi partilerin ana hedefi toplumsal birliği sağlamak ve ülkeyi germeden barış içinde yaşanan bir ülke vaat etmelidirler.

Demokrasinin vazgeçilmez unsuru ‘’Siyasi Partilerin’’ gelişmesi demokrasi ile mümkündür.

Demokrasinin varmak istediği üç nokta Ekmek-Güvenlik-Hürriyettir. Adaletle davranan sosyal devlet kimliği yaratan Siyasi Partiler toplumun güvenini kazanacaktır.

Cumhuriyet ilkelerini koruyan demokrasiyi savunan, herkese Adalet, Sağlık, Eğitim, iş ve güven veren, yurtta sulh, cihanda sulh prensibini benimseyen, seviyeli siyaset yapan din iman ticareti yapmayan siyasi partileri anlayışını benimsiyorum.

Birleşmek başlangıçtır. Birliği Sürdürmek gelişmedir. Birlikte çalışmak başarıdır. (ABD)
Ülkelerin ekonomik sosyal ve siyasal politikaları konularda yazılmış yüz binlerce makale kitap vardır. Bizim anlatmaya çalıştığımız konular da hiç bilinmeyenler değildir.

Ancak; Önerilerimizde hayatın içinden aldığımız bazı ekonomik ve sosyal gerçekler ülkenin ekonomi, işsizlik, terör sorunlarına katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Seçime giderken Demokrasinin var olduğu Parlamenter sisteme geri dönülmesi veya tek adam rejimi başkanlık sistemine geçilmesi gibi bıçak sırtında önemli bir seçim olacaktır.
Bu Seçimde taraflar Demokrasi veya tek adam rejimi gibi iki merkezli görüşün kabul ettirilmesi için mücadele edecektir. Ama seçimlere duyarlılık göstermeyen, geçim derdinde olan, işi, gücü olmayan, milyonlarca vatandaş daha iyi bir hayat umuduyla, siyasi partilerin sunacağı programları yakından izlemelidir.

Seçime giderken siyasi partiler muhtelif başlıklarda söylemlerde bulunacaktır. Ama bu söylemlere seçim sonrası ne kadar çok uyulacağı şüphelidir.

• Din toplumun bileşkesidir. Gerçeğe uygun anlatılmalı, Cehaletin elinden kurtarılmalıdır.
• Kadının başörtüsü değil aklı önemsenmelidir.
• Terörün kaynağı ‘’dışarıdaki düşmandır ‘’sloganı benimsenmelidir.
• İthalatı önleyici, cari açığı azaltacak yatırımlar önemsenmelidir.
• Özelleştirilen kurumlardan sağlanan gelirlerin sonuçları halk ile paylaşılmalıdır.
• Sosyal Güvenlikte eşitlik sağlanmalıdır.
• Yurt dışındaki insan kaynaklarından, proje ve tasarruflarından yararlanılmalıdır.
• Kamu yönetiminde liyakat esası uygulanmalıdır.
• Söylemler, sloganlar önemlidir, Etkili olması için halka doğru söylemlerle gidilmelidir.

Siyasetçi durduğu yeri bilmeli ve yeteneğine göre halkın içinden, halkın tercih ettiği, ülkeyi ve Dünyayı tanıyan deneyimli alternatif politikalar üretebilen beyni genç ve çağdaş, aktif, dürüst kişilerden oluşması demokrasinin kazanımı olacaktır.

Dünyanın her yerinde siyasi nüfuz suiistimali olmuş ve olmaya devam edecektir. Ancak, Siyasi kirlilikten uzak halka, aş, iş, güvenlik, eğitim, sağlık ve en önemlisi de adalet sağlayan seçim bildirgesini iyi afişe eden siyasi partiler iktidara daha yakın olacaktır.
Geçmişte halkın desteği ile iktidara gelen hükümetler Sağ, sol, din, milliyetçilik refah gibi kavramları savunarak halka çeşitli vaatlerde bulunarak iktidar olmuşlardır. Ancak Almanya, SSCB, Romanya, Çek, Polonya, Yugoslavya Libya, Mısır, gibi ülkelerdeki siyasal iktidarlar, halkın taleplerine cevap veremediği için tasfiye olmuşlardır.

Tarih tekerrürden ibarettir sözü her iktidar tarafından göz ardı edilmemelidir. Liberal, milliyetçi, muhafazakâr, sosyal demokrat, çevreci, komünist partilerin varlığı çoğulcu demokrasinin gereğidir.  Her düşüncenin siyaseten parlamentoda temsil edilmesi anarşiye giden yolu kısaltacaktır.

Siyaseten hangi görüş ve düşünceyi savunursanız savunun, ne kadar çok özgürlük verirseniz verin, Halka aş iş veremezseniz iktidar olsanız dahi iktidarınızı koruyamazsınız.

Siyasi iktidarlar toplumun refahını sağlamak için uyguladığı para ve maliye politikaları Halkın zengin veya fakir olması ile doğrudan ilgilidir. Para ve maliye politikalarının sosyal ve ekonomik etkilerini açıklamak ve ülkenin durumunu seçmenin bilgilenmesi bakımından önemli buluyoruz.

Özet Olarak;
Para politikalarını TCMB uygular ve Para arz talebini kontrol eder. Faiz hadlerini ayarlar. Faiz; Büyüme, borçlanma, cari açık ve enflasyon halkın geçim standardını etkiler. Yüksek faiz piyasaların dengesini bozar, istikrarsızlık yaratır ve her şeyi berbat eder. Enflasyonunun hızını, devlet borçlarını ve döviz fiyatlarını arttırır. Yatırımlar düşer, İşsizlik artar, Zenginler sermaye sahipleri, Rantiyeciler kazanır.

Para politikalarını iyi anlamak için 1983-2007 yılları arasında vergilerin %51’i faiz ödemelerine gitmiş ve bütçeden 433 milyar dolar, faiz ödenmiştir.
Yine, ATO, DPT, DİE kaynaklarına göre 1993-2002 yılları arasında (GSMH) milli gelirden 211,4 milyar dolar iç ve dış borç Faizi ödenmiştir.

Burada 25 yıl öncesinde yapılmış bir harcamanın konu edilmesi bir eleştiri değildir. Amaç 211,4 milyar dolar faiz ödemesi ile nelerin yapılabileceğini göstermektir.
Paranın satın alma gücünü göstermek bakımından; bu parayla Ankara-İstanbul hızlı tren hattı, GAP projesi, Kars-Tiflis, Bilecik-Bursa-Bandırma, Ankara-Yozgat-Sivas GAP demiryolları, Çanakkale boğaz köprüsü, İstanbul Boğazı Tüp geçiş İstanbul’a üçüncü Boğaz köprüsü, İzmit Körfez geçiş projeleri veya buna benzer yatırımlar yapılabilirdi. Diğer bir ifade ile özelleştirilen tesislerin 5 katı kadar yatırım yapılabilirdi. Bu da ülkenin hem işsizlik hem üretim sorunlarını çözer, ihracat artar cari açık küçülür veya kapanır hatta artı değer verebilirdi.

Oysa bugün Haziran 2018 itibariyle Türkiye’nin toplam borcu 453,2 milyar dolar olmuştur.
Ne kadar az yüksekten uçarsan, düştüğün zaman o kadar az incinirsin (Tibet)
Türkçede de bu sözün muadili ‘’ayağını yorganına göre uzatmaktır. Türkiye’nin her türlü kaynakları yeterli miktarda vardır. Eksik olan bu kaynakları bilimsel metotlarla bilgili insan kaynakları ile harekete geçirmek üretim ve ihracat yapmak ülkenin kalkınması için en akıllı yoludur.

Son söz olarak Irk, dil, din ayrımı yapmadan birlik olduğumuz zaman hep beraber mutlu olacağımızı düşünüyorum.

Türkiye’yi dünyada saygın demokrat ülkeler konumuna temsil edecek siyasetin iktidar olmasını temenni ederek Ramazan bayramınızı kutlarım.

Necdet TOR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir