banner269
ORTADOĞU’DA SAVAŞ BİTERSE TÜRKİYE UÇAR

Türkiye cumhuriyeti 1923 ten beri, tüm hükümetler döneminde imkânlar nispetinde ülkenin kalkınması için çaba göstermiş ve bugüne gelinmiştir.
Ancak, bu süreçte Doğu ile Batı bölgeleri arasındaki gelişmişlik farkı, çeşitli teşviklere rağmen giderilememiştir. Bölgeler arası emek ve sermaye göçü önlenemediği için, bugün İstanbul’un nüfusu 20 milyona ulaşmıştır. Bu, Türkiye nüfusunun ¼ kadardır.
 
Terörün en önemli nedeni, Eğitim, Ulaşım ve İşsizliktir. Bu unsurlar çıkar grupları tarafından kullanılmış, Doğudaki, PKK terörü, göçü tetiklemiş ve göç ülkeye yayılmıştır.
Türkiye ve Ortadoğu ülkelerinin en büyük problemlerinden biri de eğitim yetersizliği nedeniyle cehalettir.  Cehalet, egemen güçlülerin çok iyi kullandığı bir silahtır. Cehalet en çok da demokrasinin düşmanıdır. Cehalet, okumaz, öğrenmez, sorgulamaz, küçük çıkarlara kanar ve katleder. Cehaletin yarattığı terör Ortadoğu ve Türkiye olmak üzere Avrupa’da görülmüştür. Terör, giderek dünyada tehdit unsuru haline gelmiştir.
Irak savaşı sırasında örgütlenen İŞİD, Suriye’de PYD, YPG ve yıllardan beri Irak ve Türkiye’de sürdürülen PKK terörü, ülkeye ve mazlum, insanlara çok zarar vermiş ve terör bugün Suriye savaşın aktörleri haline gelmiştir.
 
Suriye’deki savaşa harcanan paralarla ilgili rakamlar aşağıda açıklanmıştır. Eğer, Dünya siyasetçileri savaşa harcanan paranın yarısını, cehaletin giderilmesi için eğitime harcasaydı, bugün dünya daha çok huzurlu olacaktı. Aynı zamanda, kalkınma hızı daha yüksek medeni toplumlar olacağı için halkın refahı da artacaktı.
Maalesef savaştan, terörden beslenen sömürgen güçler ve onların yarattığı çıkar grupları, cehaleti kullanmaktan vazgeçmedikçe demokrasi de tam gelişmeyecektir.
 
Türkiye, bulunduğu coğrafya, stratejik konumu, doğal zenginlikleri, iklimi itibarıyla, Dünyanın gözlemlediği bir bölgedir.
Millî mücadeleyi, Türk, Kürt ve tüm etnik kökenli gruplarla birlikte veren Türkiye, gelişmiş ülkelerin kıskacında, dâhili, harici, Bölücü işbirlikçiler tarafından planlanan, dindar ve milliyetçi söylemlerle, bizi bize kırdırarak Haçlı seferlerini sürdürmektedir.
 
Irak savaşı sırasında, Türkiye’den istenen tezkere 1 Mart 2003 tarihinde TBMM geçmedi. Ortadoğu’nun haritasını değiştireceğiz diyen Amerika, Türk Askerinin başına çuval geçirdi. Dünyanın gözü önünde nükleer silah var yalanı ile Irak işgal edildi. Masum insanlar öldü. Bugün de Suriye paylaşılmak istenirken, Türkiye, bir ucundan bulaştığı Suriye bataklığına çekilmeye çalışılıyor.
Ortadoğu’nun Güçlü iki devleti İran ve Türkiye kapıştırılmak isteniyor. Eğer bu başarılırsa işte o zaman büyük felaket olacaktır.
Görünen odur ki, Amerika, 2003 yılında Türkiye dâhil Ortadoğu’nun haritasını değiştireceğiz dediği zaman, Türkiye müttefiklerinin yanındaydı. Ama müttefikimiz olan Amerika’nın bugün yanımızda olduğundan emin değiliz.
 
Suriye Savaşına, Irak Şam İslam Devleti, El nursa ve bazı Kürt, Türkmen, Dürzü ve Süryani gruplar ve son dönemde Rusya, İran, Amerika ve Türkiye sınırlı da olsa çatışmalara katıldı. Cerablus’u terk ederek çekilen IŞİD, Türkiye’yi Suriye bataklığının derinlerine çekmek isteği gibi ihtimaller savaş strateji uzmanları tarafından doğru okunmalıdır.
 
Türkiye, emperyalist ülkelerin isteği ile hazırlanan bu tuzak politikalara ve tahriklere kapılmamalıdır. Özellikle Ortadoğu’nun haritasını değiştireceğiz sözü unutulmamalıdır. Bu kavgaya uzaktan kumanda eden Rusya, Amerika ve diğer müttefikler Suriye’de PYD, PKK, gibi unsurların yanında görünse bile yarın, masa başında istediklerini almadıkları sürece savaşı bitmeyecekler.
 
Bize göre, Kimse Suriye’yi kurtarmak için savaşmıyor. Küresel güçlerin bölgede farklı çıkar hesapları Suriye üzerinden elde edilmeye çalışılıyor.
ABD, Rusya, İran, Çin, Suudi Arabistan, Türkiye dâhil birçok ülke Suriye savaşında taraftır. Rusya olmasaydı Esad rejimi ayakta kalamazdı. Suriye'ye karşı savaşan cihatçılara Lübnan, Ürdün kapısını araladı. Suriye, ateşinin komşu ülkelere sıçrama tehlikesi vardır. Suriye’deki savaşın ne zaman biteceği belirsiz görünüyor.   
Çıkarlar çatışırken, bu kavga ile bir yere varılamayacağını ‘’Yurtta sulh, Cihanda sulh’’ ilkesiyle Türkiye bu kavganın içinde olmamalıdır.
Tüm sorunlar askeri ve siyasi diplomasi ile çözmelidir.
 
Merkezi İngiltere’de olan Save the Children (Çocukları koruma) örgütünün raporuna göre; Suriye Savaş’ında 250 bin yetişkin,10 bin çocuk hayatını kaybetti. 1,5 milyon kişi yaralandı, 4,3 milyon çocuğun acil insani yardıma ihtiyacı var. 2,6 milyon çocuk okula gidemiyor. 1,2 milyon çocuk, komşu ülkelere sığındı. Eğer, Mülteci akını böyle devam ederse, göçmen sayısı, işsizlik ve potansiyel suçlu çocuklar giderek artacaktır.
Cehalet gelecekte Türkiye’nin en büyük sorunu olabilir.
Türkiye, Suriyeli mülteciler için AFAD bütçesinden 36 milyar lira yaklaşık 12 milyar USD harcadık. Bu parayla 8 adet üçüncü Boğaz Köprü yapılabilir...
Birleşmiş Milletler Suriye iç savaşının 5 yıllık maliyetini 259 milyar dolar olarak açıkladı.
Eğer bu paralar, insanların eğitim ve sağlığına harcanmış olsaydı hümanist dünya insanlığı kazanmış olurdu.
Ortadoğu savaşı sosyal ve ekonomik boyutu ile en çok Türkiye’yi etkiliyor. Türkiye’deki 600 bin milyonerin göç ettiğini basın yazıyor.
Eğer, Ortadoğu savaşı, sulh yoluyla biterse, göçmenlerin bir bölümü geri döner. Ülkede imar ve yatırımlar başlar. İnşaat sektörü canlanır, istihdam artar, ithalat yasal yollardan büyür. Bu barıştan en çok yine Türkiye yararlanır. Ama bunun da bir şartı var. O’da Barışa giderken Türkiye Suriye ile dost ve müttefik olabilirse Türk ekonomisi uçar.
 
Türkiye, orta doğuda savaşçı konumda olmak yerine, barışçı politikalarla arabuluculuk yapması, Ortadoğu’da ticaretin başlaması ile Türkiye şahlanacaktır.
Çünkü savaş sonrası Suriye, Yatırım, Sağlık, Gıda, Tekstil, İnşaat malzemeleri ve A dan Z kadar, birçok mal ve hizmetleri, özellikle inşaat ürünlerini Türkiye’den ithal edilecektir. İnşaat sektöründe uluslararası deneyime sahip olan Türkiye, alt yapı ve konut sorunu çözecek, teknolojik yatırımları gerçekleştirecek potansiyele sahiptir.
Savaş, nedeniyle göç eden eğitimli ve zengin insanlar uluslararası ülkelerdeki yerini aldığı için, bazı Suriyeliler geri dönmeyecektir. Bu nedenle hem sermaye hem de eğitimli nüfus azaldığından, ülkenin genel yönetimi ve özel sektörde insan kaynaklarına önemli talepler olacaktır. Bu talepler, Türkiye’den karşılanabileceği ihtimalleri göz önünde bulundurularak, Türkiye gelecek hesaplarını bunları görerek yapmalıdır.
 
Sonuç olarak; dikkatinizi etnik grup ve dini söylemlere çekmek isterim.  Bugün Türkiye’de yaşayan pek çok etnik gruplar vardır.
Bu kimliklere bakıldığına Kürt, Türk milliyetçiliği ve Alevi Sünni çatıştırılmasından başka kimliklerde hiçbir sorun öne çıkmamaktadır.
Bunun nedeni, Türk-Kürt ve Alevi-Sünni nüfusunun yoğunluğudur. Bu gruplar arasındaki çatışmalar daha fazla ses verecektir. İşte egemen güçler de bu guruplar arasında, en çok da cahil kesimi kullanarak, hurafe din politikaları ve aşırı milliyetçilik söylemleri ile çatışma yaratılmak ve ülkenin haritası değiştirilmek istenmektedir.
 
Ülkenin geleceği için, ideolojik düşüncelerle değil, Ortak akılla gerçekçi çözüm üretmek bizi daha refah, özgür ve güçlü kılacaktır.
 
Necdet TOR
Mali Müşavir

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner291

banner272

banner274

banner276

banner192

banner174

sanalbasin.com üyesidir