banner269
Öne Çıkanlar Almanya Ankara Türkiye Suriye İslam Fetullah Gülen

Kılıçdaroğlu: Ben şehidin hakkını savunuyorum

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Nasıl olur da iki askerimiz donarak şehit olur? Bunun hesabını birileri vermeli. Ben şehidin hakkını, annenin, babanın hakkını savunuyorum." dedi.

banner197
Kılıçdaroğlu: Ben şehidin hakkını savunuyorum
Kılıçdaroğlu: Ben şehidin hakkını savunuyorum

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Nasıl olur da iki askerimiz donarak şehit olur? Bunun hesabını birileri vermeli. Ben şehidin hakkını, annenin, babanın hakkını savunuyorum." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Tunceli'nin Nazimiye ilçesinde iki askerin donarak şehit olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Şehidin babasıyla konuştuğumda şu bilgiyi aldım: Hiç kimse aramamış. Mezarlıklar müdürü arıyor, 'oğlunuz donarak öldü dolayısıyla biz mezarını hazırladık' diye. İçimde derin bir vicdan acısı hissettim. Nasıl olur da böyle bir şey olur? 21'nci yüzyıldayız, nasıl olur da iki askerimiz donarak şehit olur? Bunun hesabını birilerinin vermesi lazım. Yanlış mı söylüyorum? Ben şehidin hakkını, annenin, babanın hakkını savunuyorum. 'Sen şehadetten ne anlarsın' diyor sevgili Erdoğan. Ben çok şey anlarım. Bu ülke için hayatını verenlerin hangi koşullarda askerlik yaptığını çok iyi bilirim ben. Senin gitmediğin yerlere gittim ben. Eksi 35-40 derecede nöbet tutan askerlerimizle beraber oldum ben. Onlarla yemek yedim, Afrin'e gidenlerle beraber oldum ben."

"Şehitler arasında ayrım olmaz"
Kendisinin ve partisinin şehitler arasında ayrım yapmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Şehit; siyasi görüşü, kimliği, dili, doğduğu yer ne olursa olsun bu ülke için hayatını vermişse başımız üstünde yeri vardır. Şehitler arasında ayrım yapmayız biz. Ama sen şehitler ayrımı yaptın." görüşünü paylaştı.

Bu durumu ortadan kaldırmak için geçen yasama döneminde teklif verdiklerini ancak AK Parti oylarıyla kabul edilmediğini bildiren Kılıçdaroğlu, şimdi söz konusu teklifi yeniden TBMM'ye getireceklerini açıkladı.

"Cumhuriyet bizim için vazgeçilmezdir"
29 Ekim günü Dumlupınar'da olduğunu ve Yenimahalle Belediyesince yaptırılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk tesislerinin açılışını yaptığını anlatan Kılıçdaroğlu, Yenimahalle Belediyesine teşekkür etti.

Milli kurtuluş savaşının zor koşullarda verildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk'ün daha Samsun'a çıkarken cumhuriyetin temellerini oluşturmaya başladığını söyledi.

Cumhuriyeti kuranların, toplu iğne üretemeyen bir ülke devraldıklarına değinen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"1925'te Kayseri'de uçak fabrikasını kurdular. Denizaltının omurgasını Haliç'te inşa etmeye başladılar. Üniversiteleri yeniden inşa ettiler. Demiryollarını millileştirdiler, tütün üretimini devletleştirdiler. 8 Haziran 1929'da toprak reformu yaptılar. Osmanlı'nın, parasını basacak bankası yoktu, Osmanlı Bankası yabancılarındı, 1 Haziran 1930'da Merkez Bankasını kurdular. Atatürk budur. Atatürkçülük üretim demektir, güç demektir, kimsenin önünde boyun eğmemek demektir. Kimseye gidip 'bana borç para verir misin' diye yalvarıp, yakarmamaktır Atatürkçülük. Fabrikaları Anadolu'nun dört bir yanına yaydılar. 10 yılda memleketi demir ağlarla ördüler. İşte bizim cumhuriyetimiz budur. O nedenle cumhuriyet bizim için vazgeçilmezdir. Hangi cumhuriyet ama? Irak'taki, İran'daki, Libya'daki, Suriye'deki değil, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti cumhuriyeti."

"Ses kayıtlarını bize dinletmiyorlar"
Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta AK Parti Grup toplantısında Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıklamalarda bulunacağını belirttiğini ancak "hikaye anlattığını" ileri sürdü.

Erdoğan'ın, söz konusu konuşmasında Kaşıkçı cinayetine ilişkin yönelttiği soruları eleştiren Kılıçdaroğlu, "Bunları söyleyen ülkedeki tek adam. Her şeyden sorumlu olan bir kişi. Bütün bu cinayetten haberi olan bir kişi." dedi.

