O FOTOĞRAF!

19 Mayıs’ın yüzüncü yıl törenleri için Samsun’da verilen fotoğraf ibretlikti. Erdoğan başkanlık düzenini meşrulaştırmak ve 2023’te nasıl bir ülke yaratmak istediğini göstermek için kaçırmadı fırsatı. Sağcıdır o fotoğraf. Yani piyasacıdır, dincidir, milliyetçidir, erkektir, tek tiptir! İkinci Yenikapı vakasıdır! Kılıçdaroğlu o fotoğrafa niye girdi? 
Yazık ki soruyu tersten sormak doğru olan: “Girmeseydi nasıl kara kampanya olurdu?” Hemen iktidarın basını, “Milli birlik ve bütünlük fotoğrafından kaçan CHP lideri” türü başlıklar atar, iftarlarda ve salı toplantısında Erdoğan ağzına geleni söylerdi. “Siyasetten neden kaçıyor insanlar” sorusunun yanıtı da o fotoğraftadır. Kılıçdaroğlu daha bir ay önce kendini öldürmek isteyenlere alkış tutanlarla, dokunulmazlığını kaldırarak onu içeri atmak isteyenlerle bir arada bulunmak zorunda kaldı! Neden?

Milli ruh! 
Milli meseleler her şeyin üstündedir, vurgusu/algısı yüzünden. İyi de “Türk tipi başkanlık sisteminin” başı, KK’yi milletten saymıyor ki! Elbette sadece onu değil; Cumhuriyetçileri, Kürtleri, Alevileri, sosyalistleri, laik kadınları, Müslüman olmayanları ve aklına yatmayan herkesi! O halde bu maskeli baloya neden katlanılır ki?
Özdemir İnce 19 Mayıs’ın ertesinde Sabah gazetesinin manşetini konu etti köşesinde. Yandaş gazete, fotoğraftan hareketle “Samsun ruhu” keşfetmişti. Tamam yandaş Sabah öyle de, Sözcü manşetine ne diyeceğiz peki? Malum fotoğrafı koyup “demir soğudu” diyordu gazete. Meğer aynı fotoğrafta yan yana görününce liderler (!) gazeteci dayakları, linç girişimleri falan ortadan kalkıyormuş! O gün konusunda iktidar basını ile Sözcü aynı yerdeydi. Bana kalırsa önümüzdeki dönemin temel sorunu budur işte. Hepimiz samimiyet sınavından geçeceğiz.

Demokrasi turnusolü
Önümüzdeki dönem neye muhalefet ettiğimiz, demokrasiden ne anladığımız temel gösterge olacaktır. Salt RTE uygulamalarına karşı durmak özgür, yaşanılır dünya adına yeterli değildir. Şunda hemfikiriz: AKP bu ülkenin tüm temel değerleriyle oynadı. Ülke hukukun üstünlüğünden, bilimden, kör topal süren demokrasiden koptu. Eğitim çöktü, cehalet özendirildi, liyakat ölçü olmaktan çıktı, gericilik bayraklaştı ve nihayetinde tek adam düzeni egemen oldu! Esas sorun bundan sonrasında ne dediğimiz!
Bir, eğer piyasacılığa itirazınız yoksa Erdoğan’ın türevi olmaktan öte gidemezsiniz. Şu halde TÜSİAD ve benzeri yapıların düzenin yeniden inşası önerisine bakışınız nedir, önemlidir bu. Kaldı ki sermaye sahipleri başkanlığa değil, buradaki kuralsızlığa itiraz etmekte.
İki, Kürt sorunu bizim ülkemizde demokrasi turnusolüdür. Açıktır bu. Eğer bir halkın diline, tercihlerine saygınız yoksa, kendinizle eşit yurttaş olarak görmezseniz ve koca tarihsel sorunu silahlı örgütle mücadeleye indirgerseniz sınıfta kalırsınız. HDP’nin şu ya da bu yöntemine karşı çıkabilirsiniz, ancak adalet ve temsil hakkı konusunda herkese karşı net olmak gerekir. Elbette bu notu kendini egemen, büyük ağabey sayan siyasilere ve seçmenlerine söylüyorum.
Üç, “Mustafa Kemal” hususunda nasıl tutum takındığınız önemlidir. Atatürk kurucu babadır, “aydınlanma” simgesidir. Onu müzelik hale getirmek, ticaretini yaparak güç devşirmek yanlıştır. Tersi, sürekli “vesayet” vurgusu yapmak, “Kemalizmle hesaplaşma” adı altında gericiliği beslemek de tamamen yanlıştır. Eline bayrak verilen yurttaşların alkışıyla Ege’de, Trakya’da vaziyeti idare etmek çözüm değildir. Ülke bütünlüğü için Kütahya, Diyarbakır, Trabzon ne hisseder, ne düşünür anlamak gerekir.

Çözüm
AKP’nin de her iktidar gibi sonlu bir ömrü var. Belli ki bırakacağı hasar ağır! Bunu aşmak ve yeniden ayakları sağlam yere basan Cumhuriyet kurmak görevdir. Bunu “o fotoğraf”taki sağcı kafayla yapmak mümkün değildir. Gücü nereden alırız derseniz: Kurtuluş mücadelesine, Köy Enstitülerine, DİSK tarihine, Deniz’lere bakın derim. Çürümüş düzen daha sağcı, daha gerici olarak yeniden kurulacaksa, bundan olmak ahmaklıktır!

YORUM EKLE

banner324

banner323

banner320

banner321