Kaşıkçı'nın nişanlısının aradığı Yasin Aktay'ın sözlerini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yasin Aktay emniyete, istihbarata, Cumhurbaşkanlığına haber verdim, diyor. Ses kayıtlarını bize dinletmiyorlar. 81 milyon bilmiyor. Oradan geliyorlar, basıyorlar tuşa. Cinayetin nasıl işlendiğinin ses kayıtlarını dinletiyorlar. Sen bu soruları soruyorsun, bu katillerin elini kolunu sallayarak yurt dışına gitmesine niye, hangi gerekçeyle izin verdin? Üstelik bunların hiçbirisinin, başkonsolosun da dokunulmazlığı yok. Bir cevap yok, beni suçluyor: 'Kılıçdaroğlu, parayı seviyor' diye. Pes vallahi, paramız pulumuz onun kadar olsa hadi bana söylersin de... Benim parayla pulla işim yok sevgili Erdoğan, o senin işin. Benim yeşil dolarla da işim yok, o da senin işin. Ne benim, ne de benim ailemin işi. Bizim parayla, pulla, haramla, kul hakkıyla yakından uzaktan bir kuruşluk, bir paralık hesabımız olmaz ve yoktur da..."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Başdanışmanı İlnur Çevik'in "...Kraliyet ailesine dostluğunu gösterip olayı fazla deşelemeden, aksine iyi niyetle adımlar atarak Kral Selman’a yardımcı oluyor." şeklindeki ifadelerini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Cinayet işlenmiş, bir gazeteci öldürülmüş, olayı fazla deşelemeden yardımcı oluyor... İşte bu yüzden Kral Selman Cumhurbaşkanı'na teşekkür ediyor. Ne kadar teşekkür etse azdır. Bir cinayetin üstünü kapatmak bundan daha iyi olabilir mi?" dedi.

Türkiye ve dünyada konsolosluklarda işlenen suçlarda atılan adımlardan örnekler veren Kılıçdaroğlu, güvenlik gerekçesiyle yaşanan olaylarda konsolosluklara müdahale edildiğini ve suç faillerinin Türkiye'de yargılandığını anlattı. Kılıçdaroğlu, "Bizde cinayet belli, failler belli, katiller geliyor, haberleri var, ses kayıtları var. Öldürüyorlar gazeteciyi, ellerini kollarını sallayarak başkonsolos dahil hepsi yurt dışına çıkıyorlar. Bunun adı çadır devletidir. Onurlu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden istediğimizi yapamıyorlar. Neden? Kralı kızdırırsak, bize para vermezse ne olur? Sen Türkiye'nin onurunu, gururunu ve haysiyetini satıyorsun." diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranların onurları ve haysiyetleriyle hareket ettiklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bu devletin başkanları uçan saraylara binmediler, hediye uçak almak için kırk tane takla atmadılar. Onurlarıyla haysiyetleriyle mücadele ettiler. Türkiye Cumhuriyeti'nin onuru, haysiyeti incinmiştir. Katillerin serbest bırakılması affedilecek bir olay değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onurunu inciten kişinin, o makamdan onuru, haysiyeti varsa derhal ayrılması lazım." ifadelerini kullandı.

"Hak arayan birisine Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan birisi nasıl 'türedi' der?"
Kılıçdaroğlu, emeklilikte yaşa takılanlara emeklilik hakkı verilmesi halinde bunun maliyetinin 750 milyar lira olacağına ilişkin ifadelerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. 

Bu konuda sorun yaşayan insanların haklarını aradıklarına işaret eden Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, söz konusu sorunu yaşayan vatandaşlara "bunlar türedi" ifadesini kullandığını savundu. Kılıçdaroğlu, "Vicdanı olan her vatandaşıma soruyorum, hak arayan birisine Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan birisi nasıl 'türedi' der? Bu, insan ve hakkını arıyor. Sen 46 yaşında emekli oluyorsun, o da 'Ben de emekli olayım.' dediği için 'türedi' oluyor, öbürü beyefendi oluyor. Kendi vatandaşına 'türedi' diyen dünyada tek kişi var, o da Erdoğan. 46 yaşında emekli olacaksın, hem Cumhurbaşkanlığı hem emekli aylığını alacaksın, bu da yetmiyor 2019'da maaşına yüzde 26 zam yapacaksın? Hani Kurtuluş Savaşındaydık, ekonomik savaştaydık? Kendi kendisine zam yapıyor. Allah gözünüzü doyursun, vicdan sahibi olan bunu nasıl kabul eder?" diye konuştu.

"Erdoğan'a İstanbul Havalimanına ilişkin 3 soru"
İstanbul Havalimanının açıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, yatırımlara ilişkin her türlü hesabın millete verilmesi gerektiğine işaret etti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Erdoğan'ın cevaplaması için 3 tane soru soracağım. Yanına istiyorsa doktorunu da alabilir. Bence sakıncası yok. 

Hangi gerekçeyle sözleşme hükümleri değiştirilerek 4,5 milyar avro finansman garantisi verilmiştir? Eğer bu garantiyi baştan verseydiniz, belki başkaları da girecekti ihaleye. 

En geç Haziran 2013'te havalimanı yeri teslim edilecekti, yer teslimi 2 yıl gecikti. Bu gecikme nedeniyle kamunun zararı 2 milyar 90 milyon avro. Bu para ödendi mi? Ödenmediyse ne zaman ödecek? 

Şartname ve sözleşmeye göre havalimanı denizden 90 metre yükseklikte olması lazım. Bir gerekçeyle 90 metreyi 60 metreye düşürdünüz. Buradan müteahhitin karı 1 milyar 350 milyon avro."

ha-ber.com
banner201

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner301

banner272

banner276

banner274

banner275

banner302

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir